ANA SAYFA HABERLER DERGİLER BAYİ ADRESLERİ BİZE YAZIN İRTİBAT
SON HABER:  

28 ŞUBAT YARGILANSINAKADEMYA PANELLERİİBDA KÜLLİYATI İNDEKSLERİKALEMİNDEN MİRZABEYOĞLUKÜRT MESELESİRÖPORTAJLARSÖZ ÇAKAL CARLOSTA

- NECİB FAZIL -- SALİH MİRZABEYOĞLU -ABDÜLHAMİD KOÇAAHMED EYMENAKADEMYAALİ NACARAV. ALİ RIZA YAMANAV. GÜVEN YILMAZAYŞEGÜL AHFABİLGEHAN ERENCOYOTTEDR. NEVZAT ŞİPLEMEFATİH TURPLUGÖKHAN GÜMÜŞGÜLÇİN ŞENELHAKAN YAMANHAYREDDİN SOYKANHÜLYA UYARİKTİBASKÂZIM ALBAYRAKKENAN DURUMAHMUD E. DURUMÜJDE BAYRAMMUSTAFA SEÇKİNEROĞUZ YILDIRIMÖMER EMRE AKCEBEOSMAN AKYILDIZREHA SUVARİREİ TAKAHARARUKİYE AVCIRUKİYE ŞENELSEDAT BULUTSELÇUK ARSLANSELİM GÜRSELGİLSENCER EKİNSEZAİ KIRLANGIÇSİZDEN GELENLERTURAN DEMİRÜMİT ELÖNÜZELİHA KILIÇPARLAR

MÜJDE BAYRAM
Yazıları Paylaş
Deccal (Telegram)
Eklenme: 2011-01-01 | Okunma: 812

Deccal

(Telegram)

 

Müjde Bayram

 

 

O (Deccal) çıktığı gün (aynen bir insan gibidir) yemek yer. Ben size onun hakkında, benden önceki peygamberlerden hiçbirinin kendi ümmetine anlatmadığı hususları anlatacağım; onun sağ gözü meshedilmiştir (görmez) peltektir, göz hadakası yoktur, sanki hadakası çevrim içinde bir balgam gibidir. Sol gözü de inciden bir yıldız gibidir. Onun beraberinde sanki cennet ve ateşin birer misli vardır. Ancak hakikatte ateşi cennet, suyu da ateştir. Haberiniz olsun! Onun yanında iki kişi vardır; köy halkını inzar ederler. Bu ikisi köyden çıkınca, Deccal’ın ashabından ilki oraya girer.

Resulullah (S.A.V)

Ebu Said el-Hudrî (R.A)

 

Başucumda iki kitab var. “Biri Hakikat-i Ferdiye –Çöle İnen Nur-“, diğeri “Necib Fazıl’la Başbaşa –İntiba ve İlham-“. Abdülhakim Arvasî Hazretleri buyurmuşlar:

- “Görmek için evvela görülecek şey, sonra görecek göz, sonra da ışık lazım!’’

(Salih Mirzabeyoğlu, Hakikat-i Ferdiye -Çöle İnen Nur-, s. 35)

Görülecek şey yukarıdaki hadis-i şerif, göz ise sende, ışık ise dört duvar arasında “Ben aynı zamanda tebliğde bulunuyorum’’ diyen!

Üstad Necib Fazıl’ı şöyle konuşturuyor İBDA Mimarı:

- “Şimdi fikir konuşmak, hikmetleri ve değişik gerçeklik seviyelerini işaretlemek, tahlil ve muhakeme, inşa ve ibda zevkini vermek bakımından, doğrudan ölçülere girmiyorum, sadece onları sezdirmeye, sende onları uyandırmaya çalışıyorum; Sen bul diye!.. Aslında sakladıklarımdan biri şu ölçü: İnsan benim en büyük sırrım ve ben insanın en büyük sırrıyım…’’

(Salih Mirzabeyoğlu, Necib Fazıl’la Başbaşa –İntiba ve İlham- s. 233)

Hadis-i Şerifin zamanının üstüne çıkarak, kendi içindeki toplumlara hitab ettikten sonra “zamanını” bulmasındaki sır gibi... Hadis-i Şerifteki hitab şekline dikkat... Bilinen şey sır değildir bilence…

- “Benim bildiğimi bilseydiniz, daha az gülerdiniz ve daha çok ağlardınız.’’

(Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası, -B-Yedi- Bölüm:17)

Yaşanılmadan, tahayyül dahi edilemeyecek olan, görülecek şeyin, görülmesi gereken göz tarafından bilinmesi gereken iki hususu; asıl sırrın yaşayanda gizli olması, iki; iki gözden birinin, bir diğerine üstünlüğüdür. Ancak üstün olan göz, az güler ve çok ağlar…

***

“Mütefekkir, benim James Bond 007 dediğim apoletli, üniformalı GAY takımını NYMPHALAR olarak tabir ediyor. James Bond 007 gerçekten apoletli, üniformalı bir GAY kahraman. Kod adı PİÇ. Kendine sürekli PİÇ diyor. Babam diye hitab ettiği adam sahte “velî” kerametinde… James Bond 007, “Telefonu kapattığın gibi BEYNİNİ DE kapattın” diye mesaj geçiyor. Büyüğüm, “Düşünme!.. Sakın düşünme diye telkinde bulunuyor bana…”

***

- “… ve mukarriblerin Allah’a olan şevkleri de ancak ölüm ile sakin olur.”

(Salih Mirzabeyoğlu, Hakikat-i Ferdiye –Çöle İnen Nur-, s. 142)

***

“James Bond 007’nin en büyük zevki beni öldürmek. Beni ölümle korkutuyor. Kahraman PİÇ bedenime belimden nufuz edip, bedenimi kitliyor. Ruhumu bedenimde hapsediyor ve ben her seferinde derin soluk alışları ve derin hızlı kalb atışları ile, belki de 15 dakika gibi bir süre içerisinde vücudumu parça parça hissediyorum. Ruhumu bedenimden ayırıyor. Öldürüp diriltiyor. Her ölüm koma hâli! Her diriliş, kalbi duran insana verilen elektroşok sonraki hâl… Ama bilmiyor ölümden korkmadığımı, onun beni tehdit ettiği şey ölüm, benim ise vurgun olduğum tek şey, silahı silahım oluyor.”

***

Masonlar Hazreti  Nuh aleyhisselâmın gemi inşasında Geometriden ve buna bağlı olarak da Masonluğun kanunlarından faydalandığını iddia etmekteler. Onlara göre Nuh’un döllerinin Masonluktaki becerileri inkâr edilemez. Babil karmaşasından sonra Ham’ın ikinci oğlu MITRRAIM (İbranice Mısır demek) Masonluğu Mısır’a taşıyarak Piramitleri inşa etmiştir. Babil karmaşasından 268 yıl sonra Hazreti İbrahim Aleyhisselâm Geometri ve Geometri ile uygulanan sanatları öğrenip bilgilerini Hazreti İsmail’e, İshak’a ve Kantura’dan olan oğullarına, Hazreti İshak aracılığı ile Hazreti Yakub ve Esar’a ve ON İKİ PİR’e devreder. Hazreti Musa Aleyhisselâm Büyük Üstadı Muhteremdir. Hazreti Musa Aleyhisselâm’ın önderliğinde Büyük Mason Krallığını kurmuşlar ve  İsrailliler Kenan’ı ele geçirince Cennet’in Direktifleri ile Masonluğu geliştirmişlerdir. Kenanlıların en kutsal binası Filistinlilerin Gazze’deki iki ana sütununun üzerinde yükselen çatısı altında 5000 kişiyi barındıracak büyüklükteki DAGON tapınağıdır. Bu tapınak bu insanların gerçek Masonluktaki güçlü becerilerinin keşfinin bir göstergesidir. ÖLÜMSÜZ Tanrı’nın Kudüs’teki en büyük Tapınağı İsrail’in en şanlı Kralı Barışın ve Mimarînin Prensi Hazreti Süleyman Aleyhisselâm’ın talimatları ile yapılan ve sayısız marifetli Masonun çalıştığı SÜLEYMAN TAPINAĞIDIR. Bu tapınağın yapımında fazla çekiç sesi duyulmamıştır ve bunu Hazreti Süleyman Aleyhisselâm, SU KRALI HİRAM’a yahud HURAM’a ve ekibindeki sayısız marifetli Masona borçludur. Süleyman Mabedi üzerinde farklı tarikatların şanlı baş harflerini taşıyan ve Paros Mermerinden yapılma 1453 sütuna sahibtir. Tapınak Kral Süleyman tarafından o âna dek dünya üzerinde gelmiş geçmiş en mükemmel Masonluk eseridir. Masonlara göre Cennet’ten Düşüşten beri Geometrinin Prensibleri onun döllerinin kalblerinde olagelmiştir ve zaman içerisinde Yüce Mekanizmanın orantı kanunları gözlemlenerek pratik bir Orantı Metoduna ulaşılmıştır. (Hür Masonlar Anayasası-Bu en Kadim ve en Muhterem Kardeşliğin Tarihi, görevleri, düzenlemeleri vs Localar için, Londra Baskı 1723 (Masonluk yılı 1734. M.S 1734 ) Kuzey Amerikadaki kardeşlerin kullanması için Philadelphia’daki Tarikatın özel isteği ile yeniden basılmıştır. –Peter Blackstock–Gizli Sembol)

Mason dergisinin 29 sayısının 23. sayfasında Şeytanın feneri ulaşacağın yerdeki karanlığı aydınlatır ibaresinin geometri ve geometri ile uygulanan sanatlar arasındaki ve buna bağlı Masonluk gelişimi ile ilişkilendirdiğinizde karşınıza SEFİROT kavramı çıkar. Masonlara göre SEFİROT, Tanrı YEHOVA’nın yansıma şekli olan bir tür şemadır. Ve bütün kainat ve içindekiler bu şemaya göre hareket etmektedir. Masonlara göre Masonlukta bazı ritüelleri uygulayarak İNSAN, SEFİROT adı verilen ŞEMAYI etkileyebilir, böylelikle dünyanın gelişimine yön verebilir. (Yahudi asıllı yazar Elli Barnavi)

Masonlukta uygulanan ritüeller, metafizik dengeler, şeytanî güçler şuuraltı dünyasıyla ilişkili olup, semboller yoluyla psikolojik dünya üzerinde güç kazanmanın tehlikeli bir sanatı ve büyüye dayalı formunu içerir (Shimon Halevi, Kabala Tradition of Hidden Knowledge-Kabala ve Gizli Sırlar Geleneği). Ritüellerin tamamı büyünün genel teorisine bağlıdır. (Von Papus-Die Kabala). Yahudi bilginlerine göre “Kötü Kader” ancak “Gizli Bilimlerin” yardımıyla aşılabilinir, bu yüzden ferdî yoğunlaşma, derin dua-konsantrasyon ve çile egzersizleri ile çalışılmalıdır. (The Universal Jewish Encyclopedia).

Mason Törenlerindeki 3 safhadan oluşan ritüellerden biri Yakarmada Masonik İlahlara ve Şeytani Kuvvetlere yemin garantisi ile çağrıda bulunur, söz vermede; Şeytana yemin edilir, lanetleme de; yeminin tutulmaması hâlinde uygulanacak ölüm cezasıdır (Tarihte Günümüzde Masonluk, Paul Nauden, s. 186). Bazı kelime ve cümlelerin belirli sayıda ve yukarıdaki 3 aşamayı içeren ritüellerle desteklenmesi ile SEFİROT adı verilen şemayı etkileyerek dünyaya yön vermeye çalışan Masonlar için Geometri ve Ritüellere atfedilen Masonluk çalışmalarının ifadesi olan sembollerden en önemlisi altı köşeli yıldız, Hazreti Süleyman Aleyhisselâm (Mührü) yüzüğü olup, Masonlukta büyücülüğün sembolüdür.

***

Hazreti Bilal-i Habeşi (R.A) mescidine yakın bir yerde yeni inşa edilen caminin altını nerdeyse şehir merkezine kadar oyuk görmüştüm. Caminin altında eski kadîm döneme ait bir tapınak ve içinde koca bir mezar mevcuttu. Büyüğüm bana Yahudilerin ülkenin her yerinde Hazreti Musa Aleyhisselâm’ın sandığını aradıklarını ve Hazreti Süleyman Aleyhisselâm’ın yüzüğünün bu topraklar üzerinde bir yerlerde saklı olduğunu bildiklerini söylemişti. Kazı çalışmalarının yapıldığı yerde nöbet tutan kişiye dikkat etmemi istedi. Ve onun bir Alevi olduğunu belirtti. Ayak üstü ufak bir muhabbet ve büyüğümün sıkıştırması ile Alevi olduğunu itiraf etti.

“James Bond 007 bir Alevi olduğunu ve daha sonra iman(?) ettiğini söylemişti. Onu gerçekte herkesin bir Solcu olarak tanıdığını, gerçekte ise SAĞCI (çok ciddi bir ses tonu ile) olduğunu belirtti. Telegramı yeryüzünün sathına, zemine çok yakın duran ama gözle görülemeyen bir sinerjik enerjiyi kullanarak gerçekleştirdiğini, insanların beyinlerinin tamamını kullanabilmeleri hâlinde herkesin bunu yapabileceğini söyledi. Asıl hazinenin yani Hazreti Musa Aleyhisselâm’ın sandığının Hatay’a yakın bir dağda yahud tepelikte gizli olduğunu söylemişti.”

***

- “Deccal doğu taraftan çıkar.’’

(Müslim, Ebu Davud, Tirmizî,  İ. Mace, İ. Ahmed, İ. Ebî Şeybe, Hakim)

- “Deccal doğudan Horasan denilen yerden çıkacak. Ona yüzleri deri kalkanlarını andıran bir halk tâbi olacak.’’

(Ebu Bekir R.A, Tirmizî)

***

Gerçekte Masonlar (İbraniler) Mısır SIR OKULLARINI kuran HİKSOSLARDIR (Tarihçi Turgut Gürsan-Yahudi Tarihçi Josephus). Paulusyenler ise Masonları Ortadoğuda dolaşan evsiz barksız Çingeneler olarak tanımlarlar. Yahudi yazar Arthur Koestler “Yahudi diye bilinen ırk, Rusya’dan gelen bir göçebe halktır” diyerek, özellikle Rusya’daki yoğun Yahudi nufusa dikkat çekmiştir. 1877 yılında  doğan ve bir HAHAM tarafından yetiştirilen STEFAN OSSOWİECKİ “İlk Telapati Deneylerini Gerçekleştiren kişi olup RUSTUR.’’ İkinci Dünya Savaşı öncesi 1942 yılında Çek Ordusu için hazırlanan Geleceği Görme, Hipnotizma ve Manyetizma adlı el kitabını yine kendisini İsrail Davasına adayan Duyu Ötesi Algılama ve Geleceği Görme konusunda büyük çalışmalarda bulunan bir Yahudi araştırmacı hazırlamıştır (Richard Deacon). Dr. Milan Ryzl, Rusların Mosva, Leningrad, Omsk, Irkutsk, Vladivostok, Khabarovsk ve Sartov kentlerinde PARAPSİKOLOJİK deneyler yaptığını, bu bölgelerde ASKERÎ KONTROL ALTINDA tutulan laboratuarlar bulunduğunu, SİBİRYA’DA GİZLİ ÜSLER OLDUĞUNU, DUROV Enstitüsünde çok sayıda uzmanın telepati ve duyu ötesi algılama konularında yoğun deneyler yaptığını açıklamıştır.

***

Hiksoslar Babil Krallığında yaşamış, daha sonra krallığın yıkılması ile Mısır’a göç etmişlerdir. Hiksoslar Mısır tarihini kendilerine mâledip, bir Yahudi tarihi oluşturmuşlardır. Tevrat ve Eski Ahid’i, aynı zamanda İncil’i Tahrif ederek kendilerine uyarlamışlardır (Yahudi Yazar Arthur Koestler ve Mısırlı Ejptolog Mustafa Gadalla). Burada önemli olan şey, Hiksoslar olarak nitelenen topluluğun kurmuş olduğu ve tüm Mısır’a hakim olan Sır Okullarında tatbik edilen ve Firavunlara hakim olup, Piramitleri inşa eden gücün kaynağının ne olduğudur. Hür Masonlar Anayasasında da Masonların Hiksoslara atfedilen kadîm geçmişlerinde Hazreti Süleyman’ın aslında Süleyman Mabedi inşaındaki tüm becerileri boçlu olduğunu söyledikleri SU KRALI Hiram veya Huram’ın kim olduğudur.

Masonlar, Hazreti Süleyman Aleyhisselâm hakkında Kur’an-ı Kerimde Peygamber olduğuna dair bilgi gelince “M……. Süleyman’ı Peygamber sanıyor, halbuki o bir büyücüdür’’ demişlerdir. Bunun üzerine Bakara suresi 102. âyet-i kerime nazil olmuştur. Âyet –meâlen- şöyle:

- “Şeytanların Süleyman’ın hükümdarlığı hakkında söylediklerine uydular. Oysa Süleyman kâfir değildi, ama insanlara sihri öğreten şeytanlar kâfir olmuşlardı. Babil’de, melek denilen Harut ve Marut’a bir şey indirilmemişti. Bu ikisi "Biz sadece imtihan ediyoruz, sakın inkâr etme" demedikçe kimseye bir şey öğretmezlerdi. Halbuki bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Oysa Allah’ın izni olmadıkça onlar kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı. And olsun ki, onu satın alanın ahiretten bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şeyin ne kötü olduğunu keşke bilselerdi!”

***

“James Bond 007’yi tanımadan 1 hafta önce, rüyamda karanlıkta yüzleri belli olmayan iki erkeğin kibrit kutusu genişliğinde uzunca beyaz bir kağıda bir şeyler yazdığını gördüm. Yazı Mısır’ın en eski halklarından olan Berberîlerin bugün de hâlâ bilip kullandıkları çivi yazısını andıran bir yazı ile Süryanice karışımı ve bakıldığında Arabça intibaı bırakan bir yazı. Ama kesinlikle Arabça değil. O uzunca kağıdı yazdıktan sonra katladılar ve içime koydular. Tam o ân garib ve iğrenç bir his ile uyandım. Uyandığımda ellerimin ve ayaklarımın tamamen sağa ve sola doğru en açılabilecek şekilde açık olduğunu gördüm. Ona sordum senin CİNİN var mı diye… Evet, dedi. Hem de iki tane. Nereye gitsem benimle beraberler ve ben zaten seni, sen beni tanımadan önce kimlik bilgilerine kadar tanıyordum.”

***

Hiksoslar (Masonlar-İbraniler) Babil’de her meseleyi falcılıkla, sihirbazlıkla ve illüzyonlarla hallediyorlardı. Cin, peri çağırmak, kötü ruhları esir almak, gizli güçleri kullanarak harikalar meydana getirmek, aralarında revaçta olan işlerdi. Çeşitli ilaçlar, zehirler, mutluluk, mutsuzluk ve aşk iksirleri satarlardı. Uzaktaki bir kişinin ne yaptığını, nerede olduğunu ve hattâ ne yapmak istediğini bile söyleyebilirlerdi. Ayak izlerinden, kişilerin kullandıkları eşyalardan kalem yahud boya ile çizilmiş resimlerden, tütsülerden, kokulu otlardan yararlanırlardı. Çinliler arasındaki büyü çalışmaları, Kuzey ve Orta Asyadaki ŞAMANİZM inancı BABİL kökenlidir. Bir Hadis-i Şerifte Söylendiği gibi Deccal Horasan’dan bir diğerinde ise İsfahan Yahudiyesinden çıkacaktır ibaresi, Eski Babil İmparatorluğu toprakları olan bu bölgelere bu nazardan işaret olabilir mi? Deccal çıktığında yılların, ayların ve günlerin kısalığı ile alâkalı hadis-i Şerif ise ŞAMANİZMİN merkezi olan Kuzey Asya’ya işaret? Devamında Hiksoslar Eski Mısır’da Firavunların Rüyalarına müdahale ederek yönetimde söz sahibi ayrıcalık sahibi kişilerdi.

***

- “Musa âsâsını yere atar atmaz apaçık bir yılan (ejderha) oluverdi; elini çıkardı, bakanlar bembeyaz olduğunu gördüler. Firavun milletinin ileri gelenleri, "Doğrusu bu bilgin bir sihirbazdır, sizi memleketinizden çıkarmak istiyor" dediler. Firavun: "Ne buyurursunuz?" dedi. "Onu ve kardeşini eğle; şehirlere toplayıcılar gönder, bütün bilgin sihirbazları sana getirsinler" dediler. Sihirbazlar Firavun’a geldi, "Yenecek olursak bize şübhesiz bir mükafat var değil mi?" dediler Evet hem de siz mutlaka yakınlarımdan olacaksınız, dedi. (Sihirbazlar), “Ey Musa sen mi (önce) atacaksın, yoksa atanlar biz mi olalım?” dediler. Musa: "Siz koyun" dedi. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca insanların gözlerini sihirlediler ve onları ürküttüler, büyük bir sihir yaptılar. Biz de Musa’ya, "Âsânı at!" diye vahyettik. Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.”

(A’raf Suresi 107-117. âyeti kerimeler)

Aylık Dergisi, Kasım 2010

Bu Yazı için İlk Yorumu Sen Gönder
İsim
Email
Mesaj



Dergimizin Son Sayısı Çıktı!
Sayı: 3 - II.Dönem Yaz 2012



Anasayfa | Yazılar | Haberler | Seçtiklerimiz | Dergiler | Dergi Aboneliği
Künyemiz | Hakkımızda | Bayilerimiz | Dergimize Yazın | Web Sitemize Yazın
                                 Copyright © Telif Hakları AKADEMYA'ya Aittir