GÖNÜLDAŞLARIN BOLU ÇIKARMASI!..

 

“İBDA-C lideri Erdiş mahkemede ifade verdi

Mutlu YUCA- Koray YILMAZDEMİR/BOLU, (DHA)

BOLU F Tipi Cezaevi’nde ağırlaştırılmış ömür boyu hapse hükümlü yasa dışı terör örgütü İBDA- C lideri Salih İzzet Erdiş, infaz koruma memurlarına hakaret ettiği iddiasıyla mahkemelik oldu. Salih İzzet Erdiş’e destek vermek için adliyenin önünde toplananlar, örgütün işaretini yaparak tekbir getirdi.

İnfaz koruma memurlarının kendilerine hakaret ettiği şikayeti üzerine İBDA- C lideri Salih İzzet Erdiş, bugün geniş güvenlik önlemleri altında Bolu Adliyesi’ne getirildi. Erdiş’e, adliyenin önünde toplanan yaklaşık 100 kişi destek verdi. Polis, adliyenin önünde toplananların nüfus cüzdanlarını alarak, güvenlik soruşturmasından geçirdi. Erdiş arka kapıdan adliyeye sokularak, Sulh Ceza Mahkemesi’ne çıkarıldı. Erdiş'in ifade verdiği mahkeme ertelendi.

Salih İzzet Erdiş’in avukatı Güven Yılmaz, “Müvekkilim, 2002 yılından bu yana Bolu F Tipi Cezaevi’nde yatıyor. Cezaevindeki infaz koruma memurlarına hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında tutanak tutuldu. Durum savcılığa intikal edince, soruşturma başlatıldı. Bugün de adliyeye getirildi, ifade verdi” dedi.

Sıkı güvenlik önlemleri altında adliyeden çıkarılan Salih İzzet Erdiş, cezaevi aracıyla götürülürken, yandaşları örgüt işareti yapmaya devam etti.

***

Bugün büyük bir heyecanla girdim foruma ama hayal kırıklığına uğradım… Sanıyordum ki abilerimiz mahkemeye gidecek ve Kumandanımızın resimleri ve haberleriyle bize bilgi verecekler, gördüm ki Kervancı abimiz bile kendi anlatmamış mahkemeyi bir haber merkezi linki vermiş, giden ağabeyler de pek bir şey anlatmamış yahut anlatacak bir şey yaşanmamış… Oysa dünden beri merak içinde ve heyecanla sizlerden haber almak için sabırsızlanıyordum… Bütün ruhumla ve kalbimle ben de mahkemedeydim, bedenim gidememiş olsa da… Neyse ki bu sabaha karşı rüyamda görebildim Kumandanımızı… Çok güzel görünüyordu; “Saçların duruyor mu Kumandanım?” dedim, hayır kesmişlerdi… Ama yine de çok genç ve çok sağlıklı görünüyordu… Mahkeme alanı düz bir arazi olmuştu, taş ve kayalıklıydı, hiç yeşillik yoktu… Ama o bir tutsak değildi, özgür bir şekilde dolaşıyordu... Bir eli cebinde, diğer elinin şehadet parmağını hakime doğru sallıyordu ve öyle güzel konuşuyordu ki, herkes sus pus olmuş onu dinliyordu… Sanki yargılanan o değil de, hakimdi… O yargılıyordu mahkemeyi… Ne kadar da dik ve şerefli duruyordu... Bakmaya doyamadım… Ama uyandım maalesef… Allah korusun O’nu… Allaha emanet olsun... Her Yusuf bir gün çıkacaktır zindandan! O da bizim Yusuf’umuz ya, O da çıkacak elbet, bütün kalbimle inanıyorum…

Felluce

***

Selam,

Gönüldaşlarımızın bazıları mahkemeden yeterince haber verilmediğinden bahisle, muhtelif konu başlıkları altında serzenişlerde bulunmuşlar ki, sanırız kısa bir izahat yapmak uygun olur.

Öncelikle, mahkeme Bolu'daydı ve şu an saate baktığımda 19.00'a geldiğini görüyorum ki, birçok arkadaşımız bizim gibi henüz memleketlerine dönmüş, diğerleri de hala yolda olsa gerektirler, Elazığ'dan, Burdur'dan, Konya'dan, İstanbul'dan vs. yurdun en uzak köşelerinden gelenler olduğu kadar, Almanya'dan mahkemeye için gelen gönüldaşlarımız bile vardı.

Sevinç ve hüznü, öfke ve iftiharı bir arada yaşamak gibi, ama aslında çok daha girift hisler içindeydik hepimiz. İBDA Mimarı'nı çakalların tutsağı olarak görmenin, O'na hâlâ ve ifadesinde belirttiği üzere mahkeme salonunda dahi "Betatron" denen KORKUNÇ işkencenin tatbik edildiğini öğrenmenin verdiği öfke ve üzüntünün yanısıra; O'nu jandarmaların, gönüldaşlarımızın koridorlara sığmayan yoğunluğu, ama daha mühimi patlamaya hazır ve zor zabtettikleri öfkesi, heybet ve azameti karşısında ve güvenlik gerekçesiyle "kaçırırcasına" duruşma salonuna getirip götürmeleri sebebiyle birçoğumuzun yeterince net görememesi ve O'nun da bizleri dilediğince görememesi, aslında daha anlatılması gereken BİRÇOK MÜTHİŞ HABERLE beraber, yol yorgunluğu da bir derece ancak, böylesi ağır müşahede ve duyguların da tesiriyle, itiraf etmek gerekirse, burada sıcağı sıcağına konuşmak çok zor, çok müşkül ve yorucu...

Gönüldaşlarımıza hak verin arkadaşlar, aslında ifadesi çok zor bir müşahededir İBDA Mimarı'nı tutsak görmek, O'na işkence edildiğini bilmek, iki metre ötenizdeyken O'na ulaşamamak ve O'nun tekrar işkence ve esarete sizden kaçırılırcasına geri götürüldüğünü görmek. Ne anlatmamızı bekliyorsunuz ki arkadaşlar, çok eğlenceliydi, gezdik, eğlendik tarzında koşa koşa buraya gelip çok eğlenceli bir günü hararetle tasvir etme durumumuz yok ki şu an, keşke olsaydı. Foruma gelirken de, aslında mahkemeyle ilgili pek bir şey yazma isteğimiz yoktu, bir köşede başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmek ve hemen O'nu o işkence şartlarından kurtarmaya dair, mücadeleye dair, kavgaya dair birşeyler, hınç ve ihtirasla birşeyler yapma isteğimiz vardı ve Foruma da asıl, şanlı İBDA aksiyonuna hizmet edecek birşeyleri arka arkaya asma isteğimiz vardı. Lakin, dostları böyle moralsiz ve sitemkâr görünce dayanamayıp bu kadarını olsun yazmayı gerekli ve faydalı gördük. Durum onların, belki bu anlam veremedikleri sessizliğe bakıp zannettikleri gibi DEĞİL!..

Hepsi bu mu? KESİNLİKLE HAYIR!!!

Diğer yandan... BUGÜN TEK KELİMEYLE "MUHTEŞEM" VE "TARİHİ" BİR GÜNDÜ!.. Pek kimsenin şu ana dek fazla birşey yazmamasına bakıp "Duruşmada pek bir şey olmadı galiba" dendiği üzere değil, bizzat şahid olduklarımız yanında, asıl duruşmaya katılabilen birkaç gönüldaşımızdan aldığımız bilgiye göre, "O KADAR ÇOK ŞEY" oldu ki, yalnız olan bitenin hikayesini kahramanlarından, şahidlerinden, yayıncı gönüldaşlarımızdan, yani Baran'dan, Aylık'tan, Furkan'dan öğrenmek ve okumak çok daha güzel, çok daha münasib, çok daha doğru, çok daha doyurucu ve ayrıca kadirşinaslık olur, bu "büyük" günün tam hikayesini anlatma liyakati onlarındır. Biz sadece, siz mahkemeye gelememiş gönüldaşlarımızın merak ve heyecanını bir nebze gidermekle mükellefiz, ayrıca yapabileceğimiz de belki bu kadardır.

Bir nokta daha, İBDA Mimarı'nı jandarmalar resmen şimşek hızıyla ve perdeleme yaparak duruşma salonuna aldılar ve çıkarttılar, bu yüzden kanunen ne basına ne ziyaretçilere "yeni yasa gereği" fotoğraf çekme izni verilmediği için, cep telefonlarıyla birkaç kare yakalamaya çalıştı arkadaşlar, ancak maalesef, benim yanımdaki arkadaşlar O'nu değil ama ancak O'nu çevreleyen kalabalığı çekebildiler mesela. Diğer gönüldaşlar ne kadar yakalayabildiler bilemiyorum. O'nu net göremedik ki, net fotoğrafını çekebilelim, yani büyük çoğunluk bakımından.

Ayrıca... Mahkemeye "40" gönüldaşımızın katıldığını yazmış DHA ki, alâkası yok, yanımdaki gönüldaş, sadece arkasındaki dar koridorda (ki sığamadık) 70 kişi saydı, dışarıda ve arkada kaç kişi vardı, Allah bilir.

Mahkemeyle ilgili, bu "tarihi gün"le ilgili söyleyebileceklerimiz bu kadar gönüldaşlar, birazcık sabredip Baran'ın yeni sayısını beklerseniz çok daha "müthiş" ve kahraman gönüldaşlarınızdan gurur duyacağınız çok "çarpıcı" haberler okuyacağınıza EMİN OLUN!

KitabNeDiyorsaO

***

Evet KitabNeDiyorsaO arkadaşımızın mahkeme koridorundan verdiği haberler kesinlikle doğru ancak epeyce eksik. Eksiklik bolu adliyesinin pozisyonu ile alakalı. Bir de duruşma salonunun içi var ki o çok daha önemli. Bazı ipuçları vereyim. Duruşma salonu girişinde tekbir ve sloganlarla karşılanan Salih Mirzabeyoğlu bu durumu görünce fevkalade memnuniyet gösterdi. Duruşma salonu içinde ve dışında çok yoğun güvenlik tedbiri mevcuttu. 3 Avukat arkadaşımız savunma görevini üstlendi. Müşteki olan gardiyanlar ifade değiştirerek şikayeti olmadıklarını ve kendilerine küfür edilmediğini, küfürlerin ortaya edildiğini söylediler. Esas olan ise bu ifade de onları kurtarmadı. İçeride bazı hadiseler oldu. BARAN ın yeni sayısında tüm teferruatı ile duruşma mutlaka değerlendirilecektir.

Bir sonraki duruşma 14 Haziran'a ertelendi. Ancak duruşmanın yapılacağı o gün Salih Mirzabeyoğlu duruşmaya gelmek istemediğini beyan etti. Bu konuda avukatları Mahkemeye başvurarak duruşmadan vareste tutulmasını talep ettiler. Bu sebeple ancak karar duruşmasının yapılacağı, muhtemelen Eylül ayı gibi, duruşmaya katılması öngörülmekte.

Duruşmadan bir başka önemli ayrıntı; Ankara ve Gaziantep Barolarına kayıtlı bazı avukatlar duruşmayı takip için ilgili illerden Boludaydı. Bu avukat arkadaşlar bir sonraki duruşmaya en az 10-15 kişilik avukat desteği ile geleceklerini beyan ettiler. Bu çok önemli bir sahiplenme ve dava adına sevindirici merhaledir.

Tahmini olarak 100 kişiyi aşkın bir grup duruşma için Bolu'ya geldi. Gaziantep, Ankara, Eskişehir, Urfa, Trabzon ve tabii İstanbul'dan gelen Gönüldaşlar vardı. Bir sonraki duruşmaya da geleceklerini ve daha kalabalık olacaklarını belirten katılımcılar, bazı gönüldaşların işleri sebebiyle iştirak edemediklerini beyan ettiler. Hepsine sonsuz teşekkürler.

Adil

***

Adil gönüldaşımızdan Rabbim razı olsun. Demek ki Baran’ın bu sayısı bizler için daha özel bir hal aldı. Kumandanımızın son durumuyla ilgili tüm detayları öğrenebilmemiz açısından. Mutlaka göremediğimiz detayları Baran yakalamıştır. Şimdiden dopdolu bir haber için dergimiz Baran’ı bekleyelim.

Alperen

***

Selamlar

Madem öyle ben de dünkü mahkeme maceramı anlatayım.

İstanbul'dan çıkıp yaklaşık 3 saatlik bir yolculuktan sonra saat 9.15 gibi adliye önüne vardık.

Mahkeme saati yaklaştıkça epeyce bir kalabalık birikti mahkeme önüne. Bolu polisi herkesin kimliklerini toplayıp güvenlik kontrolünden geçirdi. Daha sonra polis şefi gelerek gönüldaşlarımıza, mahkemeye giremeyeceğimizi çünkü salonun dar olduğunu söyledi. Sonuçta varılan anlaşma gereği mahkeme koridoruna alındık. En azından Kumandan'ı girerken ve çıkarken selamlayacaktık.

Güvenlik görevlileri çok heyecanlıydı ve şefleri de bir hadise çıkmaması için, gönüldaşlarımızla uzlaşma diyaloğuna girmek zorunda kaldı.

Saatler 10'u biraz geçerken bir kıpırdanma yaşandı ve anladık ki O geliyor. Ben ve arkadaşlarım Kumandan'ı görebilmek için salondaki bankların üzerine çıktık, o denli kalabalıktı. Kumandan etrafında bir ordu askerle uzaktan göründüğü anda Bolu Adliyesi "Allahuekber" nidalarıyla inledi. Ancak askerler panikle, birkaç saniye içinde kaçırırcasına salona götürdüler Kumandan'ı. Bu birkaç saniyelik görüş esnasında ne yazık ki Adliye koridorunda fotoğraf çekmek ve görüntü almak mümkün olmadı.

Tabii bu arada polis de panik halinde bazı gönüldaşlarımıza müdahale etmeye çalıştı. Fakat kalabalığın öfkesinden ürktükleri için geri adım attılar ve salondan çıkarma girişimlerinden de vazgeçtiler.

Yaklaşık 45 dakika sürdü mahkeme. Çıkış anında O’nu daha iyi görebildik. Çünkü kollarından sıkı sıkı tutan askerlere direnerek döndü ve bizlere baktı. Bu da ancak bir-kaç saniye sürdü. Bu sırada dalgalanan kalabalıktan ürken askerler koşarcasına çıkardılar Kumandan'ı...

Allah O'nun kollarından tutan jandarmaları hakettikleri gibi yapsın...

Biz derhal dışarı çıkarak cezaevi arabasına bindirilirken görmek için arka tarafa dolandık fakat çevik kuvvet ekipleri önlem almıştı, araba çıkarken görebildik.

Mahkeme salonuna girebilen birkaç gönüldaştan içeride olanları öğrenmeye çalıştık.

Anlatalım:

Utanmadan mahkemeye şahid olarak gelen gardiyanlar, hakim karşısında ifade değiştirerek "ortaya yapılmış küfürlerdi, bir şahsı hedef almadı" demişler. Ancak mahkeme sonunda korktukları başlarına gelmiş...

İçerde Kumandan'dan görüntü alabilmişler mi onu da bilmiyorum.

Ayrıntıları Baran’ın bu haftaki sayısından beklememiz gerekecek...

Kumandan nasıl görünüyordu? Elbette iyi görünüyordu. Fakat içerde bulunduğu şartlardan dolayı zayıflamış. Mahkemede, maruz kaldığı işkencelerin (betatron) hâlâ (o ânda da) devam ettiğini söylediğini düşünürsek o zor şartlarda ne kadar iyi göründüğünü söylemeye gerek bile görmüyoruz.

Dualarımız O’nunla...

O’nu içerden çıkaracak şartları bir an önce oluşturmak da hepimizin vazifesi...

Vendetta

***

Allah hepinizden tek tek razı olsun! Bizleri kırmayıp anlattığınız için… Sanki ordaymışım gibi hissettim yazdıklarınızı okuyunca… Gözlerim doldu tıpkı sizler gibi… Hiçbir zulüm sonsuza kadar sürmez!!! Vendetta’nın dediği gibi, “O’nu içerden çıkaracak şartları bir an önce oluşturmak da hepimizin vazifesi...”

Felluce

***

Duruşma için gelen gönüldaşlarımız arasında tanıdığımız ve tanıştığımız Almanya'dan, Elazığ'dan, Konya'dan, Burdur'dan, Düzce'den, bilhassa ve elbette çoğunlukla İstanbul'dan gelen arkadaşlarımız da vardı. Adil gönüldaşımızın verdiği bilgiye bir katkı mahiyetinde ilave etmenin güzel olacağını düşündük. Hele herşeyi göze alarak gelen ve hamdolsun kazasız belasız emniyetin kontrolünü atlatan (daha önce hapis cezası aldıkları için) aranan, ayrıca başka kanuni gerekçelerle aranan gönüldaşları (çok değerli bir ağabeyimiz bu yüzden gözaltına alınıp saatler sonra bırakıldı hamdolsun), Almanya'dan sırf O'nu görmek için uçağa atlayıp binlerce km öteden gelen gönüldaşlarımızı, O'nu mücadelenin ilk başladığı günlerden bu yana yalnız bırakmayan ve varlıklarıyla hepimize bambaşka bir güç veren muhterem ağabeylerimizi, doğum yapmasına haftalar kaldığı halde kimselere kulak asmadan yüzlerce km öteden İBDA Mimarı'nı görmeye gelen hanım gönüldaşlarımızı, tek başına şehir dışından geldiği için sabahın kör karanlığında Bolu'ya inip ıssız sokaklarda dolaşmak gibi tehlikelerle yüzyüze kalan hanım gönüldaşlarımızı görmek bize bambaşka bir iftihar yaşatmıştır. Allah samimiyetlerini daim etsin, hepsinden razı olsun.

Başlıca ve çoğunlukla Baran ve Aylık'tan olduğu kadar, emniyetle olan görüşmeleri sözcümüz olarak sürdüren ve her safhada aktif olarak "gerekeni yapan" Furkan'dan gönüldaşlarımızı, böylesi heybet ve cesaret sahibi gönüldaşlara sahib olmakla göğsümüzü kabartan ve EŞSİZ bir gönüldaşlık duygusuyla birbirlerine "tek yürek" olarak kenetlenen "her cebheden" ve "her vilayetten" tüm gönüldaşlarımızı hürmetle ve iftiharla selamlıyoruz.

İBDA Mimarı'nın hepimize hitab ettiği gibi:

"MADEM Kİ BİZ VARIZ, BU DAVA VAR!.."

Ne mutlu!..

KitabNeDiyorsaO

***

Selamun aleyküm gönüldaşlar!.

Ben kabasını anlatmayacağım, tüm arkadaşlar zaten yazmış, ufak tefek ama bizim için önemli birkaç ayrıntıyı anlatacağım:

Kumandan mahkeme salonuna getirilirken başı eğik ve düşünceliymiş, tâ ki gönüldaşlarımızı görüp başını kaldırana kadar, ellerini havaya kaldırarak ALLAHÜEKBER diye, bağırmamış adeta gürlemiş, ondan sonra zaten gönüldaşlarımız galeyana gelmiş ve ortalık karışmış ve Kumandanı mahkeme salonuna götürmüşler, korkudan adeta kaçırmışlar, düzenin askerlerinden başka ne beklersiniz!..

Mahkemeye üç gönüldaş büyüğümüz alınmış, içerde cereyan eden olayları ise o büyüklerimizden dinlemenizin çok daha doğru olacağını düşünüyorum, o konuyu benim burada anlatmamın saygısızlık olacağına inanıyorum!..

Tüm gönüldaşlarıma saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla, Allaha emanet olun!..

Akıncılar1453

 

GÖNÜLDAŞ FORUM

Fikirse Fikir, Kavgaysa Kavga!

www.gonuldasforum.com

 

DİĞER HABERLER

- Salih Mirzabeyoğlu "Yumurtasızlar Çetesi"ni İfşa Ediyor - II

- Salih Mirzabeyoğlu "Yumurtasızlar Çetesi"ni İfşa Ediyor - I

- Gökyüzünde İBDA Bayrağı Dalgalanıyor

 

www.yeniakademya.org

www.akademya.up.to