ANA SAYFA HABERLER DERGİLER BAYİ ADRESLERİ BİZE YAZIN İRTİBAT
SON HABER:  

28 ŞUBAT YARGILANSINAKADEMYA PANELLERİİBDA KÜLLİYATI İNDEKSLERİKALEMİNDEN MİRZABEYOĞLUKÜRT MESELESİRÖPORTAJLARSÖZ ÇAKAL CARLOSTA

- NECİB FAZIL -- SALİH MİRZABEYOĞLU -ABDÜLHAMİD KOÇAAHMED EYMENAKADEMYAALİ NACARAV. ALİ RIZA YAMANAV. GÜVEN YILMAZAYŞEGÜL AHFABİLGEHAN ERENCOYOTTEDR. NEVZAT ŞİPLEMEFATİH TURPLUGÖKHAN GÜMÜŞGÜLÇİN ŞENELHAKAN YAMANHAYREDDİN SOYKANHÜLYA UYARİKTİBASKÂZIM ALBAYRAKKENAN DURUMAHMUD E. DURUMÜJDE BAYRAMMUSTAFA SEÇKİNEROĞUZ YILDIRIMÖMER EMRE AKCEBEOSMAN AKYILDIZREHA SUVARİREİ TAKAHARARUKİYE AVCIRUKİYE ŞENELSEDAT BULUTSELÇUK ARSLANSELİM GÜRSELGİLSENCER EKİNSEZAİ KIRLANGIÇSİZDEN GELENLERTURAN DEMİRÜMİT ELÖNÜZELİHA KILIÇPARLAR

HABERLER Paylaş
CARLOS: VIVA COMMANDANTE MİRZABEYOĞLU
Eklenme: 2011-12-20

 

 

 

 

 

 

“Önce Caracas’da Sonra İstanbul’da Buluşmak Ümidiyle”

Av. Güven Yılmaz


Kumandan Carlos’un Paris’te devam eden duruşmasına katılmak için Hollanda’da yaşayan gönüldaşımız Şakir Bilmez ve yanında, tanışma fırsatı yeni bulduğum ve tanıştığıma da çok memnun olduğum Fransa’da yaşayan diğer bir gönüldaş olduğu hâlde 12. Aralık 2011 Pazartesi günü öğleden sonra Paris-Orly Havaalanı’da Av. Ahmet Bey’le bizi karşılıyorlar. Av. Hasan Ölçer ise işlerinin yoğunluğu nedeniyle bize ancak yarın katılabilecek.

Her ne kadar bir önceki gün yaptığımız telefon görüşmesinde Kumandan Carlos Paris’e iner inmez mahkemeye gelmemizi istemiş ise de otele gidip valizlerimizi bırakmamız icab ediyor. Ve yine program gereği Carlos’un aynı zamanda eşi olan Av. İsabelle Hanım ile ofisinde saat 17.00de buluşacağımızdan o gün Mahkemeye yetişmemiz mümkün olmuyor.


Av. İsabelle Hanım

Paris’de bize tercümanlık yapacak olan ve burada yaşayan genç meslektaşımız ile İsabelle Hanım’ın ofisinin önünde buluşuyoruz. Bizi son derece içten ve sıcak karşılayan İsabelle Hanım’dan davanın kısaca geçmişi ve bundan sonra neler olacağı hakkında kısaca bilgi alıyoruz.

Ertesi gün yani 13.12.2011 sabah 09.00’da Av. İsabelle Hanım ile tekrar buluştuk ve onun refakatinde Paris Adliyesi’ne (Palais de Justice) giriyoruz. Adliye koridorlarına girdiğimizde bir süre sonra İsabelle Hanım çantasından cüppesini çıkarıyor ve bizim de cüppelerimizi giymemizi istiyor. Adliye koridorlarında diğerlerinden farklı cüppelerimizle gelen geçenin ilgisini ister istemez çekiyoruz. Mahkeme salonuna girdiğimizde salonda bulunan müşteki avukatları ve diğer savunma avukatları da farklılığımızı görerek, Fransızca “Bonjour-Merhaba” diyerek bizi karşılıyorlar. Carlos’un Fransız avukatlarından Francis Vuillemin ile daha önce e-mail ile görüştüğümüzden, biraz sohbet ediyoruz. Francis Vuillemin, Carlos’un önceki davasından bir bölümüne de yer verdiği “Kılıç ve Kaftan” isimli kitabını bana göndermişti. Fransızca bilmediğim için kitabını okuyamadığımı, ancak kitabın ismini çok karizmatik bulduğumu kendisine söylüyorum.

Bu arada İsabelle Hanım yanımıza gelerek bizi Mahkeme Başkanı ile tanıştırmak üzere kürsünün arka bölümündeki odasına götürdü. Mahkeme Başkanı’na bizi takdim ediyor. Carlos’a, idam cezası olmadığı için ömür boyu hapis cezası vereceğini bilmesek, ne kadar da sevimli bir adam diyebilirdik. Nitekim 17.12.2011 Cumartesi günü La Sante Cezaevinde yaptığımız görüşmede Carlos Mahkeme Başkanı için, “çok sevimli bir şekilde etrafa ve bizlere gülücükler dağıttı, ancak yine kendisine verilen vazifeyi(!) yapmaktan geri kalmadı” demesi Başkan’ın bu tiyatrodaki hakkını(!) verdiğini gösteriyor. Bizim için asıl sürpriz, İsabelle Hanım’ın Carlos’la görüşmek isteyip istemediğimizi sorması oluyor. Mahkeme öncesi müvekkille görüşebilmek?!. Türk kafası ile düşündüğümüzde ve ülkemizdeki tecrübeleri dikkate aldığımızda, bu imkân bizim için gayet lüks bir ayrıcalık gibi geliyor...


Efsaneyle Buluşma

Bu fırsatı değerlendirmemek mümkün mü? Hemen resimlerden de göreceğiniz camlı bölmenin arkasında özel bir odada bulunan Carlos’un yanına geçiyoruz ve birbirimize sarılıyoruz. Av. Ahmet Arslan Bey de tam kollarını açmış sarılmak isterken Carlos yine yapacağını yapıyor. Önceki konuşmalarımızdan da hatırlanacağı üzere Av. Ahmet Beyin askerlik dönemine ilişkin esprilerine bir yenisini daha ekliyor. Ve “Soldier!” (Asker!) diye komut vererek Ahmet Bey’i esas duruşa davet ediyor. Gülüşmelerimiz arasında bir-iki saniyelik esas duruş sonrasında ikisi de görülmeye değer bir manzarada birbirlerine sarılıyorlar. Önce Av. Hasan Ölçer Bey’i sordu ve kendisine durumu izah edince Kumandan Mirzabeyoğlu’nu soruyor. Kendisinin selâm ve duâlarını ilettiğimizde gözlerindeki parıldamayı tüm gönüldaşlarımın görmesini arzu ederdim.

Bu arada Carlos’un Lübnan’lı avukatı, Av. Hani Süleyman da odada… Onunla da selâmlaşıp kucaklaşıyoruz. Yine hatırlanacağı üzere Hani Süleyman, Mavi Marmara Gemisi’nde Gazze yolculuğu sırasında İsrailli askerler tarafından bilerek ve kasden bacağından vurulmuştu. Ve ben kendisine geçen sene Beyrut’da bir geçmiş olsun ziyaretinde bulunmuştum. Carlos onunla ilgili de espiriler yapıyor, ben de durumunu soruyorum, yaralanma sebebiyle hâlâ bacağındaki arazın devam ettiğini söylüyor; zaten bastonla ve hafif sekerek yürüyor.

Bir ân Carlos’un kaldığı odaya bir göz gezdiriyoruz. Özel tuvaleti ve lavabosu, oturma yerleri ile insana yakışır bir oda… Çay, kahve için bir ısıtıcının varlığı… Basit gibi görünen ama gayet insani bir tablo… Türkiye ile kıyas ettiğimizde, bazı alanlarda çok mesafe katetmemiz gerektiği de ortada… Carlos hemen bize bir kahve ısmarlıyor ve hazırladığı kahveleri içerken sohbete devam ediyoruz. Jandarmalar tarafından duruşmanın başlayacağı ikâzı üzerine mahkeme salonuna geçip yerimizi alıyoruz. “Dikkat” benzeri bir komutla salondaki herkes ayağa kalkıyor; Başkan ve hâkimlerden oluşan özel jüri içeri giriyor. Başkan görevliye bakarak Carlos’un getirilmesini istiyor.


“Yaşasın (Viva!) Kumandan Mirzabeyoğlu”

Bir tören ritüeli şeklinde gerçekleştirilen bu durum her defasında aynen tekrarlanıyor. Carlos’un kendisine ayrılan camla çevrili mekâna girmesi ile bütün gözler kendisine çevriliyor. Biz hemen o camlı bölmenin önünde oturuyoruz ve Carlos arkamızda kalıyor. Tabii olarak bizler Carlos’a çevrilen gözleri seyrediyoruz. Ve adetâ onların gözlerinden Carlos’u görmeye çalışıyoruz. Belki subjektif bir değerlendirme olacak ama, özellikle müşteki asıllar ve müşteki vekillerin gözlerinde ister istemez Carlos büyüsüne kapıldıklarını görmek mümkün. Artık davanın son aşamasına gelinmiş olduğundan, Savcılar, bizdeki karşılığı esas hakkındaki mütalaa olan karar taleplerini okuyorlar. Savcılar donuk bir okumanın ötesinde zaman zaman Carlos’a tehditkâr bakış ve tavırlarla mütalaalarını okurken, Carlos da sadece bu duruma gülüyor ve zaman zaman sözle savcılara müdahale ediyor, sataşıyor.

Savcılar mütalaa verirken Carlos’a içinde bir notla “Söz Çakal Carlos’da” kitabını veriyorum. İmzalayıp iade ediyor. İlk savcının mütalaası öğle vaktini buluyor ve ara verildiğinde Carlos’a dönerek kendisine destek vermek için Hollanda’dan ve Fransa’dan gelen arkadaşları işâret ediyorum. Şakir durumu hemen fark ediyor ve İBDA Selâmı ile birlikte Arapça olarak “Selâm Sana Ey Yaşayan Şehid!” diye bağırıyor. Carlos da İBDA Selâmı vererek “Yaşasın(Viva!) Kumandan Mirzabeyoğlu” diye karşılık veriyor. Salondakiler bu durumu ilgi ile izliyor.

İki savcının mütalaası bütün gün sürüyor. Her ara verildiğinde fırsatı değerlendiriyoruz ve soluğu hemen Carlos’un yanında alıyoruz. Aynı günün akşamı Paris’e gelen Av. Hasan Ölçer’le buluşup gelişmeleri kendisine aktarıyoruz.


Söz Savunmanın

14.12.2011 Çarşamba… Söz Savunmanın… İlk olarak Alman sanık Johannes Weinrich’in avukatı Bernard Ripert söz alıyor. Tok ve etkileyici sesiyle konuşmaya başladığında mekanın da atmosferi ile Fransa ve İngiliz tarihi filmlerinde gördüğümüz Mahkeme manzaraları gözümün önüne geliyor. Hiç bir şey anlamasak da 4 saat süren konuşmasını bize de dinletmesini bildi. Yanımızda oturan tercüman arkadaşımız zaman zaman kısa notlar yazarak, konuşma hakkında bir fikir sahibi olmamızı sağlıyor

Filistinli Kamal Al-Issawi, Johannes Weinrich, Christa Margot Frohlich, Magdelana Kopp gibi isimler geçtiğinde az çok bildiğimiz olaylar hakkında konuştuğunu anlıyoruz. Fransız meslektaşımız ilginç bir insan, teknoloji ile arası iyi değil, e-mail adresi bile kullanmıyor, ses tonu ve vurguları çok net, belli ki işinin ehli bir meslektaş. Bir diğer özelliğini de aşağıda değineceğimiz Şehit Kaddafi vesilesi ile yaşanan kısa arbede vesilesi ile yaptığımız sohbet sırasında öğreniyoruz. Uluslararası bir teşkilat dahilinde tüm dünyadaki cezaevlerinde bulunan mahkumların problemleri ile ilgileniyorlar.

Bir diğer ayrıntı da Türkiye’dekinin aksine avukatların gayet rahat bir şekilde ve hattâ elleri cebinde Mahkemeye hitap etmeleri idi.

Öğle tatilinde Carlos’un yanındayız. Fazıl Duygun’un aradığını, tahliye olduğunu ve selâmlarını ilettiğini söylüyoruz. Bu haber, günün moral verici gelişmesi oluyor.

Öğleden sonra da Carlos’un Fransız avukatlarından Francis Vuillemin kendine has uslübu ve tavırları ile 4 saatlik bir savunma yapıyor. Son olarak İsviçre’den gelen avukatın savunması ile geç saatlerde bugünün duruşması da bitiyor.

İsabelle Hanım bugün (15 Aralık Perşembe) yapılacak son savunmalarla davanın bitebileceğini söylüyor. Dün geç olması sebebiyle yapamadığımız savunmayı bugün yapacağız. Ayaküstü hazırladığımız ve tercümanlık yapan stajyer arkadaşımız tarafından Fransızcaya çevrilen kısa ve öz savunma metni İsabelle Hanım tarafından Mahkeme Başkanı’na hitaben okunurken, Av. Hasan Ölçer, Av. Ahmet Arslan ve ben hemen O’nun yanında duruyoruz. Fransız yasalarına göre avukatların Mahkemeye ancak Fransızca hitap etmeleri mümkün. Aslında bu dar bir yorum. Zira yine Fransız yasalarına göre sanık Fransızca bilmiyor ise savunmasını tercüman vasıtasıyla yapabiliyor. Bizler bu konuda biraz ısrarlı olmaya niyetliyiz. Ancak tercümanımız bugün yanımızda değil ve meramımızı anlatmamıza imkân yok. Bu yüzden ancak Fransızca bilen bir avukat vasıtasıyla yazımız okunabiliyor. Yine misafir bir avukat için aynı şekilde bir savunma metni okunduktan sonra, Carlos’un Lübnanlı avukatı Hani Süleyman savunmasını yapıyor. Son olarak, İsabelle Hanım’ın yaklaşık iki saat süren savunması ile avukatların savunmaları da bitmiş oluyor.

Öğleden sonra son olarak Carlos savunmasını yapacak… Öğle için verilen arada yine Carlos’un yanındayız. Her zamanki gibi sakin ve kendine güvenen tavrı dikkatlerden kaçmıyor.


“Yaşasın Devrim, Allahü Ekber!”

Nihayet beklenen ân geliyor ve Carlos, Besmele çekerek savunmasına başlıyor. Daha önceki konuşmalarımızda kötü Fransızcamla demesinin alçak gönüllülüğünden olduğunu anlıyoruz. Nefes almadan ve Başkan’ın “isterseniz ara verelim” talebine “gerek yok” cevabı ile aralıksız 5 saat süren konuşmasını, adetâ öğrencilerine ders veren bir üniversite hocası edâsı içinde gerçekleştiriyor. Yeri geliyor sakin sakin konuşuyor, yeri geliyor hiddetleniyor.

Saddam Hüseyin ve Usame Bin Ladin’in şehadetleri vesilesiyle Amerikan Emperyalizmine karşı sarfettiği cümleler sert bir üslupla… Yine Hani Süleyman üzerinden Siyonizm karşı öfkesi her halinden belli… Beşinci saatin dolmasına yakın yeniden Besmele çekerek başladığı cümleler dikkatimizi çekiyor. Biraz daha dikkatimizi vermeye ve anlamaya çalışıyoruz. Kaddafi hakkında konuştuğunu anlıyoruz. Birden hüzünleniyor ve sesi çatallaşıyor, dayanamayıp “Şehit Kaddafi!” diye bağırıyoruz ve bununla birlikte dinleyicilerden 10-15 kişilik bir grup Carlos lehine tezahürata başlıyor. Carlos üzerinde bir ara seyirciler tarafına baktığımızda, Mahkeme salonuna 5-10 tane jandarmanın gelerek adetâ bir barikat oluşturduğunu görüyoruz. Zaten konuşmasının sonlarına gelmiş olan Carlos yüksek bir ses tonuyla savunmasına kısa bir süre devam ediyor ve “YAŞASIN DEVRİM, ALLAHÜ EKBER!” diyerek konuşmasını bitiriyor.

Meslektaşlarımızla görüşüyoruz, aldığımız bilgiye göre bu gece de karar verilebilir ya da yarına da kalabilir. İsabelle Hanım, karar verecekleri zaman bizi ararlar, biz de size haber veririz diyorlar. Biz de bu rahatlıkla yağmurlu bir gecede Paris sokaklarında dolaşıyoruz. Tam ümidi kesip otele dönmeye karar verdiğimiz sırada, metroda, 22.30 sularında İsabelle Hanım’dan gelen telefon üzerine, tekrar mahkemeye geri dönüyoruz.


Tiyatro Bitiyor

Gece 00.30 sularında kararın okunması bittiğinde, sonu başından belli olan tiyatro bitiyor ve Kumandan Carlos ancak en az 18 yıl cezaevinde yattıktan sonra, şartlı tahliyenin inceleneceği ömür boyu hapis cezasına çarptırılıyor. Carlos’un yanına geçiyoruz ve konuşuyoruz. Ertesi gün tazminat taleplerinin sunulacağı dava olduğunu söylüyor. Bu davanın önemi şu; yüksek miktarda tazminata hükmedilmesi hâlinde bu tazminat ödenmeden Venezuella’ya iâdenin önü kapanıyor. Ki, iâdenin önüne engel koymak için Fransa’nın yapacaklarını tahmin etmek için müneccim olmaya da gerek yok.

Cuma günü 11 kişinin mirasçıları ile 150’ye yakın yaralının avukatları tarafından milyon Euroları aşan tazminat talepleri hakkındaki kararın 2012 Şubat ayında verilmesi bekleniyor…

Cuma günkü görüşmemizde Carlos’a “İnşallah çok yakında İstanbul’da görüşürüz” diyoruz. O da bize “önce Caracas’da sonra İstanbul’da” diye cevap veriyor, gülüşüyoruz. Bu arada Hani Süleyman, R.Tayyip Erdoğan’ın Suriye politikasını eleştiriyor. Carlos, İslâmcı gözüken hükümetin ve Amerikan politikalarına hizmet eden Fethullahçılığın Türkiye için muhtemel tehlikesine dikkat çekiyor ve Fethullah Obama diyerek mevzuya nokta koyuyor.

Cumartesi günü Vuillemin ile La Sante cezaevi önünde buluşuyoruz ve cezaevine giriyoruz. Carlos yine çok şık bir hâlde çıkıyor karşımıza… Sır olarak bizde kalacak olan hayatından enstantaneler aktarıyor bizlere… Bu arada bir kağıt istiyor ve bugünlerin hatırasını kayıt altına aldığı bir mektup yazarak bizlere veriyor. Çok geçmeden İsabelle Hanım da geliyor ve Fazıl Duygun tarafından hediye olarak gönderilen tesbihi cezaevi idaresine teslim ettiğini söylüyor. Hep beraber kısa bir sohbet sonrası Almanya’dan bizi almaya gelen arkadaşımız Mustafa Fişenkçi’nin beklediğini söyleyerek izin istiyoruz. İsabelle Hanım’ın yaklaşık 6 sene önce Paris’de bir araya geldiğimizde yanınızdaki arkadaş mı diye sorması üzerine işimiz kolaylaşıyor.

Ve Carlos’la sarılarak ayrılıyoruz.


KAYNAK: Dergimiz / Sayı: 8

http://www.dergimiz.net

 




Dergimizin Son Sayısı Çıktı!
Sayı: 2 - II.Dönem Güz 2011



Anasayfa | Yazılar | Haberler | Seçtiklerimiz | Dergiler | Dergi Aboneliği
Künyemiz | Hakkımızda | Bayilerimiz | Dergimize Yazın | Web Sitemize Yazın
                                 Copyright © Telif Hakları AKADEMYA'ya Aittir