Emperyalist
Domuzun Gribi
Dr.
Nevzat Şipleme
“Virüs,
tabiattaki en basit canlı türlerinden bile daha basit bir yapıya sahibtir.
Bildiğimiz gibi bakterilerin vücudu yalnızca tek bir hücreden oluşan yalın bir
anatomiye sahiptir. Fakat virüslerin vücudu bir hücreden bile oluşmaz. Yalnızca
hücreyi oluşturan temel yapıtaşlarının çok az bir miktarının yine kompleks bir
yapı oluşturmalarından meydana gelmiştir”
Bir
hücreden bile oluşmayan, “protein, enzim ve nükleik asitler”den oluşan basit
bir yapıya sahip olmasına nazaran “ne amaç uğuruna kendini çoğaltmaya çalıştığı
ve canlı-cansız formları arasında nasıl gidip geldiği” bilinemeyen, ama
birbirlerinden güç alarak her geçen gün daha dirençli hâle gelmekte olan
yaratıklardır virüsler.
Mevzuumuz
virüsler değil, ancak metrenin milyarda biri “nm: nanometre” ile ölçülebilen
bir hücrenin sahib olduğu komponentlere bile sahib olmayan bu yaratıkların bir
hurucuna şahitlik ediyor dünya. Batıda Hıristiyan mitolojisine atfen “Mahşerin
dördüncü atlısı” benzetmelerine mevzu olması da bu yüzden olsa gerek…
Sen
bir taraftan “Mars’a” git, diğer taraftan elektron mikroskobu ile görebildiğin
bir canlıya madara ol. Bakalım neler olacak. SARS, kuş gribi, KKKA, derken
şimdi de bu…
Domuz
gribi: Meksika merkezli domuz çiftliklerinden dünyaya yayılmış olan İnfluenza A
H1N1 virüs tipinin yol açtığı bir grip hastalığı. Daha tehlikeli alt tipleri
ile beraber…
Domuz
gribi denmesinin sebebi hastalığın domuzlarda bulunması ve domuzdan insana
geçen bir virüs türü ile oluşması. Özelliği de insandan insana da kolaylıkla
bulaşabilmesi.
Tipik
belirtileri: Kırk dereceye kadar çıkan yüksek ateş; baş, eklem ve kas ağrıları;
öksürük, halsizlik ve iştahsızlık. Bazı hastalarda burun akıntısı, burun
tıkanıklığı, boğaz ağrısı, bulantı, kusma ve ishal de görülebilir. Bu gribi
hemen her kış yakalandığımız gripten ayıran husus, yeni ve dirençli bir virüs
türü ile oluşması. Aksi hâlde, belirti ve bulgular yönü ile pek farkı
bulunmuyor.
Acil
müdahale gerektiren haller ise: Zor nefes almak veya nefes darlığı, şuur
bulanıklığı, sık ve uzun süreli kusma.
Domuz
gribi âdeta bir "fenomen" hâline geldiğinden, normal bir gribi
anlatır gibi anlatmak da kanaatimizce doğru değil. Abartılı davranışlar ortaya
çıkıyor böyle olunca…
Halkımız
için söyleyecek olursak; bulaşma, öncelikle direkt bu hastalığa yakalanmış bir
insanla karşılaşmak, aynı ortamı paylaşmış olmak gibi şartlarda beklenir. Hasta
kişilerle karşılaşmış olanlarda yukarıda bahsedilen belirtiler görülecek
olursa, en yakın sağlık kuruluşuna, mümkünse bir hastahaneye ve daha iyisi bir
intaniye kliniğine müracaatı tavsiye edilir. Aksi halde her boğazı ağrıyan ve
her ateşi yükselen kendisinin domuz gribi hastalığına yakalandığı şübhesine
kapılırsa doğru yapmış olunmaz.
Diğer
taraftan, ihmale gelmez yönü elbette ki var. Zira vaktiyle milyonlarca insanın
öldüğü pandemileri görmüştür bu koca dünya. Korkunun kaynağı biraz da bu tür
hassasiyetler.
Nerede
gerçeklik, nerede psikolojik harb, nerede zaaf, nerede manipülasyon olduğunun
farkına varmak gerek… Ve esas düşmanın!
Bu
yazının kaleme alındığı dönemlerde verilen bilgilere göre Dünya Sağlık Örgütü,
domuz gribinin 120 ülkede, 77 bin 201 kişiye bulaştığını, 332 kişinin
hastalıktan öldüğünü bildirdi.
Bir
Amerikan operasyonu etmez… Irak, Afganistan, Somali…
Ve
Dünya Sağlık Örgütü, hastalık ile alâkalı olarak önce salgın hastalık
uyarısında bulunurken, sonra en yüksek seviye olan altıya çıkarıldığını
açıkladı salgın seviyesinin. Bu, kıtalar arası salgın seviyesi demek…
BATICI
EMPERYALİST-KAPİTALİST-MATERYALİST İMALAT
Nasıl
ortaya çıkıyor? Kapitalist ahlaksızlığın deveyi hamuduyla götürme sevdalarının
etkileri, hatta malum GDO uygulamalarının bu süreçteki rolü dikkat çekilmesi
gereken hususlardır. Gerisini, Aykut Kılıç’ın tercüme ettiği ve
kısaltılmış hali The Guardian'da basılan, ilk olarak 27 Nisan 2009'da
ABD'deki socialistworker.org sitesinde yayınlanmış olan makaleden takib
edelim:
“Altı yıl önce Science dergisi, Bernice
Wuetrich tarafından hazırlanan başyazısında, 'yıllar süren durağanlığın
ardından Kuzey Amerika domuz gribi virüsünün hızlı bir evrim rotasına
girdiğine' dair delillere yer verdi. (...)
Fakat
domuz gribinin evrimini hızlandıran nedir? Muhtemelen kuş gribinin yeniden
üremesine yardımcı olan şeyle aynı.
Virologlar
uzun bir süredir Güney Çin'deki entansif tarım sisteminin -pirinç, balık,
domuzlar ile evcil ve vahşi kuşlardan oluşan son derece üretken bir ekoloji-
gribin hem mevsimlik 'sürüklenme' hem de dönemlik genetik 'kayma' şeklinde
gerçekleşen mutasyonundaki en önemli faktör olduğunu düşünmekteler. (Tıpkı
1997'de görülen H5N1 virüsünde olduğu gibi çok nadir olarak doğrudan kuşlardan
domuzlara ve / veya insanlara sıçrama da gerçekleşebilir.)
Fakat
çiftlik hayvanları üretiminin şirketler vasıtasıyla endüstrileşmesi, Çin'in
gribin evrimi üzerindeki tabiî tekelini kırmıştır. Birçok yazarın işaret ettiği
üzere, geçtiğimiz birkaç on yıl içerisinde, hayvan yetiştirme, okul
kitablarında resmedilen mutlu aile çiftliklerinden ziyade, daha çok petrokimya
endüstrisini andırmaya başlayan bir şeye dönüşmüştür. (...)
Geçen
sene Pew Araştırma Merkezi tarafından oluşturulan özel bir komisyonun
'endüstriyel çiftlik hayvanı üretimi' üzerine yayınladığı önemli rapor akut bir
tehlikeyi vurguluyordu: 'Büyük hayvan sürülerinin barındırdığı daimi virüs
döngülerinin, mutasyon ve yeniden bir araya gelme olayları aracılığıyla yeni
bir virüsün ortaya çıkma imkanlarını artıracak. Böylesi bir durum insandan
insana bulaşmanın daha etkin bir hâle gelmesiyle sonuçlanabilir.'
Komisyon
ayrıca domuz fabrikalarında (kanalizasyon sistemi veya insanî bir ortama ucuz
bir alternatif olarak) gelişigüzel antibiyotik kullanımının dirençli Staph
enfeksiyonlarının ortaya çıkmasına, aynı zamanda kabızlık haplarının koli
basili salgınlarına ve Caroline'daki nehir ağızlarında bir milyar balığı ve hastalık
kapan onlarca balıkçıyı öldüren ve 'cehennnemden gelen tek hücreli' olarak
adlandırılan Pfiesteria'nın yaygınlaşmasına sebeb olduğunu ifade ediyordu.
Fakat
bu yeni patojen ekolojiyi ıslah etmeye yönelik herhangi bir çaba, Smithfield
Foods (domuz) ve Tyson (tavuk) gibi çiftlik hayvanı şirketlerinin sahip olduğu
canavarca gücü karşısına almak zorundadır. Başkanlığını Kansas Valisi John
Carlin'in yapmış olduğu Pew komisyonu, ortaklaşa yapılan araştırmalara
sağlanan malî desteğin kesilmesine yönelik küstahça tehditler de dahil olmak
üzere şirketlerin araştırmalarını nasıl sistematik bir şekilde engellediğini
rapor etmiştir.
Ayrıca,
bu ziyadesiyle 'küreselleşmiş' ve eşit derecede milletlerarası siyasi güce
sahib bir endüstridir. Tıpkı Bangkok merkezli kümes hayvanları üreticisi
Charoen Pokphand'in Güneydoğu Asya'da kuş gribinin yayılmasındaki rolüne
ilişkin incelemeleri sümen altı edebildiği gibi, domuz gribi salgınına ilişkin
epidemiyolojik araştırma da domuz endüstrisinin şirket duvarına toslayacaktır.
Bu
dumanı hala tütmekte olan silahın asla bulunamayacağı anlamına gelmemektedir:
Halihazırda Meksika basınında gribin merkez üssünün Veracruz eyalatinde,
Smithfield Foods'a ait devasa bir şirket olduğuna ilişkin dedikodular
dolanmaktadır.”
REÇETE:
ANTİEMPERYALİST ŞUUR VE TIBB-I HAKÎM
Bütün
bunlardan sonra anlaşılması gereken hakikat halinde söylersek: Temelde
kurtulunması, dikkat edilmesi gereken Amerikalılar yahut Meksikalılar değil,
bir tür Amerikan-Batı mikrobu olan emperyalist-kapitalist-materyalist mantıktır…
Ülkeden –şuurdan- defedilmesi gereken esas virüs budur: “Emperyalist domuz”.
Zira meselenin müsebbibi açıkça emperyalist-kapitalist zihniyettir, şuurdur,
reflekstir…
Bu
kadar sözden sonra şunu rahatça söyleyebileceğimizi düşünüyorum: Domuz gribi emperyalist-kapitalist
dünyanın hediyesidir 21.ci yüzyıl insanına… Bu, komplo teorilerine malzeme
olduğu gibi, kontrol altında olan kasıtlı bir hâl de değildir. Kanaatimize göre
bir zaaf, isteğe bağlı değil kontrol dışı ortaya çıkan bir durum… Bunun yanında
piyasaya sürülen komplo teorilerinin mevzuu saptırmaya, ortaya çıkmış olan
emperyalist zaafı örtbas etmeye yönelik bir komplo olduğunu düşünüyorum…
Tersinden komplo…
Buradaki
temel başarı kanaatimizce emperyalist enformasyon ağının hadiseyi manipüle edebilme
kabiliyetidir. Düşmanını, muhatabını, muarızını iyi tanırsan, onu istediğin
gibi manipüle edebilir, istediğin gibi yönlendirebilir, istediğin gibi
düşünmesini sağlayabilir, istediğin gibi politik manevralar yapmasını
sağlayabilirsin. Bunu iyi yapıyor gidinin oğlu.
Öyle
bir tezgah ki, kazansa da kazanıyor, kaybetse de kazanıyor… Irak'ta üç günde
savaş bitecek, hakimiyet tesis edilecekti meselâ. Tutmayınca ortaya sürülen
şayia, “zaten biz bir düzen sağlanmasını istemiyoruz ki; oradaki kargaşa
işimize geliyor” teranesi oldu. Domuz gribi başına-ayağına dolanıyor, sonra
"ben yaptım". Buradan bile güç devşirme derdinde. Yersen. O günler
bitti.
Tüm
dünyada “Müslüman yüreklere; insan yüreklere” çarptıkça etkisini kaybeden ve
küle dönen “emperyalist domuzlar diktatoryası”; kuduran, saldırganlaşan,
hayvanlaşan, kontrolünü kaybeden, her türlü hastalığın ve pisliğin kaynağı
"emperyalist şuur" son günlerini yaşamaktadır Allah’ın izniyle. Domuz
gribiyle mücadele konsepti budur bizce.
Kendi
habis şuurunu dünyaya enjekte etmek gayretinde olan emperyalist-kapitalist
Batıcı zihniyet, insanlığın ve insanca yaşayabilirliğin biricik düşmanıdır.
Evet doğrudur, bu bir "hayat biçimi" mücadelesidir.
Bu
süreçte, kapitalist-emperyalist-materyalist mikropla enfekte olmuş şuurlarımızdır
kurtulmamız gereken; ve “kendi dünyamızın”, “yaşanmaya değer hayatın” inşaı
ihtiyacını algılayabilecek seviyeye gelmektir olması gereken.
Tıbb-ı
Hakîm?
Aylık Dergisi, Aralık 2009