KOĞUŞTA BIÇAK ÇIKTI,
ÖRGÜT
OLUŞTURMAKTAN DAVA AÇILDI
İdil Firat, ANF, 22 Haziran 2011
İSTANBUL - Hayata Dönüş
operasyonundan sonra Bandırma Cezaevi`nde bulunan "bıçaklar" davalık
oldu. O koğuşta kalanlara hem "cezaevinde örgüt oluşturma" suçundan dava
açıldı. Sanıklar da avukatları da şaşkın, "cezaevi devletin kurumu örgüt
olabilir mi" diye itiraz ettiler, itirazı kabul eden İstanbul 12. Ağır
Ceza Mahkemesi de görevsizlik kararı verdi.
Ancak Yargıtay, cezaevi koğuşundakiler için "örgüt" dedi, dosyayı
yerel mahkemeye iade etti. Koğuşta kalan 30 İBDA-C tutuklusunun 20 yıl hapis
istemiyle yargılanmasına yeniden başlandı. Davada yargılananlardan biri de 14
yaşındayken idam cezası alan ve Hayata Dönüş operasyonunda yaralanan Yakup
Köse. "Tüm hayatım cezaevinde geçti" diyen Köse, "Balyoz davası
ve Tufan operasyonu belgelerini gördükten sonra tüm yaşananların yönetildiğini
görüyorum" dedi.
F tipi cezaevlerine geçiş için 2000 yılının aralık ayında düzenlenen Hayata
Dönüş ya da Tufan Operasyonunun yankıları sürüyor. Operasyonda görevli askerler
hakkında açılan dava zamanaşımı nedeniyle düştü. Ancak operasyon mağdurlarının
yargılanmasına devam ediliyor.
Açılan son dava ise Bandırma Cezaevi`nde bulunan bıçaklarla ilgili. İddiaya
göre, Hayata Dönüş Operasyonunun ardından cezaevinde yapılan onarım
çalışmalarında bazı bıçaklar bulundu. Bıçaklar duvarların aralarına
gizlenmişti. Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. O koğuşta
kalan İBDA-C tutukluları hakkında soruşturma yürüten Başsavcılık, koğuşta kalanların
"cürüm işlemek için teşekkül oluşturduğu" tespitini yaptı. Davayı
örgütlü suçlara bakmakla görevli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı`na gönderdi.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi`nde görülmeye başlanan davada sanıklar
şaşkınlıklarını gizleyemedi. Avukatlar, davaya "Cezaevi devletin bir
kurumudur. Burada nasıl örgüt oluşturulabilir?" diyerek, itiraz etti.
Mahkeme de itirazı haklı buldu ve dava için görevsizlik kararı verdi. Davaya
"adliye mahkemeleri bakmakla görevlidir" gerekçesiyle, dosyanın
gönderilmesine karar verdi.
Cumhuriyet Savcısının itirazı üzerine dosya Yargıtay`a taşındı. Yargıtay,
"cazaevinde teşekkül oluşturulmaz" itirazına katılmadı. Bıçakların
"teşekkül oluşturma" amacıyla burada saklandığı kararını vererek,
görevsizlik kararını bozdu.
Yargıtay`ın bozma ilamının ardından davaya yeniden başlandı. 29 Haziran`da
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi`nde devam edecek davada sanık sandalyesine
oturmayı bekleyenlerden biri de Yakup Köse. Köse, henüz 14 yaşındayken
gözaltına alındı. 28 Şubat süreciydi, İBDA-C adına eylem yaptığı gerekçesiyle
yargılandı, idam cezasına mahkum edildi. Çocuk yaşta gözaltına alındığını ve
hiçbir şeyin farkında olmadığını anlatan Köse, "Göz altına alındığımda hiç
bir şeyi bilmiyordum sorgulandığımda hiç bir şeyi bilmiyordum cezaevine
konduğumda herşeyi bir oyun edasıyla değerlendiriyordum" diyor. Gönderildiği
Bandırma Cezaevi`nde İBDA-C koğuşuna konulan Köse, Hayata Dönüş Operasyonu`nu
yaşadı. İki kolu kırılan Köse, yaşadıklarını "Bir arkadaşım yanımda öldü,
diğerleri yaralandı. Ben kolumdan darbe aldım. Dışarı çıkarılırken, jandarmaya
kollarımı oynatamıyorum dedim. `Biz bakarız` dediler. Sırt üstü yere yatırıp,
kollarımı çekti, kelepçelerken kemiklerim kırıldı, bir kemiğimin deriden dışarı
çıktığını gördüm. Tedavi olamadım" diye anlattı.
Yaş küçüklüğü ve iyi hali nedeniyle cezası 16 yıla indirilen ve 10 yılda infaz
edilen Köse, operasyondan bir yıl sonra tahliye edildi. Bu kez cezaevinin
duvarlarından çıkan bıçaklarla ilgili açılan dava ile sarsıldı. Köse, "10
yıl yattım çıktım ama hala birşeyler bitmedi. Şimdi de 20 yıl hapsimin
istendiği bir davayla boğuşuyorum. Balyoz davası ve Tufan operasyonu
belgelerini gördükten sonra tüm yaşananların yönetildiğini görüyorum" diye
konuştu.
ANF NEWS AGENCY
http://www.firatnews.tv/index.php?rupel=nuce&nuceID=45352