İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ
XII
– EK
İslâmı
Yenilemek
(AKINCI GÜÇ-İBDA
KADROSU’NA İTHAF)
İSLÂMI YENİLEMEK
* İslâm
yenilenmez. Anlayışı yenilemek gerekir.
* Anlayış
mı?.. Nurun aynadaki aksi... Aynayı yenilemek...
* Güneş
yenilenemez, Göz yenilenir.
* İslâm, başı
ve sonu olmayan ebedî yeninin ismi... Ona her ân biraz daha nüfuz etmektir ki,
yenilik...
* “Bir günü
bir gününe eş geçen aldanmıştır” hadisindeki sonsuz hikmettir ki, yeninin ve
yeniliğin sırrını getirmiştir.
* Dava işte
bu mânada İslâm'ın yeni neslini yuğurmakta...
* İslâmın en
yeni, değiştirilmez ve örnek nesli, Resûl eliyle yuğurulan sahabiler...
* Sahabilerin
ardından “Tabi”ler bu nesil çizgisini uzatmışsa da onlardan sonra dava içtimaî
plânda zaafa uğramış ve büyük ferdî zuhurların çevrelediği mahzun zümrelerden
öteye geçilememiştir. Bu tecellide, muhafazası en zor iş olan aşkı kaybetmenin
ve kaba akılla yapayalnız dış plânda kalmanın neticesi olarak ilâhî hikmet
aşikâr...
* Emevî ve
Abbasî devrelerini takip ederek Türk'ün eline geçen İslâmî devlet livası, 600
küsur yıllık gerçek devlet hayatının ancak 250 senesinde böyle bir nesle
yataklık etmiş, ondan sonra 300 yıl korkunç bir aşk ve üstün anlayıştan
yoksunluk çığrına girmiş, 100 küsur senedir de, aynı ham yobaz ve kaba softa
idrakinin tersine dönük şekliyle bütün cehdini İslâm'a karşı çıkmakta
bulmuştur.
* O gün
bugündür ki, nesillere kahraman diye tanıtılanlar, İslâm'dan tiksinmenin fikrî
ve fiilî icracıları olmuştur.
* İslâmı,
zatından zerre feda etmeden olanca saffet ve asliyetiyle kucaklayabilecek ve
nefslerinde yenileyecek nesillerin böylece köküne kibrit suyu dökülmeye
başlanınca din ihtiyacından büsbütün kurtulamayan muvâzaacı mizaçlar her
tarafta işi reformculuğa dökmüş; ve olduğu gibi bir İslâm yerine, oldurulmak
istenildiği tarzda bir İslâm'a kapı açmaya bakılmıştır.
* Reformcu,
İslâm'ı şu veya bu görüş ve mezhep lokomotifine bağlamak, onu zatına ve aslına
göre değil, kendi şahsî nefsine ve idrakine iliştirmeye kalkmak, böylece çürük
gördüğü bir binayı kendince payandalamaya yeltenmek bakımından, İslâma cepheden
zıt olanlardan daha tehlikelidir; ve İslâmı kalb ve göz yenilenmesi yoluyla
koruyacak olan nesil, cemiyet dairesi içinde kendisine üç düşman tanıyacaktır;
aşksız ham yobaz, duygusuz kâfir, nasipsiz reformcu... Yani ruhu, kör nefsinde
kabuklaştıran, büsbütün inkâr eden ve ikisi arasında arabuluculuğuna kalkışan...
* İslâm, 500
yıl kılıcını elinde tutan Türkiye'de bozuldu ve her yerde altüst oldu. Bu,
ancak Türkiye'de düzelirse her yerde sağlığa kavuşabileceğine ait İlâhî bir
ihtar...
* İslâmı yenileyecek olan nesil, bu ruh ve madde
felâketleri Türkiye'sinde son ve som, hepçi ve bütüncü tepki hâlinde zuhur
etmekle mükellef...
* Bunca
zevalin ardından ancak kemâl çığırı açılabilir...
* Dört büyük
halifenin sırayla şiarları olan merhamet, celadet, edeb ve akılda tam ikmalli
ve teçhizatlı olarak, 15. İslâm Asrının eşiğinde, İslâmı yenileme davasını
çözümlemeye güçlü nesilden, ana rahmini tekmeleyici sesler duyuluyor. Aya
gitmek hüner değil, bu sesleri güneşten duyulacak derecede fikirde ve aksiyonda
yükseltmek marifet...
ESERİN 1968’DEKİ İLK BASKISINDA
NECİP FAZIL KISAKÜREK’İN İTHAFI
İTHAF
Bu eser, benim bütün varlığım, vücut hikmetim her
şeyim... Ben, arının peteğini hendeseleştirmeye memur bulunması gibi, bu eseri
örgüleştirmek için yaratıldım. Şiirlerim de, piyeslerim de, hikâyelerim de,
ilim ve fikir yazılarım da sadece bu eserin belirttiği bina etrafında bir takım
“müştemilât”dan başka bir şey değil...
Güzelim türkçenin “katık” tâbiri ne kadar yerinde.
Gerçek gıda “nân- aziz” dediğimiz ekmektedir ve gerisi, ona katılmaktan kinaye
“katık”dan ibaret... İçinde yüzde elliden fazla (hidro- karbone) cevher
bulunduran ekmek, pastaların üstündeki her türlü krema ve (fantezi) oyunlarına
sırt çevirmiş, kuru ve yavan, fakat besleyici ve kurtarıcı fikre ne güzel
remz!..
İşte, Türk ruh köküne bağlı olarak son 25 yıl içinde
yetişen, bugün Bakan, profesör, milletvekili, doktor, avukat, gazeteci,
partici, kim varsa gıdasını Büyük Doğu ekmeğine borçlu bildiğim ezel kadar eski
ve ebed kadar yeni, topyekûn insanlık çapındaki dâvanın bu eserini tamamlarken,
onu, aynı dâvanın en mümtaz kadrosu Kayserililere bastırmakla hususî bir zevk
duyduğumu belirtir ve Anadolu gençliğine ithaf ederim.
1968
N.F.K.