ANA SAYFA HABERLER DERGİLER BAYİ ADRESLERİ BİZE YAZIN İRTİBAT
SON HABER:  

28 ŞUBAT YARGILANSINAKADEMYA PANELLERİİBDA KÜLLİYATI İNDEKSLERİKALEMİNDEN MİRZABEYOĞLUKÜRT MESELESİRÖPORTAJLARSÖZ ÇAKAL CARLOSTA

- NECİB FAZIL -- SALİH MİRZABEYOĞLU -ABDÜLHAMİD KOÇAAHMED EYMENAKADEMYAALİ NACARAV. ALİ RIZA YAMANAV. GÜVEN YILMAZAYŞEGÜL AHFABİLGEHAN ERENCOYOTTEDR. NEVZAT ŞİPLEMEFATİH TURPLUGÖKHAN GÜMÜŞGÜLÇİN ŞENELHAKAN YAMANHAYREDDİN SOYKANHÜLYA UYARİKTİBASKÂZIM ALBAYRAKKENAN DURUMAHMUD E. DURUMÜJDE BAYRAMMUSTAFA SEÇKİNEROĞUZ YILDIRIMÖMER EMRE AKCEBEOSMAN AKYILDIZREHA SUVARİREİ TAKAHARARUKİYE AVCIRUKİYE ŞENELSEDAT BULUTSELÇUK ARSLANSELİM GÜRSELGİLSENCER EKİNSEZAİ KIRLANGIÇSİZDEN GELENLERTURAN DEMİRÜMİT ELÖNÜZELİHA KILIÇPARLAR

28 ŞUBAT YARGILANSIN
Seçtiklerimiz Paylaş
"SAYIN BAŞBAKAN BENİM DE SESİMİ DUYAR MI?" (Teodora Doni, Yeni Şafak Gazetesi, 20 Haziran 2011)
Eklenme: 2011-06-20





"SAYIN BAŞBAKAN
BENİM DE SESİMİ DUYAR MI?"

Teodora Doni, Yeni Şafak Gazetesi, 20 Haziran 2011



28 Şubat
sürecinde hiçbir somut delil olmamasına rağmen terör örgütüne üyelik
suçlamasıyla tutuklananlardan biri de Yakup Köse. Mağduriyeti diğerlerinden
daha büyük çünkü Yakup Köse o zaman henüz 14 yaşında. İdam talebiyle
yargılanan, hayatının ilkbaharını demir parmaklıklar arkasında geçiren, 10 yıl
cezaevinde kalan Yakup Köse şimdi dışarıda ancak gençliğini karartan o günlerin
artık geride kaldığını düşünüyorken hakkında açılmış bir dava daha olduğunu,
davanın uzun süredir devam ettiğini öğreniyor. 29 Haziran`da duruşma var ve
dava karar aşamasında. Yani Yakup Köse`nin yeniden demir parmaklıklar arkasına
gönderilme ihtimali var. Hukukun üstünlüğüne bağlı bir yargı yerine hukuktan
bağımsız bir yargının örneklerinden biri denilebilecek bu trajedi için
saatlerce konuşulabilir, sayfalarca yazılabilirse de ben bunun yerine Yakup
Köse`nin bana gönderdiği mektubu burada paylaşmanın daha doğru ve yeterli
olacağını düşündüm. İşte o mektup:


"Sayın
Teodora Hanım. 28 Şubat zulmü ve hayata dönüş (Tufan) operasyonu mağduru olarak
yazdığım bu mektupta size zamanın hususiyetine göre ve şartların oluşmasına
dair birkaç kelam yazacağım. Ki ses seda gelirse ne ala gelmese de özgür bir
toplum için daha çok yol kat edeceğimizi görürüm kendimce ki şu anki durumumun
psikolojisiyle bunu düşünebiliyorum. Evet, ben 28 Şubat`ın sillesini yiyen hâlâ
da bu hadiselerin izlerini taşıyan bir ferdim ve benim gibi milyonlarca fert
var. Evet, ben hayata dönüş operasyonunun korkunç yüzünü görmüş, yaralanmış ve
Guantanamo`yu aratmayacak devrelerden geçmiş, birçok acı gerçeğe şahit olmuş
biriyim ve benim gibi hâlâ binlerce insan var.


Toplum,
ötekileştirmeden bıktığı için ve Üstad Necip Fazıl Kısakürek`in sık sık
hatırlattığı "vatan sevgisi imandandır" hassasiyetini hâlâ koruduğu
için Ak Parti`yi % 50 oranıyla bir kez daha iktidara getirdi. Kanımca,
yanlışsam uyarın, toplumun bu tercihinden ben şunu anlıyorum. Toplum dedi ki,
28 Şubat`lar bir daha olmasın. Birilerinin kapı arkalarında aldıkları ıslak imzalı
katliam operasyonu kararlarının halkımıza hayata döndüren operasyon olarak ilan
edilmesi gibi birçok yalandan, halk düşmanı girişimlerden bıktık. Şimdi buyurun
Ak Parti; siz yolda, hastanede, eğitimde, birçok hizmette bulundunuz, bu
hizmetleriniz gereği Türkiye`nin yarısından çoğunun sevgisini kazandınız, şimdi
de hayat yolumuzda, yaşam yolumuzda, özgürleşme yolumuzda hizmetlerinizi
bekliyoruz dedi toplum ve Ak Parti`yi zirveye taşıdı. İnanıyorum ki Sayın
Başbakan da diğer Ak Parti yetkilileri de toplumun bu derin feryadını duydu ve
gerekenin gerektiği yerde yapılması ölçüsüne riayet ederek harekete
geçeceklerdir. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak şimdi sizin vesilenizle Sayın
Cumhurbaşkanım`a ve Sayın Başbakanım`a sesleniyorum.


Ben 14 yaşında
28 Şubat`ın karanlık mihrakları tarafından terörist ilan edildim. 146/1
maddesiyle idam cezası aldım. 25 yaşıma kadar türlü türlü hadiselerle boğuştum.
Onların isyan dediği benim de baskın dediğim bir olaya tanık oldum, yaralandım,
devletin güvenliği altındaydım ve altındaydık, yaralandık, öldürüldük,
ailemizden uzaklaştırdılar. Kendilerini marifetmiş gibi "Yeşil`in
adamı" olarak tanımlayan kişiler tarafından linç edildik. 28 Şubat bin yıl
sürecek düşüncesine inanan bir komutan tarafından 15 yaşımda Nazilli Cezaevi`nin
büyük avlusundaki darağacının yanına götürüldüm. Başörtüsüyle Meclis`e girmek
isteyip de giremeyen vekile geçmiş olsun diye mektup yazdığım için disiplin
cezaları aldım. Bandırma Cezaevi`nde baskının sona erdirilmesi için çağrıda
bulunan Başbakan Bülent Ecevit`e, bu Genelkurmay`ın işidir Başbakan karışamaz
cevaplarına kadar duydum, duyduk.


Sayın
Başbakanım, Mustafa Pehlivanoğlu`nun mektubunu okuduğunuzda sizin kadar ben de
duygulandım. İnsan olan herkesin vicdanına hitap eden o mektubun bugün benim
gibi birçok yaşayan canlı tanıkları vardır hem de çok yakın tarihin, 28
Şubat`ın tanıkları. Acaba ben de feryat etsem yaşıyorken, Sayın Başbakan benim
de sesimi duyar mı diye düşündüm. İnananlar üstündür inanıyorum ki benim de
sesim duyulacak. Onlar bastılar, onlar yaraladılar, onlar öldürdüler, demiştim.
Onlar derken bu ülkenin Başbakanı`nı hastanede öldürmeye çalışan 28 Şubat
Organizasyonu`ndan bahsediyorum. Ben şimdi bir de şu 2000`li yıllarda bu
zihniyetin hakkımda açtığı dava nedeniyle cezaevinde isyan çıkarmak suçundan
özel yetkili İstanbul Beşiktaş Adliyesi`nde 12. Ağır Ceza Mahkemesi`nde
yargılanıyorum ki tarihte bir ilktir böyle bir davadan dolayı Asliye Ceza`da
yargılanacağıma özel yetkili bir mahkemede yargılanıyor olmam. Hakkımda 20 yıla
yakın ceza istiyorlar isnat edilen suçlar o kadar komik ki inanıyorum
bağımsızlaştığına inanan yargı bu davada beraat verecek, ya vermezse beraatımı,
bu ihtimali düşünecek durumda bile değilim.


Sesleniyorum,
sadece sesleniyorum çünkü elimden başka bir şey gelmiyor. Sayın
Cumhurbaşkanımız`a, Sayın Başbakanımız`a, değerli ceza hukukçularımıza, sivil
toplum kuruluşlarımıza sesleniyorum. Temiz bir toplum, huzurlu bir yaşam için
29 Haziran`da İstanbul Beşiktaş Adliyesi`nde beni yalnız bırakmayın.
Saygılarımla. Sayın Teodora Hanım, cümle düşüklüklerini ve imla hatalarını
heyecanıma verin tekrar size çok teşekkür ederim. Allah`a emanet olun. Yakup
Köse"


Evet, Yakup
Köse hepimize, tüm Türkiye`ye sesleniyor. Aslında "Sayın Başbakan benim de
sesimi duyar mı?" derken sesini hepimizin duymasını istiyor. Umuyorum ki
Yakup Köse`nin bu çığlığını inşallah hepimiz yüreğimizde duyarız ve yine
umuyorum ki 29 Haziran`da davanın karar duruşmasında inşallah hukukun
üstünlüğüne bağlı bir yargılamaya tanık olur, Yakup Köse`nin beraatına hep birlikte
seviniriz. "Pınar Selek ve adaleti beklemek" başlıklı yazımda da
dediğim gibi hukuka, adalete inancını yitirmeyen herkes gibi ben de adaletin
tecelli etmesini bekliyor, bunun aksini, büyük bir hayal kırıklığı yaşamayı
aklıma getirmek bile istemiyorum.


http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=20.06.2011&y=Teodora_Doni






Dergimizin Son Sayısı Çıktı!
Sayı: 2 - II.Dönem Güz 2011



Anasayfa | Yazılar | Haberler | Seçtiklerimiz | Dergiler | Dergi Aboneliği
Künyemiz | Hakkımızda | Bayilerimiz | Dergimize Yazın | Web Sitemize Yazın
                                 Copyright © Telif Hakları AKADEMYA'ya Aittir