ANA SAYFA HABERLER DERGİLER BAYİ ADRESLERİ BİZE YAZIN İRTİBAT
SON HABER:  

28 ŞUBAT YARGILANSINAKADEMYA PANELLERİİBDA KÜLLİYATI İNDEKSLERİKALEMİNDEN MİRZABEYOĞLUKÜRT MESELESİRÖPORTAJLARSÖZ ÇAKAL CARLOSTA

- NECİB FAZIL -- SALİH MİRZABEYOĞLU -ABDÜLHAMİD KOÇAAHMED EYMENAKADEMYAALİ NACARAV. ALİ RIZA YAMANAV. GÜVEN YILMAZAYŞEGÜL AHFABİLGEHAN ERENCOYOTTEDR. NEVZAT ŞİPLEMEFATİH TURPLUGÖKHAN GÜMÜŞGÜLÇİN ŞENELHAKAN YAMANHAYREDDİN SOYKANHÜLYA UYARİKTİBASKÂZIM ALBAYRAKKENAN DURUMAHMUD E. DURUMÜJDE BAYRAMMUSTAFA SEÇKİNEROĞUZ YILDIRIMÖMER EMRE AKCEBEOSMAN AKYILDIZREHA SUVARİREİ TAKAHARARUKİYE AVCIRUKİYE ŞENELSEDAT BULUTSELÇUK ARSLANSELİM GÜRSELGİLSENCER EKİNSEZAİ KIRLANGIÇSİZDEN GELENLERTURAN DEMİRÜMİT ELÖNÜZELİHA KILIÇPARLAR

AYŞEGÜL AHFA
Yazıları Paylaş
İnsanlık Şuuru Yeni Bir Uyanış Sürecinde
Eklenme: 2011-01-01 | Okunma: 608

Uranüs Koç Burcunda;

İnsanlık Şuuru Yeni Bir Uyanış Sürecinde

Ayşegül Ahfa

 

Uranüs; 13 Mart 1781’de Wilhelm Herschel tarafından keşfedildiğinde dünya Fransız ihtilâli ve Kuzey Amerika’daki bağımsızlık savaşına şahitlik ediyordu. Osmanlı devleti ise, bir yandan Rus savaşının yenilgisiyle baş etmeye çalışırken, diğer yandan imparatorluk dahilindeki isyan ve karışıklıklarla boğuşuyordu. Çeşitli fikir akımlarının “hürriyet” anlayışıyla ortaya çıkıp isyanlar ve ihtilalleri tetiklemesi, tam da Uranüs’ün keşfedildiği süreç içerisinde onun ifade ettiği anlamı da ortaya çıkarmış oluyordu. Aynı şekilde, gezegenin diğer gezegenlere kıyasla daha farklı bir dönüş sergileyerek güneş etrafında yuvarlanarak dönüşünün keşfi bir yana, yine ilmî çalışmalar ve icatların hız kazanması, elektrikle ilgili fennî çalışmaların netleşmesinin bu yıllara denk gelişi, gezegenin anlamlandırılması üzerinde çok etkili olmuştur.

Dane Rudhyar, Triyptych isimli eserinde, modern astrolojide önemli bir yere sahib olan, kitleleri ve âlemşümûl şuuru temsil ettiği kabul edilen Kova burcunun yöneticisi bu gezegeni “âlemşümûl ruhun ibdâcı gücü” olarak tarif etmiştir. Uranüs’ün ferdî “başkalaşma, şekil değiştirme” safhasını ifade ettiğini ve “başkalaşıma uğrayan kişinin Âlemşümûl Aklın ortaya çıkması için bir mihrak haline geldiğini” belirtmektedir. Rudhyar ayrıca Uranüs’ün “Tanrının sesi” yani “kadîm Hint geleneğine göre her mekânı kaplayan mistik Sesin ibdâcı gücü” olduğunu söylemektedir. [1] Yâni Uranüs sezgi-içgörü ve ilham akışındaki âni parlamaların sınırsızlığını da ifade eder. Uranüs keşif ve denemenin sınırsız zevk idraki içinde kişiyi normların çok ötesine taşıyabilecek buudda bir enerjiyi temsil ettiği için de mühimdir. Bu keşif ve ilhamlar, tamamen ilmî buudlara taşınabilir şekilde olabileceği gibi, statükocu bir anlayışla çarpışan, köhnemiş kalıblara ve işlemez adalet sistemine başkaldıran bir çıkışın ve yeni bir sistemin, oluşumun habercisi olarak da tezahür edebilir.

Her burçta ortalama yedi yıl kalan, tüm Zodyak çevresini yaklaşık 84 yılda dönen Uranüs’ün arketipi: Dahi, devrimci, hürriyet kahramanı.

Anahtar Kelimeler: Âni değişim, isyan, teknoloji, bağımsızlık, orijinallik, eksantriklik, hürriyet.

Prensibi: Ferdî hürriyet; ego-benliğin hürriyeti [2]

Uranüs’ün, insanda, bilinen normların, kalıbların dışında farklı bir anlayışın ve algıların kapısını açan; toplumun içindeki bir ferd olarak farklılığını ve farkındalığını anlaması ve ifade etmesi için huzursuzluk veren, rahat olmayan bir enerjidir. Şok edici, sarsıcı, yıkan, anarşik, devrimci hareketlerin etkisi Uranüs’tendir. Yoğun bir gaz kütlesi, elektrik mavisi rengiyle bu büyüleyici gezegenin elementinin hava olması, yine aklı ve yüksek şuuru temsil etmesi itibarıyle, Merkür’ün daha üst buudda bir açılımı olarak görülmüş ve Merkür’ün de Kova burcunda daha etkili olduğu değerlendirmeleri ortaya çıkmıştır. Uranüs’ün bu şok edici etkilerine rağmen; yavaş hareket eden etkisi, enerjisinin de yavaş ve derinden anlaşılmasını gerektirdiği için, pek çok kişi bunun gerektirdiği değişimleri ve enerjiyi algılayamaz. İnsanların değişime olan dirençleri, düzene olan bağımlılıkları, aynı şekilde kendilerinin ferd olarak ifade ettikleri anlamı keşfetme şuurunun uyuklaması, gezegenin güçlü enerjisinden istifadeyi mümkün kılmayacağı gibi, kitle çapında gelişen olaylarda bir sürü psikolojisinden başka bir şeyi açığa çıkaramayacaktır.

“Koç burcu arketipi: Savaşçı, öncü, gözüpek, hayatta kalan, ateşli ve hevesli, ‘ilk önce ben’ diyen.

Fışkıran hayat çeşmesi, dürtünün terbiye edilmemiş ateşi.

Bu burcun temel konusu egonun geliştirilmesi, insanın iradesini kabul ettirmesi ve dünyayı fethetmektir. Koç aceleci ve düşüncesizce hareket eden arketipik erkek gücünü sembolize eder. Koçun en önemli işi kendini keşfetmek, kendini tanımak ve bunu böyle istiyorum diyebilmektir. Koç o ânda yaşar, geçmişi yoktur. Her şey onunla başlar. Hisseder, harekete geçer, içinden geldiği gibi yaşar. Liderdir, fakat yöneticilik tarzında değil, yol açmak anlamındadır. Daha önce gidilmeyen yere gidip bakma tarzında bir liderliktir. Enerjisinin kaynağı egodan doğduğu için kontrolsüz ve başıboştur.” [3]

Uranüs gibi enerjisi son derece şok edici olan bir gezegenin 28 Mayıs 2010 saat 03.45 itibariyle öncü bir burç olan Koç’a girmesi çok büyük anlamlar ifade etmekte. Ferdî hürriyetin ön plana çıkacağı, ilmî çalışmaların hızlanacağı, ihtilâller ve hatta savaş sürecinin tetiklenebileceği yıllara hızla giriş yapmakta gibiyiz.

Jüpiter’in de 6 Haziran 2010, saat 08.29 da Koç burcuna giriyor olması ve 8 Haziran 2010, saat 13.28’de Uranüs ile kavuşum yapmaları, bahsettiğimiz bu enerjilerin buudlarını büyüterek sunacaktır bize. Jüpiter’in âlimleri ve adalet insanlarını temsil ediyor olması, bolluk, bereket ve himmetin anlamlarını içinde barındırıyor olması, bizim için bu birleşimin ne kadar anlamlı ve mühim olduğunu göstermiyor mu? Jüpiter’in Koç burcunda kişinin kendini keşfi konusunda manevî liderlerden alabileceğimiz desteğe işaret etmesi yanında, Uranüs gezegeniyle olan birleşimleri de ruhî şuurumuzun açılması, buud atlaması, âni ve hızlı bilgi akışının yanısıra pek çok açılımlar yaşayabileceğimiz bir sürecin işaretçisi olarak görebiliriz. Bu iki büyük padişahın bir araya gelip insanlığa sundukları faydadan istifade etmek, “kendimizi bilme” yolundaki adımlarımızı bu işaretler sayesinde daha da güçlendirerek yola devam etmek, akıllıca bir davranış olacaktır. Yoksa bu etkiler olumsuz bir nefis büyümesi sürecini de tetikleyip, kibirli, ben bilirim tavrı ile pek çok ayrışmayı ve kavgayı da beraberinde getirebilir. Gökyüzünde pek çok gerilimli ve zıt açıların işaretlerini aldığımız bu süreç hızlı değişimlere ve gelişmelere gebe. Tüm bunları lehimize kullanabilmek ise bizim elimizde.

“Hiçbir şey şuur seviyemize acısız ulaşmaz” diyen C. G. Jung’un bu sözünü de dikkate alarak, yoğun ve hızlı bir değişim sürecine girdiğimiz bu dönem, vazgeçişleri de beraberinde getirdiği için, bırakmamız gereken her şeyden arınarak ve temizlenerek Allah’ı bilme, bulma yolunda büyük rehberlerimizin eteğini bırakmadan yola devam etmekten başka bir çare yok. “Velîlerin nazarı kimyadır. O nazar kime isabet etse derhal değişir. Öyleyse ân bu ândır. Saat bu saattir. O velînin açtığı okyanus penceresinden bir bak ki, bir damla olur da idrakine dokunur. Okyanus içinde küçük bir okyanus daha uyanır.” Nazım Kıbrısî Hazretlerinin bu sözü çok ince idraklere nice kapılar aça…

 

DİPNOTLAR:

[1] Astroloji, Karma ve Dönüşüm, Stephen Arroyo, Tercüme: Gül Çehreli, İlhan Yayınevi, 2003

[2] Astroloji Dersleri, Barış İlhan, İlhan Yayınevi, 2004

[3] A.g.e.

 Aylık Dergisi, Haziran 2010

Bu Yazı için İlk Yorumu Sen Gönder
İsim
Email
Mesaj



Dergimizin Son Sayısı Çıktı!
Sayı: 3 - II.Dönem Yaz 2012



Anasayfa | Yazılar | Haberler | Seçtiklerimiz | Dergiler | Dergi Aboneliği
Künyemiz | Hakkımızda | Bayilerimiz | Dergimize Yazın | Web Sitemize Yazın
                                 Copyright © Telif Hakları AKADEMYA'ya Aittir