Çakal
Carlos’un Avukatı
Gerçek Hayat’a Konuştu:
CARLOS
YAŞAYAN
BİR EFSANEDİR
Röportaj: Adem Özköse /
Gerçek Hayat Dergisi,
3 Ocak 2011
Mavi
Marmara gemisini karşılamak için Türkiye’ye gelen Çakal Carlos’un Lübnanlı
avukatı Hani Süleyman, Carlos’un hayatında gizli kalan yönlerin ortaya
çıkarılması gerektiğini söyledi. Efsane militanın hayatını anlatan filmlerin
gerçeği yansıtmadığını ifade eden Hani Süleyman; “Çakal Carlos’un yaşı artık
60’ı geçti. Fakat o hâlâ yetmişli yılların fikirlerini savunuyor ve dünyanın
bir gün değişeceğine inanıyor” dedi.
Çakal Carlos’la ilk
tanışmanız nasıl gerçekleşti?
Sudan ve Fransız
istihbaratı düzenledikleri ortak operasyonla Çakal Carlos’u yakaladılar. Carlos
daha sonra özel bir uçakla Sudan’dan Fransa’ya getirildi. Carlos’un
yakalanmasında o dönemin Sudan’daki güçlü ismi Hasan Turabî’nin de katkısı
oldu.
Siz böyle diyorsunuz;
fakat Turabî bu suçlamayı kabul etmiyor. Turabî ile Sudan’da görüşüp bu iddiayı
sorduğumda Carlos’un Fransa’ya teslim edilmesinde hiçbir payının olmadığını
söylemişti.
Ben Carlos’un
yakalanmasında Turabî’nin ve El Beşir’in parmağının olduğunu düşünüyorum.
Carlos da bu konuda benim gibi düşünüyor. Çünkü Turabî veya El Beşir’in haberi
olmadan Sudan istihbaratı Carlos’u Fransa’ya veremezdi. Sudan’la Fransa
arasında Carlos’un teslim edilmesi şartıyla bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşmaya
göre Sudan terörist ülkeler listesinden çıkarılacak ve Fransa Sudan’a yüklü
miktarda maddî yardımda bulunacaktı. Fakat Fransa sözünde durmadı ve Sudan’a
verdiği vaatleri yerine getirmedi. Carlos’la ilk tanışmamız cezaevine girdikten
sonra oldu. Ortak bir arkadaşımız beni aradı ve Carlos’un kendisinin avukatı
olmamı istediğini söyledi.
Çakal Carlos’la bir
araya geldiğinizde ona avukat olarak sizi istemesinin nedenini sordunuz mu?
Evet, sordum.
Neler söyledi?
Yetmişli yıllarda Kozo
Okamoto isminde [sonradan müslüman olan Japon Kızılordu militanı] Japonyalı bir
genç vardı. Okamoto ve arkadaşları Filistinlilerin mücadelesine destek vermek
için Telaviv’deki havaalanında İsrail askerlerine yönelik [Filistin Halk
Kurtuluş Cephesi ve Japon Kızılordu ortak operasyonu hâlinde] büyük bir eylem
gerçekleştirdiler. Bu eylem sonucu 40’ın üzerinde İsrail askeri hayatını
kaybetti. Okamoto saldırıdan sonra yakalanıp cezaevine girdi. Ahmet Cibril’in
liderliğini yaptığı Halk Cephesi Genel Komutanlığı Okamoto’yu ve ve başka
esirleri İsrail’in elinden kurtarmak için 3 İsrail askerini kaçırdı. İsrail ile
Halk Cephesi arasında yapılan esir değişiminde İsrail Okamoto’yu da serbest
bırakmak zorunda kaldı ve Okamoto Lübnan’a getirildi. Lübnan’a getirildikten
sonra bu sefer de Lübnan yönetimi tarafından tutuklandı. Bunun üzerine ben bir
organizasyon yaptım ve iki yüzden fazla avukatla Okamoto’yu savunacağımızı ilan
ettik. Çakal Carlos da Okamoto’yu savunmak için yaptığımız çalışmaları gazete
ve dergilerden okumuş. Bunun üzerine benim kendisinin avukatı olmamı istemiş.
Carlos o dönemler
basın tarafından cani bir terörist olarak gösteriliyor.
Batı basını, özellikle de
Fransa ve İsrail medyası Carlos’la ilgili onu karalayıcı haberler veriyorlardı.
Fakat bana göre Carlos, uluslararası bir devrimci ve mazlum Filistin halkının
dostudur. Carlos, Filistinlilerin direnişine destek vermek için birçok İsrail
askerini öldürdü. Ben Carlos’a Filistinliler için verdiği mücadele nedeniyle
saygı duyuyorum. Carlos’u bir terörist olarak değil, fedakâr bir direnişçi
olarak görüyorum.
Carlos yaklaşık 17
senedir Fransa’da cezaevinde. Fakat geçmişte yaptığı işlerle ve yaptığı
açıklamalarla gündemden düşmüyor. Siz onunla yıllarca bire bir görüştünüz.
Nasıl bir adam Çakal Carlos?
Carlos ilerleyen yaşına
rağmen heyecanını hiç kaybetmedi. Carlos’la konuştuğunuzda 18 yaşındaki
devrimci bir gencin heyecanını hissedersiniz. Carlos, İsrail ve Amerika’nın
ancak silahlı eylemlerle yıkılacağına inanıyor. Ayrıca siyonist ve
emperyalistlerin işledikleri suçlar nedeniyle bedel ödemeleri gerektiğini
savunuyor. Carlos, hayatı boyunca bu fikri savundu. Sanırım ölene kadar da bu
fikri savunacak... Carlos’un yaşı 60’ı geçti; fakat o hâlâ yetmişli yılların
fikirlerini savunuyor ve dünyanın bir gün değişeceğine inanıyor.
Carlos’un hayatını
anlatan filmlerde, gerçekleştirdiği eylemlerin birçoğunu para kazanmak için
yapan, kadın ve kumar düşkünü bir adam imajı çiziliyor.
Çakal Carlos, Filistin
davasına sahip çıkan ve kendini dünyanın bütün mazlumlarının dostu olarak gören
bir devrimcidir. Birçok Arap ve Filistinli onu bir kahraman olarak görüyor ve
insanlar Carlos’un fikirlerinden etkileniyorlar. Carlos’un hayatını anlatan
filmler gerçeği yansıtmıyor ve bu filmler Carlos’u karalamak için kullanılıyor.
Carlos bütün devrimciler gibi birtakım ahlakî değerleri olan bir insan... Ben
Carlos’un para için değil, idealleri için böyle bir mücadelenin içinde olduğunu
düşünüyorum. Carlos yaptığı açıklamalarla kendisi hakkında çekilen filmlerin
doğruları yansıtmadığını ifade ediyor. Carlos’un hayatında gizli kalan yönler
ortaya çıkarılmalı... Çünkü Çakal Carlos bir döneme damgasını vuran, yaşayan
bir efsanedir.
Carlos, Usame bin
Laden gibi birçok ünlüyle bir araya geldiğini ifade ediyor. Bu görüşmeler sizce
de gerçekleşmiş midir?
Doğru olma ihtimali çok
yüksek. Çünkü bu tür insanların yolları mutlaka bir gün kesişir. Carlos’u
ziyarete gittiğimde onunla saatlerce konuşurduk ve bana hayatından bahsederdi.
Özellikle de Filistin için gerçekleştirdiği eylemleri anlatır ve bu eylemlerle gurur
duyduğunu söylerdi. Carlos son derece cüretkâr birisidir. Fransa’da mahkemede
yargılanırken hâkimlerin yüzüne karşı; “DÜZENLEDİĞİM EYLEMLERDE ÇOĞU KOMUTAN
OLMAK ÜZERE 60’DAN FAZLA İSRAİLLİ ASKERİ ÖLDÜRDÜM. BU EYLEMLERİMLE GURUR
DUYUYORUM, BANA İSTEDİĞİNİZ CEZAYI VEREBİLİRSİNİZ.” demişti. Ben buna bizzat
şahit oldum. Fransızlar, Carlos’a gerçekten büyük zulümler yaptılar. Fakat
Carlos umudunu hiç kaybetmedi. Şu ân bile cezaevinden yaptığı açıklamalarla
Irak ve Filistin direnişine destek veriyor. Lübnan’da ve diğer Arap ülkelerinde
düzenlenen direnişe destek kongrelerinde Carlos’un cezaevinden gönderdiği
mesajlar okunuyor. On binlerce Arap ve Filistinli Çakal Carlos’u bir kahraman
olarak görüyor. Geçtiğimiz aylarda Çakal Carlos’un eşi ve avukatı olan Isabelle
Hanım Beyrut’a geldi ve katıldığı bir programda Carlos’un mesajını okudu.
Carlos bu mesajlar sayesinde insanlarla olan irtibatını sürdürüyor ve dünyaya
fikirlerini anlatıyor. Carlos’un İsrail’e karşı verilen mücadelede en çok umut
beslediği ülkelerden biri de Türkiye... BUNDAN DOLAYI TÜRKİYELİ MİLİTARİST VE
DEVRİMCİ HAREKETLERLE [İBDA] İLİŞKİLER KURUYOR. HATTA CARLOS’UN AVUKATLARI
ARASINDA TÜRKİYELİ AVUKATLAR DA VAR [Av. Hasan Ölçer, Av. Güven Yılmaz, Av.
Ahmet Arslan, Av. Ali Rıza Yaman]. Carlos bana göre çok iyi bir stratejist ve
derin bir entellektüel. Carlos ayrıca 8 dil biliyor ve Arapçayı çok iyi
konuşuyor.
Mavi Marmara gemisine
yönelik İsrail saldırısında bacaklarınıza iki kurşun isabet etmişti. Carlos,
İsraillilerin onun avukatı olduğunuzu bildikleri için size özellikle
saldırdıklarını söylüyor. Siz de böyle mi düşünüyorsunuz?
İsrailliler beni iyi
tanıyorlar. Gazze’ye yönelik son saldırı esnasında biz bir grup aktivistle
birlikte Lübnan’dan Gazze’ye doğru yola çıkmıştık. Hedefimiz Gazze’ye yönelik
ambargoyu kırmaktı. İsrailliler o zaman da bize saldırdılar ve bizi gözaltına
aldılar. Hem Çakal Carlos gibi birinin avukatlığını yapmam nedeniyle hem de
Filistin halkının mücadelesine destek verdiğim için sanırım İsrailliler beni
sevmiyorlardır.
Mavi Marmara gemisini
karşılama törenine de katıldınız ve aylar sonra tekrar Mavi Marmara’ya
bindiniz. Gemiye tekrar binince neler hissettiniz?
Gemiye bindikten sonra
gemide vurulduğum yeri buldum ve iki rekât şükür namazı kıldım. Türkiyeli
kardeşlerimin Mavi Marmara’ya dokunmak için birbirleriyle yarıştıklarını
gördüm. Bu görüntüyü ölünceye kadar unutmayacağım. Kudüs’e, Filistin’e
dönüşümüz Mavi Marmara ile tekrar başladı. İnşallah zafer bizim olacak...
....................................................................................................
Profesyonel Militan:
ÇAKAL CARLOS
Gerçek
ismi tam olarak Ilich Ramirez Sanchez... Fakat herkes onu Çakal Carlos
lakabıyla tanıyor. Çakal Carlos 25 Mart 1949 yılında Marksist bir ailenin
çocuğu olarak Venezüela’nın Caracas Hastanesi’nde dünyaya geldi. 1966 yılında
annesi ve kardeşleriyle birlikte İngiltere’ye gitti ve Londra’da üniversite
eğitimi gördü. Uzun bir dönem Marksist gençlik örgütlenmelerinin içinde yer
alan Carlos, 1975 yılında Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin kamplarında sıkı
bir eğitimden geçtikten sonra İsrail’e karşı savaşmaya başladı. Daha sonraki
yıllar İsrail’e karşı verdiği mücadeleyi Batı’nın büyük şehirlerine taşıyan
Carlos, İsrail’le ilişkisi olan birçok banka, dernek, gazete ve elçiliğe bombalı
saldırıda bulundu. 1980 yılında dünyanın en çok aranan adamı olarak ilan edilen
Carlos; CIA, Mossad, Interpol ve Fransız istihbaratını birçok kez atlatmayı
başardı. Çakal Carlos özellikle yakalanmamaktaki başarısı, zekası ve
cesaretiyle zamanla bir efsaneye dönüştü. Hakkında onlarca kitap yazıldı ve
hayatını anlatan filmler çekildi. Viyana’daki OPEC toplantısı esnasında
aralarında 10 petrol bakanının da bulunduğu 70 kişiyi rehin alması ve olay
sonrası rehineleri Cezayir’e kaçırması bütün dünyada şaşkınlığa neden oldu.
Daha sonraki yıllar özellikle Fransa’ya yönelik eylemler gerçekleştiren Carlos,
bir dönem Fransız devletinin korkulu rüyası hâline geldi. Carlos, 25 yıl süren
bir kovalamacanın ardından 1994 yılında Fransız ve Sudan istihbaratının ortaklaşa
düzenledikleri bir operasyon sonucu yakalandı. Fransız hâkimler tarafından üç
yıl boyunca yargılanan Carlos, karar mahkemesinde 4 saat savunma yaparak
sözlerini şu şekilde tamamladı: “SİZLER BENİ YARGILAMA HAKKINA SAHİP
DEĞİLSİNİZ. ASIL BEN SİZİ SÖMÜRDÜĞÜNÜZ, FAKİR BIRAKTIĞINIZ HALKLAR ADINA
YARGILIYORUM. BENİM VATANIM BÜTÜN YERYÜZÜDÜR. KARDEŞLERİM DE EZİLEN, SÖMÜRÜLEN
HALKLARDIR.” Mahkeme sonrası müebbet hapis cezasına çarptırılan Çakal Carlos,
yargılanma esnasında tanıştığı Fransız Avukat Isabelle Coutant Peyre ile
evlendi. Bir zamanlar Marksizm’e inanırken daha sonra Müslüman olan Carlos,
hâlen Fransa’da bir cezaevinde tutuluyor. Türkiye’de yayınlanan haftalık BARAN
dergisine dönem dönem yazılar yazan Carlos’un ayrıca Türkçeye çevrilmiş iki de
kitabı bulunuyor [Tahkim Yayınevi’nden geçtiğimiz günlerde çıkan SÖZ ÇAKAL
CARLOS’TA ve Elips Yayınları’ndan çıkan DEVRİMCİ İSLÂM.]