ANA SAYFA HABERLER DERGİLER BAYİ ADRESLERİ BİZE YAZIN İRTİBAT
SON HABER:  

28 ŞUBAT YARGILANSINAKADEMYA PANELLERİİBDA KÜLLİYATI İNDEKSLERİKALEMİNDEN MİRZABEYOĞLUKÜRT MESELESİRÖPORTAJLARSÖZ ÇAKAL CARLOSTA

- NECİB FAZIL -- SALİH MİRZABEYOĞLU -ABDÜLHAMİD KOÇAAHMED EYMENAKADEMYAALİ NACARAV. ALİ RIZA YAMANAV. GÜVEN YILMAZAYŞEGÜL AHFABİLGEHAN ERENCOYOTTEDR. NEVZAT ŞİPLEMEFATİH TURPLUGÖKHAN GÜMÜŞGÜLÇİN ŞENELHAKAN YAMANHAYREDDİN SOYKANHÜLYA UYARİKTİBASKÂZIM ALBAYRAKKENAN DURUMAHMUD E. DURUMÜJDE BAYRAMMUSTAFA SEÇKİNEROĞUZ YILDIRIMÖMER EMRE AKCEBEOSMAN AKYILDIZREHA SUVARİREİ TAKAHARARUKİYE AVCIRUKİYE ŞENELSEDAT BULUTSELÇUK ARSLANSELİM GÜRSELGİLSENCER EKİNSEZAİ KIRLANGIÇSİZDEN GELENLERTURAN DEMİRÜMİT ELÖNÜZELİHA KILIÇPARLAR

28 ŞUBAT YARGILANSIN
Seçtiklerimiz Paylaş
KAYIP GEÇMİŞİNE, ÇALINMAK İSTENEN GELECEĞİNE FERYAT EDİYOR YAKUP KÖSE (Demet Tezcan, 8 Haziran 2011, Özgün Duruş Gazetesi)
Eklenme: 2011-06-16



KAYIP GEÇMİŞİNE,

ÇALINMAK İSTENEN GELECEĞİNE

FERYAT EDİYOR YAKUP KÖSE


Demet Tezcan, 8 Haziran 2011,

Özgün Duruş Gazetesi



Savaşın
çocuklarını biliriz, doğal afetlerin çocuklarını sokakların çocuklarını…
Çocuklarımız gelir aklımıza, onların yerine koyup içine düştükleri durumu
anlamaya çalışırız hiçbir şey yapamasak da yürek sızlamalarımızı hak eden
çocuklardır onlar.(Duygularımızın merhamet kırıntılarından nasiplenen mi
demeliyim?) Onları konuşuruz, ama söz konusu hapse giren çocuklar olduğunda ön
yargılarımızın penceresinden bakarız onlara uzaktan, temkinli… Tekin
olmadıklarını düşünürüz, eğreti yaklaşımlar içinde yaklaşırız onlara. İçeri
düştüklerinde de dışarı çıktıklarında da çok fazla şans tanınmaz onlara… Kendi
başlarına verirler hayatta kalabilme ayakta kalabilme mücadelesini. Onlar
çocuklukları demir kafesler ardında kalanlardır. Yakup Köse onlardan biridir.


Avrasya
Feribotu kaçırılmış, Türkiye’de gösteriler yapılmaktadır Çeçenlere uygulanan
katliamlara dikkat çekmek için. Yakup Köse, orta bire gitmektedir. Geç
başlamıştır okula. Hayata da çok geç başlayacağı gibi daha sonra. Başına
gelebileceklerden habersiz meydana koşar birkaç arkadaşıyla gençliğe adım
atmanın tüm heyecanıyla, çocukluğundan aldığı dünyaya meydan okuyabileceği
vehmiyle…  İçine karıştığı kalabalıkla birlikte slogan atar, onların
işaret dilini kullanır.  Ve vakit gece yarınsı bulur Yakup, çocuk
uykusunun tüm masumluğunda iken evi basılır ve karıştığı kitle onların
işaretlerini yapması  Yakup’u örgüt üyesi yapıverir. Sempatizanı bile
değil üyesi oluverir. “Konuş!” derler Yakup’a “İmzala!” en sert darbeler ve
tehditlerle yağar emirler üst üste. Gençliğe adım atma arefesindeki tüm
çocuklar gibi onun da dünyada gelişen olaylara dair söyleyecek sözü, duruşu
tavrı kaynarken içinde bulmaya ve çözmeye çalışırken olan bitenleri müsebbibi
oluvermiş boyundan büyük, yaşından büyük hadiselerin ithamı altında kalmıştır
Yakup. Yakup’un kendi kendine sorduğu sorular polisin sorusundan daha çok, daha
can yakıcı, daha keskindir. Örgüt üyeliği ne demek? İBDA-C’nin açılımı
ne?  Devletin düzenini değiştirmek? Ben ne yaptım? Suçum ne? Bana ne
olacak?


Bir çocuk örgüt
üyesi olsa ne olur? Bir çocuk taş atsa, slogan atsa, döviz-pankart açsa,
duvarlara yazı yazsa ne olur? Rejim karşısında bir çocuğun cürmü nedir? Bir
çocuk sisteme ne kadar zarar verebilir? Ancak o çocuğun masumiyeti üstünden
yapılır ne yapılırsa. Eline silah verilebilir, Molotof kokteyli, taş, pankart…
Bir hükmetmenin kurbanıdırlar onlar hep bir yargının piyonları, bir oyunun adı
sanı olmayan figüranları… Ama öyle değildir işte çocuklara çocuk nazarıyla
bakılmaz.  Bakıldığında görülen durduğu taraftır. Yakup, cocuk
mahkemesinde değil DGM’ye çıkarılır, idamla yargılanır çocuk boynuna ilmek
geçirmek üzerinedir tüm iddialar. Yetmez Yakup siyasi suçluların değil her
türlü suçun ve suçlunun mevcut olduğu adlilerin koğuşuna konur, kurtlar sofrasının
tam orta yerine yani… Yetmez Yakup işkence görür üç yıl hücrede kalır yıllarca
ailesiyle görüşemez Diri diri gömülürken Yakup, ana-babaya kesilir cezaların en
ağırı… Bir gün bir albay girer koğuştan alıp avluya götürür bir darağacı
gösterir “Bak sen burada asılacaksın” der. “Hamdolsun! der Yakup 
“Kurtulacağım yani?”


On yıllık bir
hikâyenin işkence seansları, koğuş baskınları, bir çırpıda anlatıp bitirecek
gibi değil elbet. Uyum yasaları çerçevesinde dışarı çıkabilmiş. O genç bir baba
şimdi.  Bir insanın hayat algısı ve kurgusuna dair ne varsa yaşanabilecek
henüz dört yıldır neredeyse el yordamıyla ulaşmaya-uzlaşmaya çalışıyor. Ömrünün
baharı denecek bir dönemini, elinden hoyratça alınan çocukluğunu,
delikanlılığını, umutlarını, geleceğe dair hayallerini parmaklıklar ardında,
kabirlere eş ölüm sessizliğine terk edildiği hücrelerde bırakarak başlamış
hayata… Kaç sıfır yenik denir bu duruma bilmem ki?  “Okuyup bir yerlere
gelebilirdim” diyor. “En azından baba mesleğini öğrenebilirdim.”  Ve şimdi
“ hayata dönüş” (!) operasyonunu sırasında çıkarıldığı koğuşta 20 gün sonra
yapılan aramada duvarından çıkan bıçak, patlayıcı madde bulundurmak suçundan
yeniden hapsedilmek isteniyor yeniden.  Çocuklarım var ve bir gelecek
hazırlamak istiyorum diyen Yakup Köse geçmişinin hesabını soramadan geleceği
elinden alınmasın diye yardım istiyor. Cumhurbaşkanından, Başbakandan, İnsan
hakları kuruluşlarından, yazarlardan sesinin aksisedasını duyabileceği tüm
vicdan sahiplerinden.


http://www.ozgundurus.com/Yazar/Demet-Tezcan/Kayip-gecmisine-calinmak-istenen-gelecegine-feryat-ediyor-Yakup-Kose-.php



 






Dergimizin Son Sayısı Çıktı!
Sayı: 2 - II.Dönem Güz 2011



Anasayfa | Yazılar | Haberler | Seçtiklerimiz | Dergiler | Dergi Aboneliği
Künyemiz | Hakkımızda | Bayilerimiz | Dergimize Yazın | Web Sitemize Yazın
                                 Copyright © Telif Hakları AKADEMYA'ya Aittir