ESKİ BAASÇILAR
DİRENİŞİ MEŞRULAŞTIRMAK İÇİN
NAKŞİBENDİ SUFİSİ OLDU
Abdul Hameed Bakier (*)
Tercüme: Hayreddin Soykan
“Nakşibendi Tarikatı
Mensubları Ordusu”, Saddam Hüseyin’in asılmasına tepki olarak, Koalisyon
güçlerine karşı mensublarının gerçekleştirdiği direniş operasyonunlarını ilk
defa 2006 Aralık ayında ilan etmiş Sünni cihadî bir grup.
Nakşibendi Ordusu, o
tarihten bu yana, çok sayıda saldırının sorumluluğunu üstlendi ve bağlılarının
gerçekleştirdiği bu saldırıların video kliplerini de çeşitli cihadî internet
forumlarına gönderdi. Diğer bazı direniş grupları gibi, Nakşibendi Ordusu’nun
da, içinde grubun ideolojisini yücelten ve Koalisyon güçlerine karşı
gerçekleştirdikleri operasyonları tek tek sıralayan, ayrıca kendilerine bağış
yapılmasını rica eden aylık bir dergisi var.
Nakşibendilik, İslâm’ın
önde gelen tarikatlarından biri ve 1389 yılında Şeyh Muhammed Bahaeddin
Nakşibend tarafından kuruldu. Nakşibendi Ordusu’nun dergisi de, Tasavvuf ve
cihadı yücelten dinî veya din merkezli olmayan makaleler ihtivâ ediyor; misâl
olarak: “Tasavvuf Hakkında Bir Dizi Gerçek”, “Peygamber’in Hicretinden
Çıkarılacak Askerî Dersler”, “Cihad Hizmetinde İnternet” ve “Amerikan
Büyükelçiliği Patlayıcıların Koklanmasında Köpek Yerine Farelerin Kullanımını
Tavsiye Ediyor”.
Dergide, Nakşibendi
direniş operasyonlarıyla ilgili makaleler yanında, Müslümanlar tarafından
Irak’taki cihad ile ilgili olarak sorulan dinî soruların Nakşibendi din
otoriteleri tarafından cevablandırıldığı bir bölüm de bulunuyor. Derginin son
sayısındaki üç makale, Nakşibendi Ordusu’nun sahib olduğu bakış açısının daha
iyi anlaşılabilmesine yardım edecektir:
“Nakşibendi Ordusu’nun
Koalisyon Güçlerine Karşı 2007 Kasım’ında Gerçekleştirdiği Cihadî
Operasyonların Kronolojisi”
Nakşibendi Ordusu,
Bağdat, El-Anbar, Ninova, Diyala ve Selahaddin kentlerinde Koalisyon güçlerine
karşı düzenlediği cihadî operasyonları şöyle sıralıyor: Katyuşa, Grad ve Irak
yapımı Tarık roketlerinin kullanıldığı 17’den fazla roket saldırısı, beş havan
topu saldırısı, 14 yol kenarında icrâ edilen bombalı saldırı, dört sniper
(snaypır) tüfek saldırısı ve Amerikan askerî üslerine hafif silahlarla düzenlenen
iki yoğun saldırı. Düzenli ordu üslûbu içinde, bu saldırılar Nakşibendi
Ordusu’ndaki belli tugaylara bağlı müfreze ve kıtalara atfediliyor.
“İşbirlikçilerin Büyük
Kaçışı”
Amerika için çalışan
sivil veya asker Iraklılar, Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’tan güçlerini
çekme niyetine dair herhangi bir açıklama yapıldığında, Amerikan güçleri
çekilmeden önce kaçma teşebbüsünde bulunarak, telaş içinde komşu ülkelere uzun
veya kısa seyahatler düzenliyor. Nakşibendi Ordusu, Amerikan güçlerinin, ağır mücahid
saldırılarının neticesi olarak Irak’tan ilan edilmemiş bir çekilme
gerçekleştirmeye zorlanacağına inanıyor. Makalenin yazarı, mühendis Hatim
El-Îsevî, Güney Irak’tan şimdiye kadar 2,745 tercümanın, İngilizlerin
kendilerine mülteci statüsü vermemesi dolayısıyla kendilerini ümitsiz bir
geleceğin beklediği İngiltere’ye kaçtıklarını iddia ediyor. Aynı çerçevede,
Amerika Birleşik Devletleri’nin de, 50,000’in üzerinde başvuru arasından,
sadece 700 Iraklı casus ve ajana mülteci statüsü tanıdığı ifade ediliyor.
El-Îsevî, yineliyor: “Amerika’nın kimseyle kalıcı bir anlaşma veya ittifak
yapmadığını bilen biliyor. Amerika, dayandığı herhangi bir prensip veya ahlakî
kaidesi bulunmayan bir çıkarlar ülkesidir. Bu Amerika’nın dinidir ki, Amerikan
ajanlarının trajedisi böylece tekerrür edecektir.”
“Yıpratıcı Gerilla
Savaşı”
Bu makalenin yazarı
olarak takdim edilen Tümgeneral Ahmed El-Nakşibendi, Amerika Birleşik
Devletleri’nin kuvvetini ve direkt karşı karşıya gelinecek bir savaşta
mücahidlerin Amerikan güçlerini mağlubiyete uğratamayacaklarını kabul ediyor.
İşte bu yüzden mücahidler, amansız gerilla taktikleriyle Amerikan güçlerini
yıpratacak bir savaş sürdürmeyi hedeflemelidir. Zaferi kazanmak için, ilk
etapta güç dengesine ulaşıp bilâhare nihaî saldırı safhasına geçmeden önce,
savunma stratejilerini tatbikle işe başlamalıdır cihad. Tümgeneral
El-Nakşibendi, ilk safhada gerekli taktikleri şöyle sıralıyor:
1. Ağır kayıblardan
kaçınmak için, velev ki saldırılabilir nitelikte olsunlar, zor hedefleri
bırakıp küçük ve yumuşak hedeflerde yoğunlaşınız. Yerlerine yenilerini koymak
uzun bir zaman gerektireceği için, çok sayıda mücahidin kaybı tasvib edilir
değildir. Bu safhada tercih edilmesi gereken, uzak noktalardan düşmana roket
saldırısı yapmaktır.
2. Bir yandan işgalcilerin
taktiklerini, tepkilerini ve zaaflarını dikkatle gözlerken, diğer yandan tâlim
ve savaş becerilerinin kazanılması üzerinde daha fazla gayret sarfediniz.
Mücahidler bastıkları zemini ne kadar uzun müddet sağlamlaştırırlarsa, düşman
korkusu eşiğini atlatma şansları da o kadar kolay olacaktır.
3. Nihayetinde düşman
üzerine galebe çalmak için, direniş operasyonlarını mütemadiyen sürdürmek üzere
cihadı yaygınlaştırınız.
El-Nakşibendi’ye göre,
“Düşmanla çatışmanın kesintisiz sürmesi sebebiyle, Ümmet mücahidlerin düşmana
bu yolla eşitlik kurduğunu gördüğü ânda, daha fazla savaşçı mücahidlere
katılacak yahut yeni cihad birimleri tesis edilecektir.”
Son olarak, para
bağışlamanın savaşmak ve İslam’ın cihad farzını edâ etmekle eşit olduğunu öne
sürerek, cihadî operasyonları finanse etmek üzere Müslümanlara para bağışı
yapmaları çağrısında bulunuyor Nakşibendi Ordusu.
Tasavvufun, mensublarını
siyasi çatışmalardan uzak tutup dinin daha manevî bir yönüne sevkettiği ve
İslam’ın şiddet ihtivâ etmeyen bir biçimi olduğu şeklinde yaygın bir kanaat
mevcuttur. İşte bu yüzden, Irak gibi totaliter rejimlerde Tasavvuf hoşgörülmüş,
hatta bazı durumlarda, böylesi rejimlerin devlet adamlarınca dahi tatbik
edilmiştir.
Nakşibendi dergisinde
kullanılan düzenli ordu terminolojisinden de besbelli ki, Irak Ordusu’nun eski
subayları Nakşibendi Ordusu’nun çekirdeğini oluşturmakta ve Nakşibendi
tarikatını direnişi meşrulaştırmak için kullanmaktadır. Tasavvuf, Selefîliğe
taban tabana zıd olmasına rağmen, her iki zümre de Müslüman olmayan bir düşmana
karşı birleşmek üzere dinî farklarını bir kenara bırakmıştır. Ancak, ortak bir
düşmanın mevcud bulunmadığı bir ortamda herhangi bir Sufî-Selefî ittifakının
yaşama şansı bulunmadığı gibi, kavgaların parçaladığı bir Irak’ta yeni ve acı
bir çatışmanın zemini olarak belirecektir bu durum.
(*) Abdul Hameed Bakier, Washington merkezli Amerikan düşünce kuruluşu
Jamestown Vakfı için çalışan, cihadî gruplar hakkındaki analizleri
dikkate alınan Ürdünlü bir yazar.
Kaynak: Terrorism Focus, The Jamestown Foundation, cild 5,
sayı 1 (8 Ocak 2008)
Furkan Dergisi, Sayı 22, Şubat 2008