“Gereksiz
Kakofoni”
Lüksemburg Dış
İşleri Bakanı, Yunanistan'a
malî yardımlarla
ilgili çekişmelerden şikâyetçi
Almancadan
Tercüme: Gökhan Gümüş
Lüksemburg
Dış İşleri Bakanı Jean Asselborn İMF'nin Yunanistan'a yönelik malî yardımlarda
bulunmasına karşı. Böyle bir müdahalenin, AB para biriminin itibârını büyük
ölçüde zedeleyeceği kanaatinde. Aynı zamanda, AB ülkelerinin doğrudan malî
yardımlarda bulunmalarını da reddediyor.
TAKDİM
Lehman Brothers'in
Nisan 2008'de iflas bayrağını çekmesiyle dünya çapında gelişen hâdiseler, şu
günlerde AB'yi derinden sarsan Yunanistan krizi ile doğrudan ilişkilendirilemez.
Bir defa, global krizi doğuran "dünya görüşü" için böylesi bir
sistematik takib, tahlil ve teşhis aksiyonu mümkün değil; bu şimdiye kadar
"alınan tedbirler"den de kolayca anlaşılmalı. "Sistem
keyfiyetinden mahrum sistemler" dâhilinde kalındıkça, karmaşanın
-"nihaî finale" kadar- böyle devam edeceği de şübhesiz.
Sistem(sizlik) gereğince, en ibtidaî enformasyonlar bile yerli yerine
konulamazken, "kavram kargaşası" döngüsünün gittikçe hız kazanmasına
şaşmamak gerekir. Devamlı ters giden işlerin ve tutmayan hesabların, -kasıtlı
dezenformasyon, propaganda ve psikolojik savaş vasıtalarıyla- başta Batı olmak
üzere dünya kamuoyundan gizlenmesi ise, mevzuun en kolay ve ucuz tarafı. Bu
kamuflaj ve manipülasyon gayretlerine rağmen, Batı kaynaklı "dünya
hâkimi" küçük oligarşik yapılanmanın fikir-aksiyon acizliği gözden
kaçmayacak çapa ulaşmış durumda. "Parça bütünün habercisidir"
hikmetince, "Yunan tracedyası" bu durumu gözler önüne sermekte.
Kısaca işaret ettik; "enformasyon toplumu" nâm modern enformasyon
bataklığında kayıb olmayanlar için, bütün bu sürecin ortaya çıkardıkları artık
apaçık vâkıa olması gerekir. Yunanistan'ın "açık vermesi" ile
"can evinden" -ekonomiden- vurulan AB'in çözüm yolu arayabilmekten
çok, kaçış yolu aramasını; "imparatorluk" iddiasındayken “iç mantık-tabiî
bünye” gereğince tek tek unsurların gerekli terkib keyfiyetinden uzak olmasını,
"işin içinde biri" hüviyetiyle, şimdiye kadar Lüksemburg Dış İşleri
Bakanı Jean Asselborn kadar "açık ve net" dile getiren pek
olmamıştır. 26 Mart tarihli "kriz zirvesi"nden bir gün evvel Almanya
Radyosu-Deutschlandfunk muhabiri Jasper Barenberg'e telefon röportajı veren
Asselborn'un söylediklerinden bilhassa "satır araları"nı
okuyabilenler, birtakım stratejik veriler yanında, pek alâ "psikolojik
hâl" teşhisi de süzebilirler. Ayrıca, röportajın telefon vasıtasıyla
yapılması ve yedi-sekiz dakikalık bir süreye sıkıştırılması dolayısıyla,
kullanılan dilin biraz "tıknefes" olması bir avantaj sayılmalıdır, çünkü
böylece Avrupa'daki mevcut politik hararetin daha yakînen yansıtılması mümkün
olmuştur. Okuyucularımızın bu "hava"yı alabilmeleri için tercümemizde
orijinal üslûbu mümkün mertebe muhafaza etmeye gayret ettik. Röportajın orijinali
-her iki şahsın kullandığı lisân- Almancadır. G.G.)
Jasper Barenberg: Mevzu,
devlet ve hükümet başkanlarının resmî gündeminde değil ama, mesele AB zirvesine
hâkim olacağa benziyor. Mevcut durumun daha da kritikleşmesi hâlinde,
Avrupalılar Yunanistan'ı malî açıdan desteklemeye hazırlar mı? Şimdiye kadar
duyulanlara göre, Şansölye Angela Merkel, Brüksel'de Atina'ya yönelik müşahhas vaadlerde
bulunmamaya kararlı. Âcil müdahale gerekliliğinde ise İMF'ye başvurulmasından
yana.
Şimdi telefonda
Lüksemburg Dış İşleri Bakanı Jean Asselborn'u selâmlıyorum. İyi sabahlar, Jean
Asselborn.
Jean Asselborn: İyi
sabahlar, sayın Barenberg.
Jasper Barenberg: Sayın
Asselborn, henüz kesinlik yok, ama İMF'nin cankurtaran mevkiinde olacağı
gittikçe netlik kazanmakta. Zorlukları aşmanın başlıca yolu böylece bulundu mu?
Jean Asselborn: Biliyormusunuz,
Avrupa Birliği oldukça girift bir bitki ve işleri her zaman kendi kendine
zorlaştırmakta. Aslında Yunanistan meselesinde 11 Şubat 2010 tarihli
görüşmelerde iyi bir pozisyonumuz vardı. Orada Yunanistan'ın birtakım reformlar
başlatması söylenmişti. Bu tatbik edildi, Papaandreu işini çok iyi yaptı.
Yunanistan şimdi ilk defa geçmişte hatalar yapıldığını kabul eden bir hükümete
sahib.
İkincisi şu idi;
Euro bölgesinde malî istikrara muhtacız, bu ise Euro bölgesinde koordineli
aksiyon gerekliliği demektir. Yunanistan Euro bölgesi üyesidir. Netice olarak;
Yunanistan'ın özellikle gözden çıkarılmaması demektir.
Sonrasında -ve şu
ânki büyük problem budur- bence tamamen gereksiz bir kakofoni oluştu. Her şeyi
zorlaştıran, ancak spekülasyonculara ve spekülasyonlara yarayan, Yunanistan'ın
zararına olan, Euro bölgesinin zararına olan; ve size şunu diyebilirim: İMF,
AMF herneyse, artık Brüksel'deki bu kakofoni durdurulmalı. Ve kanaatimce
hedeflenmesi gereken tek şey, 11 Şubat tarihli kararlara gerçekten geri
dönülmesidir.
Burada
spekülasyonlara iştirak etmek istemiyorum, çünkü inaniyorum ki, Yunanistan şu ân
iyi mevzîlendirilmiş vaziyetteyken, öncelikle siyasî desteğe ihtiyacı var.
Yunanistan hiç bir zaman açık çek için müracaat etmedi, dolayısıyla böyle bir
şeye cevab yetiştirilmesi uğraşlarına girilmemeli. Sorulmayan şeylere cevab
verilmez.
Jasper Barenberg: Sayın
Asselborn, bundan, sizin İMF'nin olaya dâhil edilmesine karşı olduğunuz mu çıkıyor?
Jean Asselborn: Biliyormusunuz,
şu ân Avrupa Birliği'nin en büyük ülkesinden bahsetmekteyim. Ve kakofoniden
bahsederken, küçücük Lüksemburg'da Almanya'dan gelen başlıca üç melodi
duymaktan üzgünüm. Birinci melodi, ne olursa olsun Yunanistan'a yardım
edilmeyeceği yolluydu. İkinci melodi AMF idi, ki sizin maliye bakanınız teklif
etti. Biliyorsunuz, bunu hayata geçirmek için beş yıl ve ayrıca İrlanda'da
referandum gerekir. Ve İMF ile ilgili sualinize dönünce; (bu tip teklifleri)
okuyunca, dinleyince düşünmek gerekir: çok büyük problemleri var. Teknik
açıdan; evet olabilir, operatif açıdan ise müthiş zor.
Ben politikacıyım.
İngilizler, yani Birleşik Kraliyet, İMF'ye giden bu yolu destekliyorlar.
Biliyoruz ki, İngiltere'dekiler, Londra'da, stratejisttirler. Ve kendimize
böyle bir tavrın doğru olup olmadığını sormamız gerekiyor.
Bunun
politik-psikoloji açısından fazlasıyle şübheli olduğu kanaatindeyim. Euro'yla;
Dolar, Yen, Çin para birimi ile aynı klasmanda oynama emelindeyiz. Ama Euro
bölgesinde bizzat Euro bölgesine mesuliyet taşınmadığı ilan edilirse,
politik-psikolojiden çok çabuk politik-psikiyatriye kayılır. Burada ne tür
sinyallerin verildiğine dair çok dikkatli olunması gerektiği kanaatindeyim.
Şimdi gerekli olan
şudur: fantom münâkaşaların kesilmesiyle Yunanistan'a destek olunması ve
böylelikle Avrupa'nın bir barış projesi olduğu ve bunun akabinde bir kader
birliği olduğunun tekrar hatırlatılması. Yarın AMF, İMF, doğrudan malî
yardımlar vs etrafındaki münâkaşalar devam ederse, ancak spekülasyonculara koz
vermiş oluruz. Yunanistan'a zarar vermiş oluruz, Euro bölgesine zarar vermiş
oluruz. Bu artık bitmeli.
Jasper Barenberg: Zirvede
alınacak karar Euro ülkelerinin âcil durumda öncelikle kendi aralarında
dayanışmaları yönünde mi olmalı?
Jean Asselborn: Net
olarak tekrar etmek gerekirse, zirvede, Yunanistan'ın yaptığı reformların
desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Ve şunun altı çizilmesi gerekir; şimdiye
kadar hiç bir Avrupa Birliği ülkesi böyle reformları, ki aslında bunlar
Brüksel'in kararı veya talebleri idi, yapmadı. Bu gerçekten çok çok büyük bir
güç hamlesi ve Yunan hükümeti bu çerçevede ayakta tutulmalı. Aynı zamanda
Yunanistan'daki insanlara bütün bu yapılanların
doğru olduğunu göstermek için. Bence en önemli olan kesinlikle budur. Ve
bu reformlar tatbik edildiğinde, Yunanistan'ın bizden açık çek istemesi
durumuna gelmeyiz. Bizim Yunanistan'da İMF'nin müdahalesini gerektiren bir mevkîye
gelmeyeceğimize kaanîyim.
Ve siz de
biliyorsunuz: Doğrudan yardımlar, operatif yardımlar mevzubahis olduğunda, İMF
yabancı para birimiyle müdahale etmekte. İMF'nin Alaska veya Kaliforniya'ya
müdahale ettiğini tasavvur ediniz. İMF ile hem -bundan çok eminim- psikolojik
olarak Euro ve Euro bölgesine büyük zarar veririz, hem de Avrupa Birliği'nin
tümüne yakışmayan bir şey olur.
Jasper Barenberg: Şimdi
belli ki Alman başbakanı tüm gücüyle böyle bir şeyi takib etmekte, yani İMF'nin
dâhil edilmesi. Son olarak yine böyle bir şeyin mümkün tesirlerine göz atalım.
Almanya'nın AB politikasının bu yönde değiştiğini, daha çok kendi çıkarlarına
dikkat ettiğini görüyor musunuz?
Jean Asselborn: Almanya'ya
büyük saygım var. Almanya ekonomik olarak Avrupa'da mutlaka birinci
referanstır. Yürütülen müzakereye de saygım var. Almanya'nın D-Mark'dan ferâgat
ederek Euro'yu mümkün kılmasında başlıca şartı (yeni para biriminin) istikrarlı
bir yol alması olduğunu biliyorum. Bütün bunlara saygı duyuyorum. Yalnız, yine
çok küçük bir ülkenin mensubu olmak üzere ama böylece birtakım şeyleri belki
daha iyi sezebilen biri olarak söylemek istediğim, Avrupa Birliği'nde en büyük
devletin perspektifinden yola çıkarak Avrupa politikasını iç politikaların
belirlememesidir. Böyle olursa yürümez. Bunun için tekrar ediyorum: biz bir
barış projesiyiz, bir kader birliğiyiz ve böyle olunca, eğer belli bir ânda
yardıma ihtiyacı olanlar varsa istisnâlar olamaz. Yine "eğer" diyorum
ki bu münâkaşa en kısa zamanda... Hani
sanki yarın Yunanistan Avrupa Birliği'nden ve Almanya'dan milyar üzerine
milyarlık açık çek alacakmış gibi konuşulmakta. Böyle değil ki!
Son olarak bir şey
söylemek istiyorum. En yakın kaynaklardan aldığım bilgilere göre -zaten bunları
devamlı okuyorum da-, Türkiye ve Yunanistan, deniz kuvvetlerini güçlendirmek niyetindeler.
Yanılmıyorsam bu iki ülke dört milyar vererek denizaltı filolarını donatmak
istiyorlar. Böylesi bir (ekonomik) ortamda bu şeylerin mecburî olup olmadığı
sorulmalı.
Jasper Barenberg: Lüksemburg
Dış İşleri Bakanı bu sabah bizimle mülâkattaydı. Çok teşekkürler, Jean
Asselborn.
Jean Asselborn: Rica
ederim, sayın Barenberg.
Aylık Dergisi, Mayıs 2010