ANA SAYFA HABERLER DERGİLER BAYİ ADRESLERİ BİZE YAZIN İRTİBAT
SON HABER:  

28 ŞUBAT YARGILANSINAKADEMYA PANELLERİİBDA KÜLLİYATI İNDEKSLERİKALEMİNDEN MİRZABEYOĞLUKÜRT MESELESİRÖPORTAJLARSÖZ ÇAKAL CARLOSTA

- NECİB FAZIL -- SALİH MİRZABEYOĞLU -ABDÜLHAMİD KOÇAAHMED EYMENAKADEMYAALİ NACARAV. ALİ RIZA YAMANAV. GÜVEN YILMAZAYŞEGÜL AHFABİLGEHAN ERENCOYOTTEDR. NEVZAT ŞİPLEMEFATİH TURPLUGÖKHAN GÜMÜŞGÜLÇİN ŞENELHAKAN YAMANHAYREDDİN SOYKANHÜLYA UYARİKTİBASKÂZIM ALBAYRAKKENAN DURUMAHMUD E. DURUMÜJDE BAYRAMMUSTAFA SEÇKİNEROĞUZ YILDIRIMÖMER EMRE AKCEBEOSMAN AKYILDIZREHA SUVARİREİ TAKAHARARUKİYE AVCIRUKİYE ŞENELSEDAT BULUTSELÇUK ARSLANSELİM GÜRSELGİLSENCER EKİNSEZAİ KIRLANGIÇSİZDEN GELENLERTURAN DEMİRÜMİT ELÖNÜZELİHA KILIÇPARLAR

ÖMER EMRE AKCEBE
Yazıları Paylaş
Lozan’dan 1999’a
Eklenme: 2010-12-29 | Okunma: 396

Lozan’dan 1999’a

Ömer Emre Akcebe

 

Geçen sayımızda sizler ile Türkiye’nin nasıl 28 Şubat sürecine taşındığını, kurulan yapılanmaları, hedeflerini ve neden başarısızlıkla sonuçlandığını izah etmiştik. Bu sayımızda ise, 28 Şubat’ın ne olduğunu, 28 Şubat sürecinde planlananları ve 1999 Şanlı Zafer Yılının nasıl olup da bu topyekûn hareket karşısında kesin zafer kazandığının detaylarına bakalım.

 

28 ŞUBAT PLAN DEĞİL,

PLAN İÇİNDE BİR DURAKTIR

Lozan Görüşmelerinde mührü almak adına; “halk için halka rağmen” sözüyle başlayan sürecin içinde bir duraktır 28 Şubat. 1923 yılında imzalanan Lozan anlaşmasından 1999 yılına kadar 76 sene süren bu süreç içerisinde, yaşadığımız ülkede Allah’ın adının telaffuzu dahi yasaklanmış, şapka giymiyorlar gerekçesiyle idam cezaları verilmiştir.

“Efendi olma hevesiyle” kurdukları engizisyon kültürlü bu devlet, tâ ki Üstad Necib Fazıl’ın Hazreti Ömer tavrıyla zuhur etmesine kadar, tüm sesleri kesmeye muvaffak olmuştur. Allah ve Resulünün düşmanlarınca idare edilen, Allah’ın adını işitmeye dahi tahammül edemeyen bu güruhun efendileri adına icra ettikleri ve senelerce devam eden bu süreç, Üstad Necib Fazıl’ın kıvrak zekâsı ve Efendi Hazretlerine bağlılığı ile ilk kez örselenmeye başlamıştır.  Bu ülkede bir Necib Fazıl yaşamıştır. Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun Aydınlık Savaşçıları adlı eserinde dile getirdiği “temeli ihanet, temelinde vahşet, gözyaşı” olan bir ülkede, engizisyon kültürünün en şiddetli olduğu dönemlerde, Vatan Haini Değil, Büyük Vatan Dostu Sultan Vahidüddin eserini yazarak temelindeki “ihanet”i, Son Devrin Din Mazlumları adlı eserinde “temelindeki vahşet”i ve Ulu Hakan Abdülhamid Han’ı yazarak da temelindeki “gözyaşı”nı bizlere göstermiştir. Bunlar ve adını anmadığımız diğer eserlerdir ki;

“Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes

Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es...”

…mısralarıyla, bizlere bu küfür duvarında açılan gediği müjdelemiştir. İşte bu gediğin açıldığı duvar, 1999 Kurtuluş Yılında bir daha tamir edilemeyecek şekilde yıkılmıştır.

Üstad Necib Fazıl’ın tutuşturduğu meşaleye tıpkı pervanelerin ateşe uçması gibi başlayan çılgın koşu, 28 Şubat icraatına başlanmasının temel sebebidir. 28 Şubat yeni bir plan değil, Lozan barış görüşmelerinde efendi olma heveslilerine verilen yol haritası içerisinde ancak bir duraktır.

 

28 ŞUBAT SÜRECİ

Üstad Necib Fazıl’ın, Lozan anlaşmasında başlayan, Anadolu insanını yabancılaştırılma sürecine muhakkak ki her aklı başında mümin kimse gibi itirazı vardı. “Efendi olma” kaygısı olmayan Üstad Necib Fazıl’ın “insan” olma kaygısı” vardı ve bu çerçevede başlattığı, ömrü vefa ettiğince her sahada sürdürdüğü bu aksiyona, bu ideale ilk hakiki cevab, Şanlı 1999 Kurtuluş Yılı’nın mimarı olan Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’ndan İBDA hareketiyle gelmiştir.  Büyük Doğu idealinin icra makamı olan İBDA ve bu hareketin telif sahibi Salih Mirzabeyoğlu’ndan.

Üstad Necib Fazıl’ın örselemeleriyle bu sistemin kaidesi yerinden oynamıştır. Onun Hakk’ın rahmetine kavuşmasının ardından Büyük Doğu idealini icra etmek adına başlayan İBDA hareketi ise, 28 Şubat öncesinde bu sefer kendi meşalesi etrafında inananları etrafında toplamaya başlamıştır.

Bu meşaleden kıvılcımını alıp tutuşan her yürek, ülke genelinden ses vermeye başlamıştır artık. Önce “İslamî söylemleri” olması gerekçesiyle Refah Partisini 1996 senesinde iktidara taşımışlardır. Müslümanların yürüttüğü bir hareketin iktidar olması münasebetiyle, sanmışlardır ki bu parti onlara sahib çıkacak ve İslam devletine doğru el ele yürüyeceklerdir. Oysaki bu ülkenin icraat makamı, milletin hakimiyetini şiar edinmiş olmasına rağmen gerçekte milletin meclisi değildir. Temel hak ve hürriyetlerin koruyucusu olan anayasa, bir darbe anayasası; anayasa mahkemesi üyeleri de o darbecilerin tâyinleridir ki, bu adamlar Anadolu insanı değillerdir. Yunanistan’ı 1980’de Rusya’ya kaptırmamak ve NATO içinde var etmek için, emperyalist güçlerin emriyle önce kendi insanını 1980 şartlarına süren, kardeşi kardeşe düşman eden hareketin mümessilleridir.

Aynı çizgide, 1996 senesinde başlayan, halkın “inanan” gördükleriyle demokratik haklarını kullanarak yola çıktığı bu istikamete müdahaleler gecikmemiştir ve 1998 senesinde millet hakimiyeti üzerine kurulduğu iddia edilen bu ülkede milletin hakimiyeti yok sayılarak 28 Şubat süreci güdülmüştür.

Amaçlanan, Lozan görüşmelerinde verilen sözleri icra edebilmek adına, ülkede Müslümanların iktidar olmaması için “gerekenin yapılması”dır. 28 Şubat süreci öncelikle resmî iktidarı devirmiş, ardından milletin gönüllerine yönelmiştir. Hedeflenen ise, kurulan “Batı Çalışma Grubu” (BÇG) ile inananların fişlenmesi ve ardından 1999 yılı itibariyle yapılacak olan operasyonlar ile inananların dirençlerini kırarak Lozan şartlarını bin yıl sürecek bir süreç hâline getirmektir. Yapılacak olan uygulama ise “kıyım”dır. Fişlenenlerin yaşadıkları alanlara operasyonlar yapılacak, 90’lı yıllarda solculara uygulanan “çatışma süsü ver, canlı bırakma” düsturuna bağlı şekilde, bu sefer silahlar inananlar üzerine çevrilecektir. Bırakın bu operasyonları yapabilmeyi, 76 yıllık sürdürdükleri programı bile yıkan Mütefekkir’e yaptıklarına bakalım birde.

 

TELEGRAM

Telegram-Uzaktan Zihin Kontrolü uygulaması muhakkak ki insanlık tarihinin en vahşi ve zalim işkencesidir. Bir insana yine bir insan böyle bir işkenceyi nasıl olur da münasib görüp icra edebilir, anlamak mümkün değil!

Üstad Necib Fazıl’ın “gedik açtığı” duvarı olduğu gibi yıkar ve Mutlak Hâkim’e inananları, hürriyetin pahasına, canın pahasına müdafaa gayretine girersen, hele bir de İBDA Mimarı, Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu gibi muvaffak olursan, sana bu ülkede her işkence haktır! Dünya tarihinde emsali görülmemiş bu işkencenin Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu üzerinde uygulanıyor olma sebebi, efendileriyle kurdukları 76 yıllık sistemin gözler önünde çatır çatır yıkıldığını görüyor olmalarının kinidir. Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun 1999 Kurtuluş Yılı ilanı ile, 76 yıldır başarıyla sürdürdükleri oyun bozulmuştur artık. 76 yıldır sürmekte olan sürece bakarak 28 Şubat sürecini uygulayanlar ve “bu bin yıl daha sürer” açıklaması yapanlar, 76 yıllık sürecin de kafalarına çöktüğünü anladıklarında, artık yapabilecekleri tek bir şey kalmıştır ki, onun adı da emsalsiz bir işkence olan “telegram”dır. İnsan, yapmaya çalıştığını engellemeye çalışanla mücadele eder ama, yapıp tamamladığını yıkanlardan nefret eder. Lozan’dan başlayıp “bin yıl daha” sürdürebileceklerini sandıkları bu süreci, 76 yıl sonra, parça parça edip önlerine atan İBDA Mimarı’na karşı besledikleri nefret, işkenceyi “telegram” vahşetine taşımıştır. Ancak ne kadar nefret ederlerse etsinler, ne işkence yaparlarsa yapsınlar, Lozan ile başlayan ihanet, vahşet, gözyaşı ve kan üzerine kurulu bu sistem, 1999 yılında Allah’ın izniyle çökmüştür.

Zalime seyirci herkes, bu zulme ayniyle ortaktır…

Aylık Dergisi, Ekim 2010

Bu Yazı için İlk Yorumu Sen Gönder
İsim
Email
Mesaj



Dergimizin Son Sayısı Çıktı!
Sayı: 2 - II.Dönem Güz 2011



Anasayfa | Yazılar | Haberler | Seçtiklerimiz | Dergiler | Dergi Aboneliği
Künyemiz | Hakkımızda | Bayilerimiz | Dergimize Yazın | Web Sitemize Yazın
                                 Copyright © Telif Hakları AKADEMYA'ya Aittir