ANA SAYFA HABERLER DERGİLER BAYİ ADRESLERİ BİZE YAZIN İRTİBAT
SON HABER:  

28 ŞUBAT YARGILANSINAKADEMYA PANELLERİİBDA KÜLLİYATI İNDEKSLERİKALEMİNDEN MİRZABEYOĞLUKÜRT MESELESİRÖPORTAJLARSÖZ ÇAKAL CARLOSTA

- NECİB FAZIL -- SALİH MİRZABEYOĞLU -ABDÜLHAMİD KOÇAAHMED EYMENAKADEMYAALİ NACARAV. ALİ RIZA YAMANAV. GÜVEN YILMAZAYŞEGÜL AHFABİLGEHAN ERENCOYOTTEDR. NEVZAT ŞİPLEMEFATİH TURPLUGÖKHAN GÜMÜŞGÜLÇİN ŞENELHAKAN YAMANHAYREDDİN SOYKANHÜLYA UYARİKTİBASKÂZIM ALBAYRAKKENAN DURUMAHMUD E. DURUMÜJDE BAYRAMMUSTAFA SEÇKİNEROĞUZ YILDIRIMÖMER EMRE AKCEBEOSMAN AKYILDIZREHA SUVARİREİ TAKAHARARUKİYE AVCIRUKİYE ŞENELSEDAT BULUTSELÇUK ARSLANSELİM GÜRSELGİLSENCER EKİNSEZAİ KIRLANGIÇSİZDEN GELENLERTURAN DEMİRÜMİT ELÖNÜZELİHA KILIÇPARLAR

GÖKHAN GÜMÜŞ
Yazıları Paylaş
“Gereksiz Kakofoni”
Eklenme: 2010-12-29 | Okunma: 375

“Gereksiz Kakofoni”

Lüksemburg Dış İşleri Bakanı, Yunanistan'a

malî yardımlarla ilgili çekişmelerden şikâyetçi

 

Almancadan Tercüme: Gökhan Gümüş

 

 

Lüksemburg Dış İşleri Bakanı Jean Asselborn İMF'nin Yunanistan'a yönelik malî yardımlarda bulunmasına karşı. Böyle bir müdahalenin, AB para biriminin itibârını büyük ölçüde zedeleyeceği kanaatinde. Aynı zamanda, AB ülkelerinin doğrudan malî yardımlarda bulunmalarını da reddediyor.

 

TAKDİM

Lehman Brothers'in Nisan 2008'de iflas bayrağını çekmesiyle dünya çapında gelişen hâdiseler, şu günlerde AB'yi derinden sarsan Yunanistan krizi ile doğrudan ilişkilendirilemez. Bir defa, global krizi doğuran "dünya görüşü" için böylesi bir sistematik takib, tahlil ve teşhis aksiyonu mümkün değil; bu şimdiye kadar "alınan tedbirler"den de kolayca anlaşılmalı. "Sistem keyfiyetinden mahrum sistemler" dâhilinde kalındıkça, karmaşanın -"nihaî finale" kadar- böyle devam edeceği de şübhesiz. Sistem(sizlik) gereğince, en ibtidaî enformasyonlar bile yerli yerine konulamazken, "kavram kargaşası" döngüsünün gittikçe hız kazanmasına şaşmamak gerekir. Devamlı ters giden işlerin ve tutmayan hesabların, -kasıtlı dezenformasyon, propaganda ve psikolojik savaş vasıtalarıyla- başta Batı olmak üzere dünya kamuoyundan gizlenmesi ise, mevzuun en kolay ve ucuz tarafı. Bu kamuflaj ve manipülasyon gayretlerine rağmen, Batı kaynaklı "dünya hâkimi" küçük oligarşik yapılanmanın fikir-aksiyon acizliği gözden kaçmayacak çapa ulaşmış durumda. "Parça bütünün habercisidir" hikmetince, "Yunan tracedyası" bu durumu gözler önüne sermekte. Kısaca işaret ettik; "enformasyon toplumu" nâm modern enformasyon bataklığında kayıb olmayanlar için, bütün bu sürecin ortaya çıkardıkları artık apaçık vâkıa olması gerekir. Yunanistan'ın "açık vermesi" ile "can evinden" -ekonomiden- vurulan AB'in çözüm yolu arayabilmekten çok, kaçış yolu aramasını; "imparatorluk" iddiasındayken “iç mantık-tabiî bünye” gereğince tek tek unsurların gerekli terkib keyfiyetinden uzak olmasını, "işin içinde biri" hüviyetiyle, şimdiye kadar Lüksemburg Dış İşleri Bakanı Jean Asselborn kadar "açık ve net" dile getiren pek olmamıştır. 26 Mart tarihli "kriz zirvesi"nden bir gün evvel Almanya Radyosu-Deutschlandfunk muhabiri Jasper Barenberg'e telefon röportajı veren Asselborn'un söylediklerinden bilhassa "satır araları"nı okuyabilenler, birtakım stratejik veriler yanında, pek alâ "psikolojik hâl" teşhisi de süzebilirler. Ayrıca, röportajın telefon vasıtasıyla yapılması ve yedi-sekiz dakikalık bir süreye sıkıştırılması dolayısıyla, kullanılan dilin biraz "tıknefes" olması bir avantaj sayılmalıdır, çünkü böylece Avrupa'daki mevcut politik hararetin daha yakînen yansıtılması mümkün olmuştur. Okuyucularımızın bu "hava"yı alabilmeleri için tercümemizde orijinal üslûbu mümkün mertebe muhafaza etmeye gayret ettik. Röportajın orijinali -her iki şahsın kullandığı lisân- Almancadır. G.G.)

 

Jasper Barenberg: Mevzu, devlet ve hükümet başkanlarının resmî gündeminde değil ama, mesele AB zirvesine hâkim olacağa benziyor. Mevcut durumun daha da kritikleşmesi hâlinde, Avrupalılar Yunanistan'ı malî açıdan desteklemeye hazırlar mı? Şimdiye kadar duyulanlara göre, Şansölye Angela Merkel, Brüksel'de Atina'ya yönelik müşahhas vaadlerde bulunmamaya kararlı. Âcil müdahale gerekliliğinde ise İMF'ye başvurulmasından yana.

Şimdi telefonda Lüksemburg Dış İşleri Bakanı Jean Asselborn'u selâmlıyorum. İyi sabahlar, Jean Asselborn.

 

Jean Asselborn: İyi sabahlar, sayın Barenberg.

 

Jasper Barenberg: Sayın Asselborn, henüz kesinlik yok, ama İMF'nin cankurtaran mevkiinde olacağı gittikçe netlik kazanmakta. Zorlukları aşmanın başlıca yolu böylece bulundu mu?

 

Jean Asselborn: Biliyormusunuz, Avrupa Birliği oldukça girift bir bitki ve işleri her zaman kendi kendine zorlaştırmakta. Aslında Yunanistan meselesinde 11 Şubat 2010 tarihli görüşmelerde iyi bir pozisyonumuz vardı. Orada Yunanistan'ın birtakım reformlar başlatması söylenmişti. Bu tatbik edildi, Papaandreu işini çok iyi yaptı. Yunanistan şimdi ilk defa geçmişte hatalar yapıldığını kabul eden bir hükümete sahib.

İkincisi şu idi; Euro bölgesinde malî istikrara muhtacız, bu ise Euro bölgesinde koordineli aksiyon gerekliliği demektir. Yunanistan Euro bölgesi üyesidir. Netice olarak; Yunanistan'ın özellikle gözden çıkarılmaması demektir.

Sonrasında -ve şu ânki büyük problem budur- bence tamamen gereksiz bir kakofoni oluştu. Her şeyi zorlaştıran, ancak spekülasyonculara ve spekülasyonlara yarayan, Yunanistan'ın zararına olan, Euro bölgesinin zararına olan; ve size şunu diyebilirim: İMF, AMF herneyse, artık Brüksel'deki bu kakofoni durdurulmalı. Ve kanaatimce hedeflenmesi gereken tek şey, 11 Şubat tarihli kararlara gerçekten geri dönülmesidir.

Burada spekülasyonlara iştirak etmek istemiyorum, çünkü inaniyorum ki, Yunanistan şu ân iyi mevzîlendirilmiş vaziyetteyken, öncelikle siyasî desteğe ihtiyacı var. Yunanistan hiç bir zaman açık çek için müracaat etmedi, dolayısıyla böyle bir şeye cevab yetiştirilmesi uğraşlarına girilmemeli. Sorulmayan şeylere cevab verilmez.

 

Jasper Barenberg: Sayın Asselborn, bundan, sizin İMF'nin olaya dâhil edilmesine karşı olduğunuz mu çıkıyor?

 

Jean Asselborn: Biliyormusunuz, şu ân Avrupa Birliği'nin en büyük ülkesinden bahsetmekteyim. Ve kakofoniden bahsederken, küçücük Lüksemburg'da Almanya'dan gelen başlıca üç melodi duymaktan üzgünüm. Birinci melodi, ne olursa olsun Yunanistan'a yardım edilmeyeceği yolluydu. İkinci melodi AMF idi, ki sizin maliye bakanınız teklif etti. Biliyorsunuz, bunu hayata geçirmek için beş yıl ve ayrıca İrlanda'da referandum gerekir. Ve İMF ile ilgili sualinize dönünce; (bu tip teklifleri) okuyunca, dinleyince düşünmek gerekir: çok büyük problemleri var. Teknik açıdan; evet olabilir, operatif açıdan ise müthiş zor.

Ben politikacıyım. İngilizler, yani Birleşik Kraliyet, İMF'ye giden bu yolu destekliyorlar. Biliyoruz ki, İngiltere'dekiler, Londra'da, stratejisttirler. Ve kendimize böyle bir tavrın doğru olup olmadığını sormamız gerekiyor.

Bunun politik-psikoloji açısından fazlasıyle şübheli olduğu kanaatindeyim. Euro'yla; Dolar, Yen, Çin para birimi ile aynı klasmanda oynama emelindeyiz. Ama Euro bölgesinde bizzat Euro bölgesine mesuliyet taşınmadığı ilan edilirse, politik-psikolojiden çok çabuk politik-psikiyatriye kayılır. Burada ne tür sinyallerin verildiğine dair çok dikkatli olunması gerektiği kanaatindeyim.

Şimdi gerekli olan şudur: fantom münâkaşaların kesilmesiyle Yunanistan'a destek olunması ve böylelikle Avrupa'nın bir barış projesi olduğu ve bunun akabinde bir kader birliği olduğunun tekrar hatırlatılması. Yarın AMF, İMF, doğrudan malî yardımlar vs etrafındaki münâkaşalar devam ederse, ancak spekülasyonculara koz vermiş oluruz. Yunanistan'a zarar vermiş oluruz, Euro bölgesine zarar vermiş oluruz. Bu artık bitmeli.

 

Jasper Barenberg: Zirvede alınacak karar Euro ülkelerinin âcil durumda öncelikle kendi aralarında dayanışmaları yönünde mi olmalı?

 

Jean Asselborn: Net olarak tekrar etmek gerekirse, zirvede, Yunanistan'ın yaptığı reformların desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Ve şunun altı çizilmesi gerekir; şimdiye kadar hiç bir Avrupa Birliği ülkesi böyle reformları, ki aslında bunlar Brüksel'in kararı veya talebleri idi, yapmadı. Bu gerçekten çok çok büyük bir güç hamlesi ve Yunan hükümeti bu çerçevede ayakta tutulmalı. Aynı zamanda Yunanistan'daki insanlara bütün bu yapılanların  doğru olduğunu göstermek için. Bence en önemli olan kesinlikle budur. Ve bu reformlar tatbik edildiğinde, Yunanistan'ın bizden açık çek istemesi durumuna gelmeyiz. Bizim Yunanistan'da İMF'nin müdahalesini gerektiren bir mevkîye gelmeyeceğimize kaanîyim.

Ve siz de biliyorsunuz: Doğrudan yardımlar, operatif yardımlar mevzubahis olduğunda, İMF yabancı para birimiyle müdahale etmekte. İMF'nin Alaska veya Kaliforniya'ya müdahale ettiğini tasavvur ediniz. İMF ile hem -bundan çok eminim- psikolojik olarak Euro ve Euro bölgesine büyük zarar veririz, hem de Avrupa Birliği'nin tümüne yakışmayan bir şey olur.

 

Jasper Barenberg: Şimdi belli ki Alman başbakanı tüm gücüyle böyle bir şeyi takib etmekte, yani İMF'nin dâhil edilmesi. Son olarak yine böyle bir şeyin mümkün tesirlerine göz atalım. Almanya'nın AB politikasının bu yönde değiştiğini, daha çok kendi çıkarlarına dikkat ettiğini görüyor musunuz?

 

Jean Asselborn: Almanya'ya büyük saygım var. Almanya ekonomik olarak Avrupa'da mutlaka birinci referanstır. Yürütülen müzakereye de saygım var. Almanya'nın D-Mark'dan ferâgat ederek Euro'yu mümkün kılmasında başlıca şartı (yeni para biriminin) istikrarlı bir yol alması olduğunu biliyorum. Bütün bunlara saygı duyuyorum. Yalnız, yine çok küçük bir ülkenin mensubu olmak üzere ama böylece birtakım şeyleri belki daha iyi sezebilen biri olarak söylemek istediğim, Avrupa Birliği'nde en büyük devletin perspektifinden yola çıkarak Avrupa politikasını iç politikaların belirlememesidir. Böyle olursa yürümez. Bunun için tekrar ediyorum: biz bir barış projesiyiz, bir kader birliğiyiz ve böyle olunca, eğer belli bir ânda yardıma ihtiyacı olanlar varsa istisnâlar olamaz. Yine "eğer" diyorum ki bu  münâkaşa en kısa zamanda... Hani sanki yarın Yunanistan Avrupa Birliği'nden ve Almanya'dan milyar üzerine milyarlık açık çek alacakmış gibi konuşulmakta. Böyle değil ki!

Son olarak bir şey söylemek istiyorum. En yakın kaynaklardan aldığım bilgilere göre -zaten bunları devamlı okuyorum da-, Türkiye ve Yunanistan, deniz kuvvetlerini güçlendirmek niyetindeler. Yanılmıyorsam bu iki ülke dört milyar vererek denizaltı filolarını donatmak istiyorlar. Böylesi bir (ekonomik) ortamda bu şeylerin mecburî olup olmadığı sorulmalı.

 

Jasper Barenberg: Lüksemburg Dış İşleri Bakanı bu sabah bizimle mülâkattaydı. Çok teşekkürler, Jean Asselborn.

 

Jean Asselborn: Rica ederim, sayın Barenberg.

Aylık Dergisi, Mayıs 2010

 

 

Bu Yazı için İlk Yorumu Sen Gönder
İsim
Email
Mesaj



Dergimizin Son Sayısı Çıktı!
Sayı: 3 - II.Dönem Yaz 2012



Anasayfa | Yazılar | Haberler | Seçtiklerimiz | Dergiler | Dergi Aboneliği
Künyemiz | Hakkımızda | Bayilerimiz | Dergimize Yazın | Web Sitemize Yazın
                                 Copyright © Telif Hakları AKADEMYA'ya Aittir