ANA SAYFA HABERLER DERGİLER BAYİ ADRESLERİ BİZE YAZIN İRTİBAT
SON HABER:  

28 ŞUBAT YARGILANSINAKADEMYA PANELLERİİBDA KÜLLİYATI İNDEKSLERİKALEMİNDEN MİRZABEYOĞLUKÜRT MESELESİRÖPORTAJLARSÖZ ÇAKAL CARLOSTA

- NECİB FAZIL -- SALİH MİRZABEYOĞLU -ABDÜLHAMİD KOÇAAHMED EYMENAKADEMYAALİ NACARAV. ALİ RIZA YAMANAV. GÜVEN YILMAZAYŞEGÜL AHFABİLGEHAN ERENCOYOTTEDR. NEVZAT ŞİPLEMEFATİH TURPLUGÖKHAN GÜMÜŞGÜLÇİN ŞENELHAKAN YAMANHAYREDDİN SOYKANHÜLYA UYARİKTİBASKÂZIM ALBAYRAKKENAN DURUMAHMUD E. DURUMÜJDE BAYRAMMUSTAFA SEÇKİNEROĞUZ YILDIRIMÖMER EMRE AKCEBEOSMAN AKYILDIZREHA SUVARİREİ TAKAHARARUKİYE AVCIRUKİYE ŞENELSEDAT BULUTSELÇUK ARSLANSELİM GÜRSELGİLSENCER EKİNSEZAİ KIRLANGIÇSİZDEN GELENLERTURAN DEMİRÜMİT ELÖNÜZELİHA KILIÇPARLAR

HAKAN YAMAN
Yazıları Paylaş
“Üstad Az Okurdu(!)” Safsatası’na Ek
Eklenme: 2011-01-07 | Okunma: 567

“Üstad Az Okurdu(!)” Safsatası’na Ek

Hakan Yaman

 

“Kitap Kurdu Diye Başka Kime Dersiniz?..” Bölümüne Ek

19 Eylül 1939 tarihli “Hadiselerden Ders” başlıklı çerçevesinde ihtiyat zabitliği günleri ve orada okuduklarından bahseder:

“Meslekten asker değilim. Fakat HARP TARİHLERİYLE TÂBİYE ve STRATEJYA MESELELERİNİ OKUMAYA BAYILIRIM. İhtiyat zabitliğimi yaparken, alay kumandanımın hayretini çekecek mikyasta TÜRKÇE ve FRANSIZCA ASKERLİK ESERLERİNE DALMIŞTIM.” (N. Fazıl, Çerçeve 1, s. 242)

Üstad, Büyük Doğu’nun birçok sayısında ve “Raporlar” ve “Türkiye’nin Manzarası” gibi bazı kitablarında, askerlik ilminin inceliklerinden bahisle Von Klazviç, Molteke, Von Der Goltz, Büyük Frederik gibi subay veya hükümdar ünvanının yanında eser sahibi de olan birçok askerî mütefekkirin görüşlerine başvurur. Savaş tarihine damgasını vuran bu ve benzeri isimlerin askerlik sanatına dair yazdıklarını Üstad Necib Fazıl’ın büyük bir titizlikle okuduğu apaçık hakikattir. Ayrıca Onun bu türden kitablara gösterdiği ilgi, yazı hayatımızda pek örneği olmayan alışılmadık bir durumdur ve daha 30’lu yıllarda bile yazarlığın ötesinde bir aksiyon hasreti çektiğinin işaretidir.

 

“Kimler ve Kimleri Süzgecinden Geçiren Dev” Bölümüne Ek

Üstad Necib Fazıl’ın Komünizme dair yüzlerce yazısından birisi, 15. devre Büyük Doğu’nun 03 Mart 1971 tarihli 9. sayısında neşredilen “Komünizma ve Türkiye” başlıklı ve Dedektif X Bir imzalı ifşadır. Necib Fazıl bahsi geçen mecmuanın 15. sayfasında hemen hiç tenezzül etmediği bir usûle başvurur ve faydalandığı kaynaklardan bazılarını topluca gösterir. “Komünizma ifşamızın Kaynaklarından Birkaçı” başlığı ile ve bir çerçeve içinde aşağıdaki bibliyografyayı tanzim eden bizzat Necib Fazıl’dır. Biz, numaralandırarak sıralıyoruz:

1-) Die Sowjetische Deutschlandpolitik (studiengesellschaft für zeitprobleme) – Sovyetlerin Almanya politikası

2-) David SCHUB – Lenin

3-) E:O:Volkmann – Der Marxismus un das deutsche Heer im Weltkrieg – (Marksizm ve Dünya Harbi Sırasında Alman Ordusu)

4-) Vergi – Lenin. Über Deutschland und die deutsche Arbeiterbe wegung – ( Almanya ve Alman işçi hareketine dair)

5-) Dr. Aziz Alpaut – Açık Mektup – (Ankara Ticaret Postası)

6-) George V. RAUCH – Geschichte des bolschewistischen Russland (Bolşevik Rusya Tarihi)

7-) Abdenk KOSSOVSKİY – Vozrojdeniye (Rusça Dergi) Paris, 1956.

8-) Dr. Aziz Alpaut – Deli Petro’Nun Vasiyeti – ( Türk Yurdu, 1961).

9-) Don WHARTON – Gift aus roten Druckereien (Das Beste) – (Kızıl Matbaalardan akan zehir).

Üstad Necib Fazıl’ın gazetecilik planında değerlendirebilecek bir “ifşa” yazısında bile meseleyi hangi kaynak zenginliği içinde ele aldığı birkez daha görülüyor. O, “mütefekkir yetiştiren mütefekkir” vasfı gereği hep terkibçiliğini konuşturup, tecride değer vermiş; yukarıdaki şekliyle bibliyografya tanzim etmeye kıymet atfetmemiştir. “Kaynak” budalalarının zaaf sandığı, fikirde kuvvetin bir tecellisidir. Yoksa, gazetecilik araştırmalarında bile mevzulara hangi kaynak zenginliği ile sarktığı yukarıda apaçık anlaşılmıyor mu?

Yahudi ve masonluğu da “baş nefret kutbu” olarak süzgecinden geçirip, onların menfî mânâları ve sinsi plânları etrafında “büyük ifşâlarda” bulunan Büyük Doğu Mimarı bu mevzuda da çok değerli bilgi ve belgelere sahib olduğunu görüyoruz. 25 Kasım 1949 tarihli Büyük Doğu’nun 14. sayfasında “(Roje Lâmbel) isimli bir Fransızın “Les Protocoles des sagesde Sion) adiyle Rusçadan tercüme etiiği ve emekli General Sami Sabit Karaman tarafından dilimize çevrilen, aslı ve esası gizli ve mahrem bir eserden” bahseder Necib Fazıl… Aradan 20 yıl kadar bir zaman geçecek ve 22 Kasım 1967 tarihli Büyük Doğu’nun 6. sayfasında yine aynı esere rastlayacağız. Necib Fazıl’ın kaleminden:

-“(Roje Lambel) isimli bir Fransızın “Les protocoles de sages de sion – YAHUDİ HÂKİMLERİN PROTOKOLLERİ” isimli, Rusçadan çevrilme, muazzam bir eseri vardır. Eski emekli general Sami Sabit Karaman tarafından dilimize aktarılmış bir eser…”

Üstadın yahudi ve masonluk mevzuundaki kaynaklarından başlıcasının bu eser olduğunu sanıyoruz. Aynı bahiste faydalandığı bir başka kitab da, galiba bir Fransız masonu olan Serge Hutin’e ait “Les Francs – Maçon”dur. “Doğru Yolun Sapık Kolları”nda Muhammed Abduh ve Cemaleddin Efgani isimli iki din tahrikçisinin aslında mason çemberine girmiş olduklarını bu kitabdan vesikalandırır.

Hep üzerinde durduğumuz gibi, Üstad Necib Fazıl doğu ve batıyı süzgeçten geçirip köklü bir muhasebe yaparken alelâde anlayışlara zerre kadar prim vermemiş, misâllerini dikkate şayan bir keyfiyet tesbit ettiği entelektüel muharrirlerden süzmüştür. Onun fikirde ucuz hayranlık ve anlayışsız dostluktansa, “biliş ve bildiriş haysiyetine sahib” kaliteli düşmanlığı tercih ettiği malûmdur. “Domuzuna katolik” diye damgaladığı (Fransua Moryak) ve yine (Andrea Morua), Fransa’da “entellektüellerin entellektüeli” diye anılan (Suares), İslâm’a ilgisi ve ve tasavvuf üzerine tetkiklerinden bildiğimiz (Masinyon) gibi halis aydınlar Necib Fazıl’ın yakından takib ettiği batılı entelektüel ve sanatkâr örneklerinden birkaçıdır. Ama meselâ Türk dostluğu ve Osmanlı hayranlığı ile tanınan (Piyer Loti)yi okumakla birlikte eserine ehemmiyet vermez ve böylesi ucuz hayranlıklardan doğu-batı muhasebesine dair ipucu devşirmeye yanaşmaz. Hissî zevk plânındaki yakınlıktansa, fikre-kafa sancısına dayalı aykırıklar daha anlamlıdır.

Bu vesileyle (Andrea Maruo)nın ölümü ve (Piyer Loti)nin 100. doğum yıl dönümü üzerine yazdıklarını görmek yerinde olur sanıyoruz. 18 Ekim 1967 tarihli Büyük Doğu’da Necib Fazıl yazıyor:

“FRANSIZ EDİBİ: (Andrea Morua) öldü. Koyu katolik, ruhçu ve materyalizma düşmanı meşhur edip… Romancı, tarihçi, yorumcu ve biyografi yazarı… (…) Onunla Fransız edebiyatı, ruhçu ve dinci kalemlerinden en büyüğünü kaybediyor ve arkadaşı (Fransua Moryak)dan ibaret kalıyor. Mansur (Hallaç) hakkında eser yazarken müslümanlığa kayar gibi olan ve bir aralık Hristiyanlıktan dönmeyi düşünen (Masiyon)a:

-Namussuz, nasıl dinini bırakabilirsin?

Diye saldırıp onu Hristiyanlıkta alıkoyanların başında (Morua) vardır. Herşeye rağmen (Morua), Batının kaybolan ruhunu müdafaada maddeci sisteme karşı korunması ve tutulması gereken bir kalemdir ve bizim Batı tezimizi gerçekleştirici bir şahsyettir.” (Necib Fazıl, Hadiselerin Muhasebesi-3, Büyük Doğu Yay., 2003, s. 127-128)

Üstadımız 2- Ocak 1950 tarihli “Hadiselerin Muhasebesi”nde (Piyer Loti)ye de yer verir:

“PİYER LOTİ: Piyer Loti’nin 100. doğum yılını İstanbul’da (Fransa’da değil) kutladılar. Bir Fransız romancısı ki, memleketinde üçüncü veya beşinci sınıf, fakat memleketinin hars taarruzuna geçtiği manevî tesir sahalarında bir istismar vesilesi… Bizim Tanzimat çığırımızın 11’inci yılında doğan ve en genç yaşlarında bu Tanzimat bulamacının “altı şişhane, üstü kaval” memleketine gelen, Avrupa ipeklileri ve kokularo içinde yarı feraceli Türk kadınlarına hayran olan Piyer Loti, bu duygularında samimi olsa da asla derin ve köklü değildi. Artık kandil kandil sönmeye başlayan ulvî Şark, onun gözünde, kırıntılariyle bile kendi ülkesinin sahteliği ve sathîliği önünde (romanesk) ve (egzotik) bir nesneydi. Fakat bu Avrupalı muharrirde, ne Garbın, ne de Şarkın ferdî ve içtimaî çilesini farkedecek bir muamma ruhu mevcut değildi. (…) Ucuz hayranlarımıza onlardan daha ucuz minnettarlıkla mukabelenin biraz üstünde bir fikir tavrına ihtiyaç vardır. Dünya, çengeline, dilediğimiz şekilde ablak suratlı yuvarlaklar asacağımız herhangi bir toparlaktan ibaret değildir.” (Necib Fazıl, Hadiselerin Muhasebesi-2, Büyük Doğu Yay., 2003, s. 43-44)

Bölüm başlığımız “kimler kimleri süzgecinden geçiren dev”di. Şöyle de söylenebilir: “Doğuyu, batıyı, Anadolu’yu, hâli, maziyi, istikbâli, sanatı, edebiyatı, felsefe ve ideolojiyi süzgecinden geçiren DEV!..” Ama “Necib Fazıl kimdir” sorusuna verilecek asıl cevab bu değil. Onun “mütefekkir yetiştiren mütefekkir” vasfının hem ifâdecisi, hem de hayatı ve eseriyle bizzat şahidi olan Salih MİRZABEYOĞLU’nun çizdiği şu muazzam portre, “Necib Fazıl kimdir?” mevzuunun hem başı, hem sonu, hem de merkezidir:

“Beş asırlık tarih dilimimizle birlikte içinde yaşadığımız çağın nabzını yakalayan ve ideali aramayla toprağa bağlanma arasındaki bir berzahta kıvranan insanoğlunun oluş ıstırabını hakikatin hakikatine nisbetle heykelleştiren adam…”

Akademya’ya Doğru Arşivi (2001-2005)

 

Bu Yazı için İlk Yorumu Sen Gönder
İsim
Email
Mesaj



Dergimizin Son Sayısı Çıktı!
Sayı: 2 - II.Dönem Güz 2011



Anasayfa | Yazılar | Haberler | Seçtiklerimiz | Dergiler | Dergi Aboneliği
Künyemiz | Hakkımızda | Bayilerimiz | Dergimize Yazın | Web Sitemize Yazın
                                 Copyright © Telif Hakları AKADEMYA'ya Aittir