SAMASTLAND
Nihal Bengisu Karaca, 27 Mayıs 2011,
Habertürk Gazetesi
MEHMET Ali Ağca bunu akletmemişti, ona
"kahraman" ilan edilmek yetmişti. Ama devir değişti; artık yeni yetme
katiller bile akıllandı. Paraya ve reytinge çevrilemeyen kahramanlıkların ve
kavgaların bir değeri yok artık.
Ogün Samast ismi marka oluyormuş. Kendisini
tanıyorsunuz: Hrant Dink`in katili. Samast Ailesi Türk Patent Enstitüsü`ne
başvuruda bulunarak, Samast markasının kullanılabileceği mal ve hizmetlerin
listesini sunmuş. Samast markası adı altında eğitim ve öğretim hizmetleri,
dergi, kitap, film, televizyon ve radyo programları, spor ve eğlence,
konferans, kongre ve seminer düzenleme, haber muhabirliği, fotoğrafçılık
hizmetleri düzenlenebilirmiş.
Samast`ın egosunu bu hale getiren, onu ama ihmalle,
ama beceriksizle bir şekilde kayırmış olan sistem, cinayet işlemeyen, hatta ne
suç işlediğini bilmeden yıllarca cezaevinde kalmış başkaca mağdurlarına karşı
usta bir iz sürücü kadar müteyakkız.
Siz bu satırları okurken Yakup Köse adlı bir
vatandaş, açıldığını tam 12 yıl sonra öğrendiği bir davadan dolayı sessiz
sedasız, yargılanıyor olacak.
28 Şubat döneminde, ismini bile bilmediği bir
örgüte (İBDA-C`ye) mensup olduğu ileri sürülerek içeri alındığında sadece 14
yaşındaydı. İmam hatip lisesi öğrencisiydi. Samast`ı balla börekle besleyen
sistem, Yakup Köse`nin idamını istedi. 14 yaşında olduğunu söylemiştim değil
mi?
10 yıl içerde yattı. Bu arada kaldığı Bandırma
Cezaevi`nde başından bir de "Hayata Dönüş Operasyonu" geçti. Tarafı
olmadığı, kimin ne olduğunu, ne ile mücadele ettiğini bile tam olarak bilmediği
olaylar cezaevini sardığında, devletin görevlileri molotofkokteyllerini
mahkûmların üzerine fırlattığında yaralandı. Jandarma kolunu kırdı. Hastaneye
götürdüler. Tedaviden sonra cezaevi de değişti, Eskişehir tabutluklarına
nakledildi.
Yıllar sonra, 2 Mayıs 2011 `de, bir cesaret geldi
üzerine. Çocukluğunu çalanlardan, 28 Şubat`çılardan davacı olmak istedi.
"Belki devlet, bana yaptıklarından dolayı özür diler, hele bir soralım,
hele bir isteyelim."
Bir de ne görsün Yakup? Özür dilemesi gereken
devlet, 12 yıldır Yakup`u gizli gizli yargılıyor olmasın mı? Hem de kolunu
kırıp yaraladıkları o günden dolayı. Hayata Dönüş Operasyonu günü, hani, asıl
adı "Tufan" olan... İki ay sonra tadilat yaparken Yakup ve
arkadaşlarının bulunduğu odada duvarın içinde kesici ve delici alet bulunmuş...
Gerekçe bu.
Yakup Köse`nin 18 yıl daha cezaevinde kalması
isteniyor şimdi. 12 yıl boyunca yargıladıkları Yakup`a, şehri ve ikametgâhı
belli olmasına rağmen tek bir bilgi notu, böyle bir dava olduğuna dair herhangi
bir belge göndermemiş olan, dolayısıyla bir savunması varsa onu da dinlememiş
olan devlet, bugün muhtemelen bir de karar çıkacak olan duruşmanın celbini
göndermeyi başarmış.
Tam da artık bu ülkede bir şeylerin değiştiğine
inanmaya başlarken, tam da artık devletin kırık kollar koleksiyonu yapan
ihtiyar bir psikopat olmaktan çıktığını düşünüp, esirgeyen, koruyan, adalet
tesis eden bir yapıya dönüştüğünü zannettiği günlerde... Hiçbir şeyin
değişmediğini anlıyor Yakup, kabûs devam etmekte.
İşlediği suçla ismini mumyalaştıranların; marka
olmak için patent endüstrisine başvuran katillerin ülkesinde, iki kız babası
normal bir vatandaş gibi yaşamak isteyen Yakup`un yakasından bir türlü düşmüyor
devlet. Yara sarmaya hiç niyeti yok. Kim çaktıysa omurgasını "Benden sonra
Tufan" deyip gitmiş sanki. Böyle bir nizamda 28 Şubat`lar biter mi,
operasyonlar diner mi, varın ona da siz karar verin.
*
AK Parti reklamları...
AK Parti reklamlarını eleştirmiştim. Parti`nin
tabanında başörtülü kadınlar olmasına rağmen, reklamlarda hiç başörtülü kadın
bulunmamasını eleştirmiş, AK Parti`nin "çok değişmesine" bağlamış,
veryansın etmiştim. Bir süre önce kampanyadan sorumlu olan Erol Olçak aradı ve
yanıldığımı söyledi. Reklamları belirli bir yayın stratejisiyle safha safha
yayına verdiklerini, ilk günlerde değilse bile bir süredir dönen reklamların
beşinde başörtülü kadın temsiline yer verdiklerini ifade etti. Nitekim ben de
daha sonra birine denk geldim ve Erol Olçak`ın ifadesine yer vermek durumunda
olduğumu hissettim.
http://www.haberturk.com/yazarlar/634473-samastland