“Üstad Az Okurdu(!)” Safsatası’na Ek
Hakan Yaman
“Kitap
Kurdu Diye Başka Kime Dersiniz?..” Bölümüne Ek
19 Eylül 1939 tarihli
“Hadiselerden Ders” başlıklı çerçevesinde ihtiyat zabitliği günleri ve orada
okuduklarından bahseder:
“Meslekten
asker değilim. Fakat HARP TARİHLERİYLE TÂBİYE ve STRATEJYA MESELELERİNİ OKUMAYA
BAYILIRIM. İhtiyat zabitliğimi yaparken, alay kumandanımın hayretini çekecek
mikyasta TÜRKÇE ve FRANSIZCA ASKERLİK ESERLERİNE DALMIŞTIM.”
(N. Fazıl, Çerçeve 1, s. 242)
Üstad, Büyük Doğu’nun birçok
sayısında ve “Raporlar” ve “Türkiye’nin Manzarası” gibi bazı kitablarında,
askerlik ilminin inceliklerinden bahisle Von Klazviç, Molteke, Von Der Goltz,
Büyük Frederik gibi subay veya hükümdar ünvanının yanında eser sahibi de olan
birçok askerî mütefekkirin görüşlerine başvurur. Savaş tarihine damgasını vuran
bu ve benzeri isimlerin askerlik sanatına dair yazdıklarını Üstad Necib
Fazıl’ın büyük bir titizlikle okuduğu apaçık hakikattir. Ayrıca Onun bu türden
kitablara gösterdiği ilgi, yazı hayatımızda pek örneği olmayan alışılmadık bir
durumdur ve daha 30’lu yıllarda bile yazarlığın ötesinde bir aksiyon hasreti
çektiğinin işaretidir.
“Kimler ve Kimleri Süzgecinden
Geçiren Dev” Bölümüne Ek
Üstad Necib Fazıl’ın Komünizme
dair yüzlerce yazısından birisi, 15. devre Büyük Doğu’nun 03 Mart 1971 tarihli
9. sayısında neşredilen “Komünizma ve Türkiye” başlıklı ve Dedektif X Bir
imzalı ifşadır. Necib Fazıl bahsi geçen mecmuanın 15. sayfasında hemen hiç
tenezzül etmediği bir usûle başvurur ve faydalandığı kaynaklardan bazılarını
topluca gösterir. “Komünizma ifşamızın Kaynaklarından Birkaçı” başlığı ile ve
bir çerçeve içinde aşağıdaki bibliyografyayı tanzim eden bizzat Necib
Fazıl’dır. Biz, numaralandırarak sıralıyoruz:
1-) Die Sowjetische
Deutschlandpolitik (studiengesellschaft für zeitprobleme) – Sovyetlerin Almanya
politikası
2-) David SCHUB – Lenin
3-) E:O:Volkmann – Der Marxismus
un das deutsche Heer im Weltkrieg – (Marksizm ve Dünya Harbi Sırasında Alman
Ordusu)
4-) Vergi – Lenin. Über
Deutschland und die deutsche Arbeiterbe wegung – ( Almanya ve Alman işçi
hareketine dair)
5-) Dr. Aziz Alpaut – Açık Mektup
– (Ankara Ticaret Postası)
6-) George V. RAUCH – Geschichte
des bolschewistischen Russland (Bolşevik Rusya Tarihi)
7-) Abdenk KOSSOVSKİY –
Vozrojdeniye (Rusça Dergi) Paris, 1956.
8-) Dr. Aziz Alpaut – Deli
Petro’Nun Vasiyeti – ( Türk Yurdu, 1961).
9-) Don WHARTON – Gift aus roten
Druckereien (Das Beste) – (Kızıl Matbaalardan akan zehir).
Üstad Necib Fazıl’ın gazetecilik
planında değerlendirebilecek bir “ifşa” yazısında bile meseleyi hangi kaynak
zenginliği içinde ele aldığı birkez daha görülüyor. O, “mütefekkir yetiştiren
mütefekkir” vasfı gereği hep terkibçiliğini konuşturup, tecride değer vermiş;
yukarıdaki şekliyle bibliyografya tanzim etmeye kıymet atfetmemiştir. “Kaynak”
budalalarının zaaf sandığı, fikirde kuvvetin bir tecellisidir. Yoksa,
gazetecilik araştırmalarında bile mevzulara hangi kaynak zenginliği ile
sarktığı yukarıda apaçık anlaşılmıyor mu?
Yahudi ve masonluğu da “baş nefret
kutbu” olarak süzgecinden geçirip, onların menfî mânâları ve sinsi plânları
etrafında “büyük ifşâlarda” bulunan Büyük Doğu Mimarı bu mevzuda da çok değerli
bilgi ve belgelere sahib olduğunu görüyoruz. 25 Kasım 1949 tarihli Büyük
Doğu’nun 14. sayfasında “(Roje Lâmbel) isimli bir Fransızın “Les Protocoles des
sagesde Sion) adiyle Rusçadan tercüme etiiği ve emekli General Sami Sabit
Karaman tarafından dilimize çevrilen, aslı ve esası gizli ve mahrem bir
eserden” bahseder Necib Fazıl… Aradan 20 yıl kadar bir zaman geçecek ve 22
Kasım 1967 tarihli Büyük Doğu’nun 6. sayfasında yine aynı esere rastlayacağız.
Necib Fazıl’ın kaleminden:
-“(Roje Lambel) isimli bir
Fransızın “Les protocoles de sages de sion – YAHUDİ HÂKİMLERİN PROTOKOLLERİ”
isimli, Rusçadan çevrilme, muazzam bir eseri vardır. Eski emekli general Sami
Sabit Karaman tarafından dilimize aktarılmış bir eser…”
Üstadın yahudi ve masonluk
mevzuundaki kaynaklarından başlıcasının bu eser olduğunu sanıyoruz. Aynı
bahiste faydalandığı bir başka kitab da, galiba bir Fransız masonu olan Serge
Hutin’e ait “Les Francs – Maçon”dur. “Doğru Yolun Sapık Kolları”nda Muhammed
Abduh ve Cemaleddin Efgani isimli iki din tahrikçisinin aslında mason çemberine
girmiş olduklarını bu kitabdan vesikalandırır.
Hep üzerinde durduğumuz gibi,
Üstad Necib Fazıl doğu ve batıyı süzgeçten geçirip köklü bir muhasebe yaparken
alelâde anlayışlara zerre kadar prim vermemiş, misâllerini dikkate şayan bir
keyfiyet tesbit ettiği entelektüel muharrirlerden süzmüştür. Onun fikirde ucuz
hayranlık ve anlayışsız dostluktansa, “biliş ve bildiriş haysiyetine sahib”
kaliteli düşmanlığı tercih ettiği malûmdur. “Domuzuna katolik” diye damgaladığı
(Fransua Moryak) ve yine (Andrea Morua), Fransa’da “entellektüellerin
entellektüeli” diye anılan (Suares), İslâm’a ilgisi ve ve tasavvuf üzerine
tetkiklerinden bildiğimiz (Masinyon) gibi halis aydınlar Necib Fazıl’ın
yakından takib ettiği batılı entelektüel ve sanatkâr örneklerinden birkaçıdır.
Ama meselâ Türk dostluğu ve Osmanlı hayranlığı ile tanınan (Piyer Loti)yi
okumakla birlikte eserine ehemmiyet vermez ve böylesi ucuz hayranlıklardan
doğu-batı muhasebesine dair ipucu devşirmeye yanaşmaz. Hissî zevk plânındaki
yakınlıktansa, fikre-kafa sancısına dayalı aykırıklar daha anlamlıdır.
Bu vesileyle (Andrea Maruo)nın
ölümü ve (Piyer Loti)nin 100. doğum yıl dönümü üzerine yazdıklarını görmek
yerinde olur sanıyoruz. 18 Ekim 1967 tarihli Büyük Doğu’da Necib Fazıl yazıyor:
“FRANSIZ EDİBİ: (Andrea Morua)
öldü. Koyu katolik, ruhçu ve materyalizma düşmanı meşhur edip… Romancı,
tarihçi, yorumcu ve biyografi yazarı… (…) Onunla Fransız edebiyatı, ruhçu ve
dinci kalemlerinden en büyüğünü kaybediyor ve arkadaşı (Fransua Moryak)dan
ibaret kalıyor. Mansur (Hallaç) hakkında eser yazarken müslümanlığa kayar gibi
olan ve bir aralık Hristiyanlıktan dönmeyi düşünen (Masiyon)a:
-Namussuz, nasıl dinini
bırakabilirsin?
Diye saldırıp onu Hristiyanlıkta
alıkoyanların başında (Morua) vardır. Herşeye rağmen (Morua), Batının kaybolan
ruhunu müdafaada maddeci sisteme karşı korunması ve tutulması gereken bir
kalemdir ve bizim Batı tezimizi gerçekleştirici bir şahsyettir.” (Necib Fazıl, Hadiselerin
Muhasebesi-3, Büyük Doğu Yay., 2003, s. 127-128)
Üstadımız 2- Ocak 1950 tarihli
“Hadiselerin Muhasebesi”nde (Piyer Loti)ye de yer verir:
“PİYER LOTİ: Piyer Loti’nin 100.
doğum yılını İstanbul’da (Fransa’da değil) kutladılar. Bir Fransız romancısı
ki, memleketinde üçüncü veya beşinci sınıf, fakat memleketinin hars taarruzuna
geçtiği manevî tesir sahalarında bir istismar vesilesi… Bizim Tanzimat
çığırımızın 11’inci yılında doğan ve en genç yaşlarında bu Tanzimat bulamacının
“altı şişhane, üstü kaval” memleketine gelen, Avrupa ipeklileri ve kokularo
içinde yarı feraceli Türk kadınlarına hayran olan Piyer Loti, bu duygularında
samimi olsa da asla derin ve köklü değildi. Artık kandil kandil sönmeye
başlayan ulvî Şark, onun gözünde, kırıntılariyle bile kendi ülkesinin sahteliği
ve sathîliği önünde (romanesk) ve (egzotik) bir nesneydi. Fakat bu Avrupalı
muharrirde, ne Garbın, ne de Şarkın ferdî ve içtimaî çilesini farkedecek bir
muamma ruhu mevcut değildi. (…) Ucuz hayranlarımıza onlardan daha ucuz minnettarlıkla
mukabelenin biraz üstünde bir fikir tavrına ihtiyaç vardır. Dünya, çengeline,
dilediğimiz şekilde ablak suratlı yuvarlaklar asacağımız herhangi bir
toparlaktan ibaret değildir.” (Necib Fazıl, Hadiselerin Muhasebesi-2, Büyük Doğu Yay.,
2003, s. 43-44)
Bölüm başlığımız “kimler kimleri
süzgecinden geçiren dev”di. Şöyle de söylenebilir: “Doğuyu, batıyı, Anadolu’yu,
hâli, maziyi, istikbâli, sanatı, edebiyatı, felsefe ve ideolojiyi süzgecinden
geçiren DEV!..” Ama “Necib Fazıl kimdir” sorusuna verilecek asıl cevab bu
değil. Onun “mütefekkir yetiştiren mütefekkir” vasfının hem ifâdecisi, hem de
hayatı ve eseriyle bizzat şahidi olan Salih MİRZABEYOĞLU’nun çizdiği şu muazzam
portre, “Necib Fazıl kimdir?” mevzuunun hem başı, hem sonu, hem de merkezidir:
“Beş asırlık tarih dilimimizle
birlikte içinde yaşadığımız çağın nabzını yakalayan ve ideali aramayla toprağa
bağlanma arasındaki bir berzahta kıvranan insanoğlunun oluş ıstırabını
hakikatin hakikatine nisbetle heykelleştiren adam…”
Akademya’ya Doğru Arşivi (2001-2005)